Hamilelik, gebelik belirtileri nelerdir, ne zaman başlar

Ocak 14th, 2010 by admin

Bu yazıda Hamilelik, gebelik belirtileri nelerdir, ne zaman başlar, ne sılıkla doktora gidilir, nasıl hesaplanır, gebelik testleri nelerdir, bebek hareketleri ve doktor kontrolü konusunda mumcu.com da yazımış makaleyi verecez.

Gebelik Belirtileri

Gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhangi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Bebek sahibi olmak için bir kadının en uygun olduğu yaş dilimi 18-35 yaşlar arasıdır.Bu dönemin başlangıcında kadının kendi vücudu gelişimini tamamlamıştır ve bir bebek gelişimi için uygun hale gelmiştir.

Yaşınız ya da pozisyonunuz ne olursa olsun gebe kalmak istediğinizde ya da gebe olduğunuzu düşündüğünüzde mutlaka uzman bir hekime müraacat etmelisiniz.

Gebelik ne zaman başlar ?

Gebelik erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllediği anda başlar.Bu andan 8.haftanın sonuna kadar olan dönem ebryonik dönem olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan doğuma kadar olan süreye de fetal dönem denir.

Gebelik yaşı nasıl hesaplanır ?

Gebelik yaşı hesaplanırken gebe kalındığı düşünülen ilişkinin gerçekleştiği gün kriter olarak alınmaz. Tüm dünyada ve terminolojide bir standart sağlayabilmek amacıyla son adet kanamasının ilk günü (SAT, son adet tarihi) gebeliğin başlangıcı olarak alınır. Gebelik yaşı hesaplanırken ay kullanılmaz. İnsanlarda gebelik 280 gün sürer. Bu 40 haftaya denk gelmektedir. Sonuç olarak gebelik hafta olarak tanımlanır ve başlangıcı olarak da son adet kanamasının ilk günü esas alınır.

Bebeğin doğum tarihi nasıl hesaplanır ?

Bebeğin beklenen doğum tarihini (BDT) hesaplamak için oldukça basit bir yöntem vardır: 7 gün ekle 3 ay çıkart. Negele yöntemi adı verilen bu sistemde SAT’ne 7 gün eklenir ve 3 ay geriye gidilir. Bir örnekle açıklayacak olursak son adet kanamasının ilk günü 7 Temmuz olan bir anne adayını ele alalım.

Bu hasta için beklenen doğum tarihi 14 Nisan’dır. Ancak bebeklerin sadece %5′i bu tarihte doğar. 38 hafta ile 42 hafta arası doğan bebekler normal kabul edilirken 38 haftadan önce doğanlar preterm 42 haftadan sonra doğanlar postterm olarak adlandırılır. Prematürite ise bebeğin yaşını değil gelişimini anlatan bir ifadedir. Örneğin 36 haftalık doğan bir bebek preterm olmasına yani erken doğmasına rğme eğer akciğer gelişimini tamamlamış ise prematür değildir.

Gebeliğin belirtileri

Gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhngi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Gebelik testleri

Gebe olduğunuzu ne kadar erken öğrenilirse , gebelik ile ilgili bakıma o kadar erken başlanabilir. Bu nedenle adet gecikmesi olan her kadın vakit kaybetmeden gebelik testi yaptırmalıdır.Gebeliğin oluşması ile birlikte gebelik ürününüden bazı hormonlar salgılanmaya başlar. Bu gebeliğe özgü hormonlar kadının adet siklusunu kesintiye uğratır ve kadın gebelik süresince adet görmez. Kanda ve idrarda bu hormonların tayini ile gebelik teşhisi konabilir. Kanda bakılan hormon daha henüz ortada bir adet gecikmesi olmadan önce bile gebeliği gösterebilir. İdrarda ise sıklıkla 7-10 günlük bir gecikmeden sonra gebelik saptanabilir.

Piyasada satılan ve kişinini kendi kendine uyguladığı testlerin güvenilirliği labovatuardakilere oranla biraz daha düşüktür. Bu nedenle adet gecikmesi olan ve kendi kendine yaptığı test negatif çıkan kadınlar da hekimlerini konu hakkında bilgilendirmeli ve onun tavsiyelerine uymalıdırlar.

Duygulanım değişiklikleri

Gebeliğin ilk 3 ayında anne adayında bazı psikolojik değişiklikler meydana gelebilir. Kişi çok neşeliyken bir anda ağlama krizlerine tutulabilir. bazı günler çok sinirliyken bazı günler sakin olabilir. Bünye gebeliğe uyum sağladıkça bu sorunlar da yavaş yavaş ortadan kalkar. Ancak gebeliğin son haftalarında tekrar bir huzursuzluk ortaya çıkabilir.Kişi sinirli, heyecanlı olabilir, Uyku problemleri ortaya çıkabilir. Bunlar fazla endişeedilmemesi gereken durumlardır. Hemen hemen her kadın bu duyguları yaşar.

Aynı şekilde baba adayında da bazı değişiklikler görülebilir. Eşinin durumu hakkında endişeler taşıyabilir ve konu hakkında bilgisi yoksa ona yardım edememenin sıkıntısını yaşar. Bu nedenle çiftler kendilerinden önce böyle bir deneyim yaşayan arkadaşları ile konuşarak onların tecrübelerinden yararlanabilirler. Ancak unutulmamalıdır ki en profesyonel yardım konunun uzmanı olan bir hekimden alınabilir.

Bebek hareketleri ilk ne zaman hissedilir ?

Daha önce doğum yapmış olan hanımlar bu konuda da tecrübelerini gösterirler. Bu hanımlar genelde 16. hafta civarında bebeğin oynadığını hissederken ilk gebeliğini yaşayanlar 19-20. haftalarda bu hisle tanışırlar. Hanımlar bunu içlerinde bir kuşun kanat çırpmasına benzetmektedirler.

Ne sıklıkta doktor kontrolü gereklidir ?

32 haftaya kadar ayda bir kez, 32-36 haftalar arası 15 günde bir, bu tarihten doğuma kadar da doktorunuzun uygun göreceği sıklıklarda kontrol gereklidir. Bu kontrollerde bazı temel tetkikler yapılır, bebeğin ve gebenin gelişimi kontrol edilir ve standartlara uygun olup olmadığı saptanır, bebekte ya da gebede olası bir anormalik saptanır ise buna yönelik tedaviler planlanır ve yapılır, bazı özel gebelerde gereken özel tetkikler ve araştırmalar gerçekleştirilir. Bebeğinizin ve kendi sağlığınız için gebelikte hekiminizi düzenli olarak ziyeret etmeyi ihmal etmeyiniz.

Bebeğin cinsiyeti ne zaman belli olur ?

Aslında bebeğin cinsiyeti döllenme meydana geldiği anda bellidir.Burada tek belirleyici babadan gelen spermin cinsidir. Eğer bu sperm Y kromozomu taşıyor ise bebek erkek, X kromozomu taşıyor ise bebek kızı olacaktır. Ancak bu cinsiyetin tespiti ancak dış cinsel organlar ultrason ile görülebilecek büyüklüğe ulaştığında mümkün olur.Genellikle 14-16. haftalardan itibaren tecrübeli gözler bebek cinsiyetini saptayabilir.

Tanı amaçlı yapılan ve bebekten doku alınmak sureti ile gerçekleştirilen biopsi sonucu bebeğin cinsiyeti %100 doğrulukla saptanır ancak bu işlemler sadece tıbbi bir gereklilik varsa yapılır. Sadece cinsiyet tayini için yapılmaz.

Kaynak: mumcu.com

Benzer yazılar:

  1. Hamilelik testi, gebelik testi
  2. Domuz gribinin belirtileri

Etiketler: , , , ,

Kaynak:
Hamilelik, gebelik belirtileri nelerdir, ne zaman başlar

Hamilelik ve Estetik

Kasım 28th, 2009 by admin

Hamilelik ve Estetik

Hamilelik ve Estetik

Hamilelik ve Estetik

Hamilelikte estetik yaptırmak doğru değildir. Fakat hamilelik ve hamilelik öncesi güzellik uygulamaları yapmak kesinlikle sakıncalı değildir. Bu nedenle hamilelik dönemin de güzellik sırlarımızı okuyarak hamilelik döneminizdeki streslerden kurtulabilirsiniz. Saç bakımı, cilt sağlığı gibi önemli konulara dikkat ederseniz hamilelikte harika bir vücuda sahip olabilirsiniz.

Hamilelik dönemin de saçlar yıpranır. Bu yıpranmanın sebebi genel de stresten kaynaklanır. Çünkü stres saçları döktüğü gibi yıpratabilir. Saçlarınızın parlak ve dalgalı olabilmesi için doğal saç bakım maskelerini uygulayabilirsiniz. Hamilelikte kadınların saçlarını boyamaları uzmanlar tarafından önerilmez. Daha çok doğal yöntemler ile saç bakımınızı yaptırabilirsiniz.

Gebelik dönemin de yüz bakımı için her sabah ve akşam yüzünüzü yıkayabilirsiniz. Fakat bu yıkama sadece yüze su vurmadan ibaret değildir. Kozmetik marketler de bulunan bayan sabunlarını alabilir ve yüzünüzü ılık su ile bu sabunlarla yıkayabilirsiniz. Yüzünüzü yıkarken ılık su kullanın ve durulamak için de yumuşak havluları tercih edin.

Kaynak:
Hamilelik ve Estetik

Estetik Gebelik

Kasım 11th, 2009 by admin

Estetik Gebelik

Hamilelikte anne adayları vücutlarında oluşan fiziksel değişikliklerden dolayı kendilerini kötü hissedebilecekleri dönemler yaşamaktadırlar. Anne adayları için bu dönemleri daha rahat atlatacakları ve güzelliklerini ön plana çıkartacakları küçük ipuçları bulunmakta. Bu uygulamaları dikkatle uygulayan anne adayları hamilelik dönemlerini güzellikleri ile insanları büyüleyerek geçirecekler.

Saç Bakımı: Saç boyalarının içerisinde bulunan kimyasalların bir kısmının deri tarafından emilerek böbreklere iletildiği ve böbrekler aracılığı ile vücuttan atıldığı bilinmektedir. Gebelik döneminde saç boyalarındaki kimyasal maddelerin bebeklere geçmemesi için kullanımı önerilmez. Bunun yerine doğal saç bakım maskeleri ve doğal saç bakım ürünlerinin kullanılması tavsiye edilmektedir.

Tırnak Bakımı: Hamilelik döneminde bebek gelişimi için vücuttaki kalsiyumu kullandığından anne adaylarının tırnaklarında kırılmalar ve çatlamalar görülür. Bu sorundan kurtulmak isteyen anne adayları kendilerine en uygun olan tırnak nemlendiricilerini kullanarak sorunu çözümleyebilirler.

Karın Bakımı: Hamileliğin 5. ayından itibaren rahmin genişlemesinden kaynaklanan büyüme ve gerginlik karın bölgesinde çatlaklara neden olmaktadır. Bu çatlakları en aza indirmek için bitkisel nemlendiriciler veya bebe yağı kullanımı önerilmektedir. Bebe yağı veya nemlendiricileri sürerken bebeğinize de masaj yapmış olduğunuz için rahatlama görülmektedir.

Nemlendirme: Hamile bayanların vücutları hamilelik süresince kuru. Bu sorunu ortadan kaldırmak için anne adaylarının her banyodan sonra mutlaka nemlendirici kullanmaları önerilir.

Kaynak:
Estetik Gebelik

Gebelik Sonrası iz ve deformasyonlar

Ekim 26th, 2009 by admin

Annelik kuşkusuz dünyadaki en yüce sıfatlardan biri. Belki de bu nedenle büyük fedakarlık ve zorlukları da berberinde getiriyor. Aslında ömür boyu “anne” olmak ve “anne” gibi davranmak bile fedakarlıkların en büyüğü sayılırken, fiziksel olarak yapılan fedakarlıklar da çok gözardı edilecek gibi değil. Kadınların hamilelik ve doğumla beraber genel vücut yapısında yaşadıkları değişim de aslında fedakarlığın önemli bir parçası.

İşte bu değişim, doğum sonrası izler ve deformasyon birçok kadının sıkıntısı. Ancak estetik cerrahideki gelişmelerle bu sıkıntıdan kurtulmak mümkün. Yapılan istatistiki araştırmalarda karın germe – abdominoplasti adı verilen estetik ameliyatları yaptıran kişilerin hayat standardının yükseldiği, yaşam stillerinin pozitif yönde değiştiği ve sosyoekonomik başarılarının arttığı gözlemleniyor.
Gebelik
Yapılan araştırmalarda karın germe estetik ameliyatı yaptıran kişilerin hayat standardının yükseldiği, yaşam stillerinin pozitif yönde değiştiği gözlemleniyor.

Karın germe estetik ameliyatları
İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, karın germe (abdominoplasti) ameliyatının son yıllarda en sık yapılan estetik girişimlerden biri olduğunu belirtiyor.

İlk olarak 1899 ve 1900’lü yılların başında yapılan ameliyatların günümüzde oldukça gelişmiş ve ileri teknik yöntemlerle gerçekleştirildiğine dikkat çeken Dr. Çetinkale, iri ve geniş karın duvarı kitlesinin çıkarılması ve karın bölgesinin sarkık görüntüsünden daha gergin ve düz bir duruma getirilmesini amaçlayan bu ameliyatın oldukça başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu vurguluyor.

Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, ameliyattan çıkan hastanın ilk bakışta geniş ve büyük yağlı kitlesinden kurtulduğunu, gebelik çatlaklarının çoğunun azaldığını, daha sıkı ve gergin bir karına sahip olduğunu görebildiğini belirtiyor.

Değerlendirilmesi gereken durumlar
İst. Üni. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, bu tür ameliyatların önemli ameliyatlar olduğunun altını çiziyor: “Abdominoplasti ameliyatı büyük bir ameliyattır. Bazı durumlarda bu büyük ameliyatı uygulamak fazla gelebilir veya hastanın durumundan dolayı uygulanamayabilir. Bu gibi olgularda daha sınırlı abdominoplasti ameliyatları yapılır. Bunlar “mini- abdominoplasti” ve “midi-abdominoplasti” ameliyatı olarak isimlendirilir. Tüm abdominoplasti ameliyatları öncesi kişinin genel sağlık durumu gözden geçirilir.

Ciddi kalp hastalığı, diyabet, tromboembolik hastalık hikayesi göz önüne alınması gereken ciddi durumlardır. Bağ dokusu hastalıkları, yara iyileşme sorunu ve enfeksiyon hastalıkları da dikkate alınması gereken diğer özelliklerdir. Bu ameliyatı olacak kişilerin sigara içmiyor olması ve sağlıklı olması önemlidir.” Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, bu tür ameliyatlarla ilgili yanıltıcı bilgilendirmelerin olduğuna da dikkat çekiyor. Ameliyat sonrası hiç doğum yapmamış genç bir kadın görünümüne kavuşulacağına dair bilgilendirmelerin sağlıksız olduğunu vurgulayan Prof. Çetinkale, “Her hastada bu durumu elde etmek mümkün değildir” diyor.

Önemli kriterler
Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, bu ameliyatlarda belirli kriterlerin göz önüne alındığını ifade ediyor:

Ameliyata aday kişinin;
Normal ağırlığında olması,
Aşırı kilo vermiş olup olmadığı,
Kaç kez hamile kaldığı,
Doğumlarını nasıl gerçekleştirdiği (normal doğum veya sezeryan ameliyatı),
Gebeliklerinin nasıl olduğu (tek veya ikiz gebelik, ileri doğum ağırlığı olan bebek gibi),
Gebelikte alınan kilo ve sonrasında ne kadarının verildiği,
Gebelik haricinde kişinin aldığı ve verdiği kilo durumu,
Daha önce geçirdiği karın ameliyatları önemlidir.
Uygunluk koşulları
Bu kriterler ameliyatı yapacak hekim tarafından değerlendirilir ve buna göre cerrahi girişim planlaması yapılır. Bu kriterler yapılacak işlemlerde farklılıklar gösterir.
Bu ameliyata uygun adaylar:
Karın duvarı orta hattında gevşemesi olan,
Karın duvarında özellikle göbek altında yağ birikimi olan kişiler,
İdeal kilosuna yakın olan kişiler,
Yeni gebelik planı olmayan kişiler,
Karın duvarında gevşeklik olan,
Karın ön kısmında cilt fazlalığı olan,
Karın duvarında gebelik çatlakları “stria” olanlar,
Yakın dönemde aşırı kilolarından kurtulan şişman kişiler.
Yaşa göre parfüm seçimi

Benzer estetik haber ve bilgisi yoktur..

Kaynak:
Gebelik Sonrası iz ve deformasyonlar

Anne olma umudunu artıran yeni uygulama

Ekim 21st, 2009 by admin

Klasik yöntemlerle tedavide başarılı olunamayan polikistik yumurtalıklı kadınların ‘anne’ olma umutlarını artıracak yeni bir yöntem uygulanmaya başlandı.
Ege Üniversitesi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde, klasik yöntemlerle tedavide başarılı olunamayan polikistik yumurtalıklı (düzensiz adet görme dolayısıyle az ve nadir yumurtlama) kadınların ‘anne’ olma umutlarını artıracak yeni bir yöntem uygulanmaya başlandı.
Merkez Müdürü Prof. Dr. Erol Tavmergen, ‘invitromatürasyon’ (yumurtaların dış koşullarda olgunlaştırma) yöntemini rutin uygulamaya soktuklarını belirterek, ‘Bu yöntem polikistik yumurtalıklı olgularda alternatif bir tedavi olacak’ dedi.
Kanada’da başlayan ve dünyaya yavaş yavaş yayılıp uygulanmaya başlanan ‘invitromatürasyon’ yöntemi kısırlık tedavisi gören kadınların hizmetine sunuldu. Yöntemi kamu sağlık kuruluşlarında uygulayan ilk merkez olduklarını belirten Prof. Dr. Tavmergen, şunları söyledi:

‘Her 6- 7 çiftten biri kısırlık tedavisi görüyor. Kısırlık tedavisi görenlerin yüzde 15 kadarını da polikistik yumurtalıklı hastalar oluşturuyor. Özellikle polikistik yumurtalıklı olgularda yaptığımız yumurtlatma tedavilerinde bazen isteğimiz kalitede yumurta elde edemiyoruz. Ne kadar dikkatli bir yumurtlatma tedavisi yapılırsa yapılsın arzu etmediğimiz kadar yumurta gelişmesini engelleyemiyoruz.

Yumurtalıkları çok hassas olgularda, ne kadar düşük doz verirseniz verin bazen anormal yüksek hormon düzeylerine ve çok sayıda yumurta gelişimine engel olamıyorsunuz. Bu da karın içersinde sıvı toplanması, akciğerlerde bazen su toplanması, genel dolaşımda sıkıntılar çıkması, yumurtalıkların aşırı büyümesi ve bunların yarattığı kanamalar gibi bazı ciddi problemler ortaya çıkarıyor. Ne kadar dikkatli yapılırsa yapılsın bunu engellemek her zaman elde değil. Bazen yumurtlatma tedavilerinde düşük doz verdiği zaman yumurta gelişmiyor, biraz yüksek verdiği zaman birden çok gelişiyor. Bu tür tıbbı tedavi şansı zor olan, özellikle polikistik yumurtalıklı olgularda uygulanabilecek bir yöntem. Ya da klasik yumurtlatma tedavileri sonrasında ve tüp bebek uygulamaları sonrasında gebe kalamamış olgularda daha sonra denenebilecek bir yöntem.’

Prof. Dr. Tavmergen, polikistik yumurtalıklarda her bir yumurtalıkta 8-10-15 bazen 20 ufak yumurta kesecikleri bulunduğunu, bu yöntemde, 8-12 milimetre arasında gelişmiş olanların iğneyle toplanıp dış ortama alındığını söyledi. Olgun olmayan bu yumurtaların laboratuvar koşullarında 2-3 gün geliştirildiğini belirten Tavmergen, ‘Bazı özel maddeler içeren besi vasatı bu. Yumurtalar bu ortamda olgunlaşıyor. Sonrasında mikroenjeksiyon yöntemi uygulanıyor. Bu yumurtaların olgunlaştığının görülmesiyle birlikte rahim iç tabakasının da geliştirilmesi için bazı ilaçlar dışarıdan veriliyor. Ve böylece doğa taklit edilmiş oluyor bir noktada. Ve fazla ilaç kullanmadan, ilacın bu tür hastalarda bazı yan etkileri ortaya çıkmadan, ilaçların yumurta kalitesi üzerine olumsuz etkileri olmadan, bunları engellemiş olarak bu yöntem uygulanıyor. Ayrıca ne kadar yüksek doz ilaç verirsek verelim bir ya da en fazla iki yumurta geliştiren hasta grubu var. Bu tür olgularda da bu teknik gelecek vaat edebilir. Polikistik yumurtalıklı olgularda uygulanabilecek birincil bir yöntem olmasa da klasik yöntemlerle başarılı olunamadığı zaman alternatiftir’ dedi.

Kaynak:
Anne olma umudunu artıran yeni uygulama

Genç annelere depresyon tehditi

Ekim 21st, 2009 by admin

Genç yaşta hamile kalmak depresyon riskini artırıyor. Eğitim düzeyinin yükselmesi ve çalışmak ise bu riski düşüren faktörlerden… 7 Mart 2007 Çarşamba EGE Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi işbirliğiyle gerçekleştirilen ‘Gebe Kadınlarda Depresyon Durumu ve Bunu Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi konulu araştırma genç yaşta gebe kalmanın depresyon riskini arttırdığını ortaya çıkardı.

Araştırmanın Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’ne başvuran 15-49 yaş arasındaki 136 gebe üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahsen Şirin, fakülte ve yüksekokul mezunu gebelerde depresyon ortalamasının, ilkokul, ortaokul veya lise mezunu olanlara göre daha düşük olduğunu belirtti.z yaşamaktadır” diye konuştu.

Çalışmayan hamile kadınların depresyon puan ortalamalarının çalışanlara göre daha yüksek bulunduğunu açıklayan Prof. Dr. Şirin, Gebelik sırasında özellikle düşük sosyo-ekonomik koşullara sahip kadınlarda depresif semptomlar daha yaygın olarak görülmekte, bunda çoğunlukla çevresel faktörler etkili olmaktadır” dedi.

Düşük veya ölü doğum yapmış kadınların yüzde 36’sında ciddi depresyon belirtilerine rastlandığını vurgulayan Prof. Dr. Şirin, Gebelerin depresyon puan ortalamaları ile doğacak çocuklarının cinsiyeti hakkındaki beklentileri de incelenmiştir. Gebelerden çocuğun cinsiyeti fark etmez cevabını verenlerin depresyon puan ortamaları 16.60, kız bebek beklentisi olanların puan ortalamaları 11.91, erkek bebek beklentisi olanların puan ortalaması ise 11.00 olarak bulunmuştur. Genellikle cinsiyetin fark etmediği ilk gebeliklerde depresyon düzeyi yüksek olmaktadır” dedi.

Kaynak:
Genç annelere depresyon tehditi

Bebek ve anne için hamilelikte egzersiz

Ekim 21st, 2009 by admin

Dünyaya yeni bebekler gelirken öncelikle istediğiniz, bebeğin sağlıklı olmasıdır. Doğumun rahat ve bebekle beraber annenin de sağlıklı olması hamilelik döneminde yaşam şeklindeki değişikliklerle mümkün olabilmektedir. Bedensel egzersizler doğumdan ölüme kadar her yaş grubunda uygulanabilmektedir. Hamilelik döneminde de bedensel egzersiz yapmanın yararları çoktur, bunlar:

Bacak kramplarının çoğalmasını engeller.

Sırt ve diğer hamilelik ağrılarını azaltır.

Vücut ağırlığınızın gereğinden fazla artmasını engeller.

Hamileliğin ve doğumun rahat geçmesini sağlar.

Çocuğun içinde yaşayacağı kapsülün genişlemesini sağlar.

Doğumdan sonra normale dönüşü hızlandırır.
Bu kadar önemli yararları sağlayabilmek için mutlaka bilinçli egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz sırasında dikkat edilecek noktalar ise şunlardır:

Bedensel egzersiz düzenli olarak yapılmalıdır. Bir hafta 3 gün, diğer hafta 1 gün egzersiz yapılarak fizyolojik yarar sağlamak mümkün değildir.

Haftada 4 gün egzersiz yapılmalıdır.

Eğer doktor tarafından hamileliğin riskli olduğu söylenirse doktor izin verene kadar egzersiz yapılmamalıdır.

Egzersiz sırasında belirlenecek en yüksek nabız sayınız hiçbir zaman aşılmamalıdır.

Gövdenin öne ve arkaya eğilmesi engellenmeli, karın bölgesine baskı uygulanmamalıdır.

Hamile kadının daha fazla oksijene ihtiyacı olduğundan yoğun egzersizlerden kaçınmalıdır.

Haftada 1 gün küçük ağırlıklarla kas çalışması yapılmalıdır.

Yağ yakmak için egzersiz yapılmamalı.

Bilinçsizce yapılacak ve kilo vermeye yarayacağı düşünülen diyetlerden uzak durulmalıdır.

Egzersiz sırasında ve sonrasında sıvı alımına dikkat edilmelidir.
Sağlıklı bir bebek, sağlıklı bir anne için egzersizin önemi büyüktür. Bu konuda güvenebileceğiniz bir egzersiz uzmanına danışarak yardım isteyiniz. Hamilelik döneminde sigara ve alkolden uzak kalarak doğru ve dengeli bir beslenme programıyla beraber bilinçli egzersiz yapmalıyız, sağlıklı ve mutlu günler…

Kaynak:
Bebek ve anne için hamilelikte egzersiz

Doğumdan Sonra Önceki Hale Dönmek

Ekim 21st, 2009 by admin

Doğumdan Sonra Önceki Hale Dönmek
Doğum sonrası anne adaylarının yaptığı en büyük yanlış beslenme hataları. uzmanlar doğum sonrası doğru beslenerek ilk dört ay içerisinde aylık yarım veya bir kilo zayıflamanın normal olduğunu, ancak 2 kilo ve üzerinin sakıncalı olduğunu vurguluyor. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan anne her gün yaklaşık altı-yedi çay bardağı yani 700 ml. süt salgılıyor. Bunun için her gün 500-700 kalori harcıyor ve bu bir saat orta seviyede egzersize eşdeğer. Emzirirken dengeli beslenen ve yeterli sıvı alan anne, eğer doğumu normal kilo kazanımı ile bitirdiyse altı ay sonunda fazla kilolardan kurtuluyor.

Bilinçsizce diyet sakıncalı
Anneler çok düşük kalorili diyetler sonrasında kas kaybı, su kaybı, emzirme kalitesinin düşmesi ve en önemlisi metabolizmalarının yavaşlaması gibi sorunlarla karşılaşır. Hızlı kilo kaybı, bebeğinizin sağlığı açısından sakıncalar doğurur.
İşte uzmanlardan anne adaylarına beslenme önerileri…
Emzirme sıklığı

Emzirme döneminde kilolardan kurtulmak için düzenli egzersiz yapmaya doğumdan iki ya da üç ay sonra başlanmalıdır. Doğum sonrası anneler karın, bel, sırt, kol, omuz, boyun ve bacak güçlenmesine ihtiyaç duyar. Kas germe ve nefes egzersizleriyle vücutta güçlenme, esneklik, doğru duruş kazanılır ve ortaya çıkan ağrılar en aza iner. Sütün veriminin artması için aşırı yağlı ve şekerli beslenilmesi ise sadece kilo aldırmaya yarıyor. Uzmanlar, özellikle günlük 1000 kcal enerjiden düşük diyetlerden kaçınılmasını önerirken, beslenmenin uzmanla planlanmasını öneriyor.
Çok yemek sütü arttırmaz
Az sütü olanlar, az ve sık beslenmeli. Yani üç saat arayla küçük öğünlerle süt verimini artırabilir. Ayrıca her emzirme sonrası 250 ml sıvı alımı olmalı.Anneler bu konuda rahat olup dengeli beslenirse, doğa dengesini sağlayacak, anne yavaş yavaş gebelikte aldığı kiloları verir.
Kalsiyom önemli
Özellikle karbonhidrat ve proteinden fakir beslenme, annenin sütünü azaltır. Protein ve kalsiyum açısından zengin süt-yoğurt- peynir-yumurta anne için çok önemlidir ayrıca her gün mutlaka et, tavuk veya balıktan birisi tüketilmelidir. Vejeteryan türü beslenenlerin süt verimi daha kötü olmaktadır. 3 litreden fazla su tüketiminin sütü artırıcı bir etkisi yoktur aynı şekilde şekerli sıvı tüketimi de gereksizdir. Karbonhidrat ihtiyacını tam tahıl ürünlerini seçmek daha doğrudur.
Neleri yememeli?
Kızartmalar, şeker ve şekerli ürünler (pasta, kek, limonata, komposto, hamurlu tatlılar, çikolata gibi), kuruyemiş, şarküteri ürünleri, kola, cips. Salam, sosis, sucuk, hazır çorbalar gibi gıda katkı maddesi içeren gıdalar ile diğer hazır besinler mümkün olduğunca tüketilmemelidir. Çay, kahve yerine ıhlamur gibi bitki çayları tüketilmelidir. Fazla tüketilen çay, kahve, kola demir emilimini azaltır.
Neler yemeli?
* Karnıbahar ve brokoli gibi sebzeleri haşlayıp yoğurtla tatlandırın.
* Salatalık, marul, roka, maydonoz, dereotu ve biberi iyice yıkayın ve ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol limon suyu katın. Bu sebzelerin kalorisi azdır ve oldukça tok tutucu özelliktedir.
* Organik erik kurusu, tatlı ihtiyacınızı karşılayacaktır.
* Yeşil fasulye, uskumru balığı, kivi ve portakal içeren öğünler hazırlayın.
* Karabiberi yemeklerinize ekleyebilirsiniz.
* Balığın içeriğindeki iyot, tiroit bezinin işlevlerini hızlandırdığından metabolizmanızda olumlu etkileri olur.
* Elmayı, portakalı ince dilimler halinde salatanıza ekleyin.
* Kahvaltıda armudu yulafa katın veya yoğurda ekleyin.
* Yulaf ezmesi hazırlayıp içine kuru meyveler katın.
* Sütünüzün tadını değiştirebilecek lahana, kereviz, sarımsak, soğan, kuşkonmaz gibi besinlerden kaçınılmalıdır. Ancak bu besinleri tüketmek yasak değildir.
* Aspirin bile olsa, doktora baş vurulmadan ilaç alınmamalıdır. Bunlar sütünüze geçebilir veya sütünüzün azalmasına neden olabilir.
* Kabız olsanız bile müshil almaktan kaçınmalısınız. Bunlar bebeğe dokunabilir. Bu dertten sebze, meyve veya bol lifli besin tüketiminizi artırarak kurtulabilirsiniz.

Kaynak:
Doğumdan Sonra Önceki Hale Dönmek

Doğurganlığı Arttırmanın 10 Yolu

Ekim 21st, 2009 by admin

Doğurganlığı Arttırmanın 10 Yolu

Zaman geçiyor ve bir an önce çocuk sahibi olmak istiyorsunuz. Peki ne yapacaksınız? Doğurganlığı nasıl arttırabilirsiniz?

En çok istediğimiz şeyler, sahip olamadıklarımızdır. Hele de iş çocuk sahibi olmaya gelince… Yapılan yeni bir araştırma, eskiden inanılanın aksine, doğurganlığın 35 yaşından itibaren değil, 27 yaşından itibaren azalmaya başladığını gösteriyor. Bu da, çocuk sahibi olmak için doğru yaşın ne olduğu konusunda yeni tartışmalar ortaya çıkarıyor. Buna karşılık modern kadın, çocukltan önce kariyerini düşündüğünden, doğurganlığı uzatmanın yolları aranıyor.

İstatistikler, hamile kalmakta zorlanan her 6 kadından birinin probleminin, Fallop tüplerinin tıkanıklığı gibi tıbbi nedenlerden ziyade, açıklanamayan bir kısırlıktan ileri geldiğini gösteriyor. Ancak Surrey Üniversitesi’nce yapılan yeni bir araştırmada, bu açıklanamayan kısırlığın, aslında o kadar açıklanamaz olmadığı ortaya çıktı. Buna göre, çiftler hayat tarzlarını ve beslenme şekillerini değiştirip, vitamin ve mineral takviyesi yaparak hamile kalma olasılıklarını yüzde 80 artırabiliyorlar.

Hamile kalmak istiyorsanız ve bunu engelleyen tıbbi bir sebep yoksa, belki siz de hayatınızda birtakım değişiklikler yapma yoluna gitmelisiniz. İşte önerilerimiz:

Bir beslenme uzmanına görünün
Bir tahlil yaptırıp beslenme uzmanına görünmenizde fayda var. Beslenme uzmanı, sizde hangi vitamin ve minerallerin eksik olduğunu saptayabilir ve size uygun bir beslenme programı hazırlayarak, eksikliğini çektiğiniz bu maddeleri içeren besinleri, diyetinize ekleyebilir. Böylece yaklaşık 4 aylık bir sürede, eski dengenize kavuşabilirsiniz.

Vitamin ve minerak takviyesi yapın
Besinler bir zamanlar daha besleyiciydi. Bugünse, katkı maddelerinden ve diğer sebeplerden dolayı besinler eskisi kadar besleyici değil. Bu nedenle de dengeli beslenmenin yanı sıra, vitamin ve minerallerle de kendinizi takviye etmeniz gerekiyor.

Eğer size özel hazırlanmış bir beslenme programı edinme şansınız yoksa, uzmanların tavsiyesine uyarak, günlük 1000 mg keten tohumu ya da yağı, 1000 mg C vitamini, çinko sitrat ya da amino asit şelatı (günlğk toplam 30 mg çinko) ve hamileler için tasarlanmış bir multivitamin almanızda fayda vardır.

Etiketleri okuyarak zararlı yağları kesin
Vücut yağa da ihtiyaç duyar ve her yağ tipi zararlı değildir. Örneğin somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklarda bulunan omega 3 ve omega 6 yağları son derece faydalıdır. Bu yağlar, hem kadın, hem de erkek doğurganlığı üzerinde son derece etkilidir. Çünkü hücre zarındaki akışkanlığı düzenler ve hücrelerin işlevselliğini sağlar.

Buna karşılık hidrojenli ve kısmi hidrojenli yağlar (mesela margarinlerde bulunur) ile et ve süt ürünlerinde bulunan doymuş yağlardan uzak durmanız gerekiyor. Çünkü bunlar, gerekli yağların vücut tarafından emilimini engelliyor.

Kısaca, market alışverişiniz esnasında ürün etiketlerini okuyun.

Kilo doğurganlıkla ilgili bir konudur
İş doğurganlığa gelince, çok zayıf olmak da, çok şişman olmak kadar kötüdür. Her iki durum da hamile kalma yetinizi azaltır.

Yapmanız gereken şey; sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve vücut kütle endeksinizi 20 ila 25 arasında tutmaktır. Egzersiz için, aerobik egzersizlerle beraber yapılacak hafif ağırlık çalışmaları tavsiye edilir.

Sigarayı azaltın
Sigara içmek, zehirli bir metal olan kadmiyumdan yüksek seviyelerde üretilmesine sebep olur. Bu da vücuttaki çinkoyu yokeder.
Araştırmalar, sigaranın kadınlarda erken menopoza, erkeklerde ise düşük sperm sayısına sebep olduğunu gösteriyor.

Alkol ve kafeini azaltın
Araştırmalar, ne kadar çok içerseniz, hamile kalma ihtimaliniz de o denli azaldığını gösteriyor. Aynı şey kafein için de geçerli. Günde tek bir kahve içmek bile, doğurganlığı azaltıyor.

Tatil yapın
Pek çok kadın tatilde hamile kalır. Neden? Çünkü tatil, gevşemeyi sağlar. Stress, doğurganlığın düşmanıdır ve stresten uzak kalmanızı sağlayan her şeyi yapmakta fayda var (alkolü buna dahil etmiyoruz tabii ki). Refleksoloji, homeopati, akupunktur ve yoga gibi alternatif terapiler, duygusal açıdan rahatlamanızı sağlayabilir.

Sabırlı olun
Beslenme ve hayat tarzınızda değişiklik yaptıktan sonra, bunların etkisini gösterebilmesi için en az 4 ay süreye ihtiyacınız var. Bu nedenle sabırlı olun ve acele etmeyin.

Daha iyi seks
Tabii tüm bu değişikliklere odaklanırken, işin en önemli kısmını da unutmayın. Seksten bahsediyorum. Her akşam değil ama. Spermler futbolcular gibidir. Onlara dinlenmek için yeterince zaman tanımazsanız, yedek kulübesine göndermek zorunda kalırsınız.

Ne yiyorsanız, osunuz
Kadının doğurganlığı için en önemli mineral çinkodur ama çoğu kadında da, olması gerekenden daha az bulunur. Bunun nedeni günümüzde besinlerin çok fazla işlem görmesidir. Örneğin buğdayda çinko bulunmasına rağmen, bunun yüzde 80′i ekmek yapımı sırasında kaybolur.

Çinko açısından zengin besinler arasında mango, kabak çekirdeği ve balık bulunur. Afrodizyak etkileriyle tanınan istridyeler zengin bir çinko kaynağıdır.

Kaynak:
Doğurganlığı Arttırmanın 10 Yolu

Gebeliğe Hazırlık

Ekim 21st, 2009 by admin

Bir çiftin yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biri belkide en önemlisi bebek sahibi olmaya karar vermektir. Daha önceki jenerasyonlarla mukayese edildiğinde günümüzde, çocuk sahibi olup olmamaya karar vermek daha çok kontrolümüzdedir. 1990 lı yıllarda kadınların çoğunluğu ileri yaşlarda bebek sahibi olmayı tercih ediyorlar. Bir kadının en verimli dönemi 20 li yaşlarının ilk yılları dır. 35 yaşından sonra ise doğurganlık özelliği giderek azalmaya

Öyle yada böyle, 20 li,30 lu hatta 40 lı yaşlardasınız bebek sahibi olmaya karar verdiğinizde şansınızı artıracak pek çok şey artık size bağlı. Bütün mesele karar vermede çünkü her şeyi dikkate alarak karar verdiğinizde zamanlamayı doğru yaptınız demektir.Hamile kalma şansınız, hem sizin hem eşinizin genel sağlık durumu ve yaşam biçiminize bağlıdır. Vücudunuzu hazırlamanız ve şansınızı artırmanız için ise almanız gereken bazı önlemler vardır.Sigarayı bırakın ve alkollü içki kullanmayı azaltın
Çok sigara içmek hamilelik şansınızı üçte bire indirir; hamilelikte düşük ve kanama riskini artırır. Alkol de doğurganlığınızın düşmesine neden olur; bu yüzden, hamile kalmak istiyorsanız, kendinizi günde bir kadeh şarapla sınırlamalısınız.Genel sağlığınız için dengeli beslenme büyük önem taşır. Beslenme rejiminizde mutlaka bol taze meyve ve sebzeye, esmer ekmeğe, makarna, pirinç, baklagiller, yağsız süt ve süt ürünleri, balık ve beyaz etlere yer vermelisiniz. Yağ ve şeker tüketiminizi azaltmalısınız.

Gerilim ve endişeden kurtulun
erilimden kurtulmak doğurganlığınızı artıracak; yaşama zevkinizi ve cinsel arzunuzu gelitirecektir. Psikolojik baskılar, kadının da erkeğin de cinsel verimliliğini düşürür. Kadınlarda ovülasyonu engellerken erkeklerde sperm üretimini azaltır, erken boşalma ve iktidarsızlığa yol açar.

Takviye ilaç alın
Doktorlar hamileliğin 12. haftasına kadar günde 0.4 mg folik asit almanın bebeğin omurga ve omurilik sorunlarıyla doğma riskini % 70 oranında düşüreceğini söylüyorlar. Eczanelerden satın alınabileceği gibi, folik asit bolca yeşil, lifli sebzelerde ve tahıl ürünlerinde bulunur.

Doğum kontrolüne son verin
Şayet doğum kontrolü olarak hap kullanıyor idiyseniz, kullanmayı bıraktıktan sonra tam bir adet döneminin geçmesini yani hormon yapınızın eski haline dönmesini beklemek özellikle doğumun gerçekleşeceği tarihi belirlemek açısından son derece önemlidir.

Hamilelikte psikolojik değişiklikler
Ruhsal olarak sağlıklı kadınlar hamileliği, kendilerinigerçekleştirme, temel bir ihtiyacı tatmin etme, dişilik hakkında kendileriyle ilgili şüphelerini azaltan ve kadın kimliklerini tam olarak yaşamalarını sağlayan bir üretme eylemi olarak algılarlar. Hamilelikte duygusal değişime neden olan etkenler şu şekilde sıralanabilir:

HAMILELIK & EGZERSIZ
Hamilelikte Egzersizin Yararı :
·Egzersiz Sırasında Dikkat Edilecek Noktalar..
·Karın ve Sırt Kaslarını Geliştiren Hareketler..
·Boyun ve Omuz Kasları…
·Dolaşımı Kolaylaştıran Hareketler..
·Ayakta, Dik Durma Şekli..
·Toplum olarak zora gelmeyi pek sevmeyiz. Yan gelip yatmak, miskinlik etmek, ah ile vah ile zaman geçirmek ulusal eğilimimizdir. Egzersiz yapmak ise disiplin ister, biraz fedakarlık ister.
Hele hamilelikde egzersiz yapmak… “Aman ha… Çocuğun düşer, erken doğum olur, bebeğine kordon dolanır.”
Bu kocakarı inanışları modern hamilelik bakımının ayrılmaz parçası olan egzersizin toplumda yaygınlaşmasının önünde ayrı bir engel oluşturmaktadır.

Hamilelikte egzersizin yararı nedir?
·Hamilelikte vücutta oluşan önemli değişiklikler nelerdir? ·Yapılacak egzersizler hangi amaçlara yönelik olmalıdır?
·Günlük harekette dikkat edilecek davranışlar nelerdir?
·Dinlenme ve gevşeme nasıl yapılır?Gelin kısaca bu konulara göz atalım..

Hamilelikte Egzersizin Yararı :
Hamilelikte egzersiz günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Egzersiz düzenli yapıldığı takdirde vücudu hamileliğin bazı olumsuz etkilerinden korur. Daha da önemlisi zihinsel ve psikolojik olarak rahatlık sağlar.
Kilo arttıkça, karın büyüdükçe ve şiştikçe Anne kendini ağır, hantal, cazibesiz ve sıkıntılı hisseder. Hareketliliğini kaybeder, iki büklüm ya da kambur gezmeye başlar.Özgüvenini kaybeder.
Egzersiz önemli bir psikolojik destek aracıdır.
4. aydan başlayarak lohusalık sonuna kadar zorlanmadan düzenli olarak yapılan egzersizler fizik gücü önemli derecede arttırır.
Egzersiz yapan hamile kendini çok daha iyi hisseder. Çocuğuna çok daha umutlu ve olumlu yaklaşır. Hamileliğini stressiz geçiren Annelerın bebekleri yaşantılarında psikolojik yönden daha sağlam olmaktadırlar.
Düzenli egzersiz ve diyet çok daha rahat ve sağlıklı hamilelik geçirilmesini sağlar.
Hamilelikte ve lohusalıkta yapılan egzersiz Anne’nın kendine güvenini destekler.

Hamilelikte vücutta oluşan önemli değişiklikler.
·Hamilelik ilerledikçe sırttaki kemik zincire, karın duvarı kaslarına ve karın içi organların ve kadın üreme organlarının yerinde kalmasını sağlayan pelvik taban dediğimiz kaslara yük binmeye başlar. Bu bölgeler zorlanır.
·Ayrıca hamilelikte salgılanan hormonlar tüm dokuları gevşetir, yumuşatır. Destek sağlayan dokuların gücü azalır.
·Kas ve kirişlerinin esnekliği artar.
·Kalça ve diz eklemlerinin taşıma gücü azalır.
·Sırt kasları kısaldığı için sırt ağrıları ve yorgunluk ortaya çıkar.
·Memeler büyüdüğü için göğüs kasları kısalır, omuz arası ağrılar ortaya çıkar.

Egzersiz Sırasında Dikkat Edilecek Noktalar…
Hareketler yavaş olmalıdır. Ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Hareketler bilinçli yapılmalı, hangi hareketin ne işe yaradığı bilinmelidir. Hiç bir zaman zorlanmamalıdır.
Yorulana kadar yapılmalı, yoruldukça dinlenilmelidir.

Hareketlerin Amaçları…
a) Gerilmiş ve sarkmış sırt, karın, ve boyun kaslarının yeniden elastikiyet kazanmasını sağlar.
·b) Kısalmış bel ve göğüs kaslarını gerdirir.
·c) Diz, kalça, pelvis, ve omuz eklemlerindeki gerginliği azaltır.
·d) Göğüs kaslarını güçlendirerek memeleri destekler.
·e) Duruş şeklini düzeltir, akciğer kapasitesini arttırır. Tek bir solumada vücudunuza daha çok hava girer.

Hareketlerin Yapılma Sıklığı..
Günde iki kez (sabah ve akşam), her hareket 3-4 kez yapılarak başlanır. 10 sefere dek çıkartılır.·Hareketler dinlenme ve gevşemelerle yapılır.·Sırt üstü ya da yan yatar pozisyonlar tercih edilmelidir.Hareketleri zaman içinde oturarak ve ayakta tekrar edilmesi yararlıdır.

Egzersizlerin Yapılma Sırası..
Egzersizlere hafif hareketlerle başlanır. Kol çevirme, omuz ve boyun çevirme, gövde bükülmesi gibi hafif hareketler yapılır.
Hareketler müzik eşliğinde yapılmalıdır. Solunum egzersizler sırasında ritmik olarak alınmalı ve verilmelidir.

Karın ve Sırt Kaslarını Geliştiren Hareketler…

En önemlisi Pelvik tilt dediğimiz harekettir. Sırt üstü yere yatın, dizleri bükün ayak tabanlarını birbirinden 40 cm açık olarak yere koyun.Abdominal Toner.. Pelvik tilt pozisyonunu alın. Soluk verirken kalçayı kaldırın. Kafayı hafifçe kaldırın. Elleri dize doğru yaklaştırın. 4 saniye durun. Bu sırada normal soluk alın. Karın kasları ayrıksa elleri ileri uzatmayın. Karnınızı sıkıca kucaklayın. Ters taraftaki kası böylece orta hatta yaklaştırmış olursunuz.Oblik Abdominal… Aynı pozisyonda nefes verirken el ve baş beraber kaldırılır. Her iki el sol dize doğru götürülür. 4 saniye beklenir. Nefes verilerek gevşenir. Aynı hareketi sağ dize doğru tekrar edin.Kalça, Diz ve Bilek hareketleri… Pelvik tilt pozisyonunu alın.. Nefes alıp verin. Dinlenin. Soluk verirken sağ dizi çeneye doğru yaklaştırın, sonra tavana doğru soluk verirken kaldırın, 4 saniye tutun. Bu sırada ayak bacağa doğru yaklaşmış olacak. Soluk verirken yavaşça yere doğru indirin ve bükerek başlangıç pozisyonunu alın.

Boyun ve Omuz Kasları..
·Bağdaş kurup oturun.
·Boynunuzu dairesel olarak çevirin. Sonra omuzu sırasıyla kulağa, geriye, öne oynatın.
·Parmak uçlarınızı omuzlarınıza koyun. Dirseklere dairesel hareketler yaptırın.
·Sırt dik, çene yere paralel olacak.
·Bu hareketler sırt ve omuzdaki kasları gevşetir.

Sırtın Üst ve Karın Yan Kasları…
·Bağdaş kurarak oturun.. Dirsekler yanda ve bükük, parmak uçları omuzda.
·Soluk alırken sağ el yukarı dik kaldırılır. Gerdirilir.
·Gövde dik tutulur. Göğüs kafesi ve sırt gerdirilir. Bu pozisyon korunmalıdır. Hafifçe soluk verirken kolu başlama pozisyonuna getirin.
·Sol kol ile hareketi tekrar edin.
·Her iki kol ile tekrar edin
.·Zamanla gövdeyi dik tutarken sağ kol gergin vaziyette sola doğru eğilinir.
·Ters tarafa doğru tekrar edilir.Bu egzersizler akciğer kapasitesini çok arttırır. Göğüs kafesi ve sırtın üst kısımları gerilir. Karnın yan kısımları gerilir, güçlenir. Doğum sonrası iyileşme kolaylaşır.
·Göğüs hizasında kamburluklar düzelir.

Göğüs ve Memenin Desteklenmesi..
Artan meme ağırlığı için ek destek gereklidir. Göğüs kasları güçlendirilmelidir.
·Oturma pozisyonunda önkollar (bilek ile dirsek arası) diğer kolun eliyle tututlur. Dirsekler omuz seviyesinde, ellerle dirseklere doğru baskı yapılır. Gömlek kolunu itiyormuş gibi. 4 saniye tutulur. Sonra gevşetilir. Birkaç kez yapılır. Solunum normal olmalıdır.

Baldır ve Dizlerin Güçlendirilmesi…
Oturur pozisyonda ayakları uzatın ve rahatsız olmayacak kadar açın. Eller ve kolları omuz seviyesine uzatın. Kalçalardan öne doğru yavaşça eğilin. Kolları aynı hizada tutun. Ani hareket yapmayın. 4 saniye durup tekrar eski pozisyonunuza dönün.

Dolaşımı Kolaylaştıran Hareketler..
Ayak bileğindeki şişlikleri azaltmak için ayak parmaklarını yatar pozisyonda uzaklaştırın ve yaklaştırın. 6-8 kez yavaşça yapın. Ayrıca ayak bileğine iki yönlü dairevi hareketler yaptırın. Ayaklar biraz yüksekte olursa daha iyi netice alınır.
Varisleri olanlar, bacak krampları olanlar, oturarak çalışanlar için bu egzersizler çok yararlıdır. Bu durumlarda en az 30 kez tekrar edilmelidir.

El ve Parmaklar Için…
Oturur pozisyonda dirsekler ve eller bükük, masada, eller havada olacak. Yumruk yapıp ileri, geri ve döndürme hareketleri yapın.

Pelvik Taban (Kegel) Egzersizleri..
Normal doğum sırasında ıkınırken bebeğin daha güçlü itilmesini sağlar. Idrar kaçırmayı önler.
Önce idrar sırasında birkaç kez idrarı tutun, birkaç saniye sonra salın. Bu şekilde kasların farkına varırsınız. Ayrıca makat çevresindeki kasları kasarak çıkışı kapatın. Vajenin etrafında bir kas varmış gibi düşünün. Sık sık pratik yapın. Her yerde her pozisyonda yapılabilir. Hiç olmazsa saatte 4 kez yapılmalıdır. Eşinizle ilişkide iken eşinizin cinsel organını sıkmaya çalışarak yine bu kasları tanır ve çalıştırabilirsiniz.
Pelvik kasları asansör gibi farzedip çok yavaş ve konsantre olmuş bir şekilde, kademe kademe yükseltmeye çalışın. Sonra yine yavaş yavaş gevşetmeye ve itmeye çalışın. Her seferinde daha çok ilerleterek ve daha çok tutularak yapmaya çalışın.
Doğumdan sonra da bu hareketler yapılmalıdır. Doğum sonrası sarkmalarından korunma da ve ağrıların azalmasında çok yararlı bir harekettir..

Pelvik Taban Için Diğer Bir Egzersiz…
Sırtüstü yere yatın. Bacakları düz uzatın. Bilekler üzerinden çaprazlayın. Kalça etlerinizi sıkın ve bırakmayın. Kalçalar kasılı iken bacakları birbirine doğru sıkıştırın. Aynı anda baldır kaslarınızı kasın. Daha sonra da pelvik taban kaslarınızı kasın. Tüm kasları 5 saniye kasılı tutup bırakın. Günde iki kez 10 sefer yapın.Ayakta, Dik Durma Şekli..
·Büyük bir boy aynanın önüne geçin.
·Ağırlığınızı her iki ayağın merkezine ve orta hatta verin.
·Dizlerinizi hafifçe bükün.
·Karın kaslarınızı hafifçe kasın.
·Kalçaları hafif ileriye doğru alın. Yani geriye çıkıntı yapmasın.
·Göğüsü ileri doğru çıkarın.
·Boyunu dikleştirin.
·Kafanın üstü yere paralel olacaktır. Kafanızın üzerinde bir yük varmış da onu yukarı itmeye çalışıyormuş gibi davranın.
·Sık sık aklınıza geldikçe bu şekilde durmaya kendinizi zorlayın.

Yasak Olan Hareketler..
·Çift olarak bacak kaldırmak
·Mekik
·Köprü
·Akrobatik ve hızlı hareketler
·Çömelme şeklinde oturma..

Kaynak:
Gebeliğe Hazırlık

« Previous Entries