Haziran 11th, 2010 by admin
İnsan Hakları Evrensel Bildirisine göre “Her insanın sağlıklı yaşamaya, hastalandığında devletten bakım istemeye, sağlık ve sosyal yardım hizmetlerinden yararlanmaya hakkı vardır.” Bu nedenle bildiriyi imzalayan ülkeler, insanlarının sağ¬lığını korumak, bakım ve tedavilerini yaptırmakla yükümlüdür. Bunu gerçekleştirmek amacıyla sağlık hizmetlerini ülke çapın¬da örgütlemeli, örgütleme için gerekli personel, teknik araç gereçler sağlanırken yersiz ve gereksiz masraflardan kaçınmalı¬dır. Sağlığın temel amacı doğrultusunda kişilerin sağlıklarının korunması ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Hastaların tedavisi, tedavi edilenlerin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için çalışmalar yapılmalıdır. Bu amaçlara ulaşabil¬mek için de birey ve ailelerin yaşadıkları ortamlar izlenmeli, veriler toplanmalı, problemler saptanmalı, problemler öncelik sı¬rasına konularak çözümler geliştirilmelidir.

a. Sağlık ölçülebilir bir kavramdır
Sağlıkla ilgili çalışmaların doğru yürütülebilmesi için objektif sayısal değerlere gereksinim vardır. Örneğin bir yörede yaşayan belirli sayıdaki insanın ne kadarında beslenme yetersizliği görülür? Verem hastalığı ne orandadır ve yıldan yıla ne kadar değişir? Bağırsak enfeksiyonları ne oranda ve ne zamanlarda görülür? Yöredeki nüfus artış hızı, doğum oranı, ölüm oranı, ortalama yaşam süresi nedir? Doğan her çocuktan ne kadarı yaşar? Bu sorular, yapılacak araştırmalar sonunda bu¬lunacak sayısal verilerle yanıtlanabilir. Bu da bize sağlığın ölçülebilir bir kavram olduğunu gösterir. Sağlık ölçütleri denilen ve kayıtları düzenli olarak tutulan bu sayısal değerler sayesinde sağlık hizmetleri planlanabilir; insanların problemlerine ve gereksinimlerine uygun hizmetler ekonomik olarak geliştirilebilir. Sağlık ölçütlerinden tüm dünyada ortak olarak kullanılanlar; sağlıkla ilgili harcamalar, nüfus artış oranı, ana ölüm hızı, bebek ölüm hızı, kaba doğum hızı ve kaba ölüm hızıdır. Sağlık ölçütleri, bir ülkenin sağlık düzeyini gösterir. Sıraladığımız bu sağlık ölçütlerini aşağıdaki gibi kısa kısa tanımlayabiliriz:
Ana ölüm hızı; toplumdaki analardan bir yılda, gebelik, doğum ve lohusalığa bağlı olarak ölenlerin sayısının, aynı yılda gerçekleşen canlı doğumlara bölümünün on bin ya da yüz bin katıdır. Kadınların, yaşamlarında sağlık problemleriyle en çok karşılaştıkları ve en hassas oldukları dönemler gebelik, doğum ve lohusalıktır. Bu nedenle doğurganlık döneminde¬ki kadınlara özgü sağlık hizmetleri ne kadar ileri düzeydeyse, anaların ölüm oranı o kadar düşük bir hızda seyreder. Bu da sağlık hizmetlerine verilen önemin ölçütüdür. Ana ölüm hızı, gelişmiş ülkelerde, gelişmekte olan ülkelere göre daha düşük¬tür. Örneğin Afganistan’da yüz binde 1700, Japonya’da yüz binde 18′dir.
Ülke Nüfus artış oranı (binde) Kaba ölüm hızı (binde) Bebek ölüm hızı (binde)
Pakistan 23 8 ‘ 83
Hindistan 18 9 67
Türkiye 17 7 .36
İngiltere 3 10 - 5
Almanya 3 10 /4
Japonya 2 8 / 3
Bebek ölüm hızı; bir yıl içinde canlı doğan ve o yıl içinde ölen bebeklerin sayısının, o yıldaki canlı doğum sayısına bölümünün bin katına denir. Bebeklik döneminde ölüm riski yüksek olduğundan bebek ölüm hızı önemlidir. Çizelge 1.1′de bazı ülkelere ait bebek ölüm hızları ile bazı göstergeler verilmiştir.
Kaba doğum hızı; bir yıldaki toplam canlı doğum sayısının, yıl ortasındaki nüfusa bölümünün bin katıdır.
Kaba ölüm hızı; bir yıldaki ölüm sayısının, yıl ortasındaki nü¬fusa bölümünün bin katıdır.
Çizelge 1.1 : Ülkelere göre bazı sağlık göstergeleri (Kaynak: UNICEF, 2004)
Kaba doğum hızı ve kaba ölüm hızı, ülkede insan sağlığına verilen önemi gösteren sağlık ölçütlerindendir. Örneğin 2004 yılı UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) verilerine göre kaba ölüm hızları binde olarak Çizelge 1.1′de verildiği gibidir.
Kaynak:
Sağlığa Etki Eden Etmenler