Zayıflamak İçin Sık Sık ve Azar Azar Beslenin

Haziran 15th, 2010 by admin

estetik diyet

Diyet yapmak kimi insan için sıkıntılı ve işkenceli geçen günler anlamına gelmektedir. Diyet programlarını o kadar zor uygulanır hale getirdiler ki diyete başlamak bir dert, kilo vermek başka bir dert olarak insanların gözünde gözükmeye başladı. İnsanlara verilen diyet programlarının bir işe yaradığı izlenimide çoğunlukta belkide bunlara hiç gerek dahi belkide karnımız tokken bile kilo verebiliriz.

Uzmanlara göre de bazı diyet programları çok gereksiz ve bunlara birebir bağlı kalmak bazen imkansız bir durum… Onun yerine sık ama az az yemek yemenin daha hızlı kilo verdiğini ve bu yolla verilen kiloların daha sonra tekrar alınma olasılığının daha düşük olduğunu belirten uzmanlar bu şekilde hem aç kalınmadığını hemde yenilenleri daha çabuk eritilerek kısa sürede kilo verilebildiğini kaydediyorlar.

Bazen verilen diyet programlarıda sağlığımız açısından son derece zararlı olabiliyor. Programlarda daha az öğünlere ve öğünlerdeki aperatiflerin dahada azaltıldığı göz önünde bulundurulduğunda doğru düzgün bişeyler yemeyen kişinin metabolizması ağırlaşıyor ve sonuç olarakta sağlık problemleri baş gösteriyor.

Uzmanlar tarafından hazırlanan programlarda ise öğünlerin sıklığı çoğaltılıyor, yenilecek olan aperatifler azaltılıyor. Yaklaşık olarak gün boyunca 6 öğün yemek yiyen birey sık ama az az yediğinden metobilizma sürekli düzenli çalışır vaziyette hareket ediyor. Egzersizlerde devreye girdiğinde yenilenler çok daha kısa sürede eritilerek aç kalmadan kilo verme durumu gerçekleştirilmiş oluyor.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/zayiflamak-icin-sik-sik-ve-azar-azar-beslenin.html > Zayıflamak İçin Sık Sık ve Azar Azar Beslenin

Estetik Dizi, Dizi İzlerken Eğlenin

Haziran 15th, 2010 by admin

dizi izleyin

Evde akşamları dizi kuşağını kaçırmıyorsunuz. Aslında bu durum bazıları tarafından çok boş bir konu, zamanın boşa geçirilmesi anlamına gelirken bunu sağlık açısından da düşünenler kafalarını o anlık başka bir şeyle meşgul etmek, rahatlamak olarakta bakıyorlar. Günün stresini yorgunluğunu atmak için kendinize akşamları eğlenceli ve sizi mutlu eden bir dizi seçebilirsiniz.

Bazı kişiler dizileri seyrederek hayatıda tanıyabilir, tanımlayabilir. kişideki kahramanların yuaşadıkları olaylardan ders çıkartabilir. kişiliklerin nasıl değiştiğini ve durumlar karşısında nasıl hareket ettiklerini gözlemleyerek bir nebede olsa hayat dersi çıkarabilirler.

Her gün bir dizisi olanlarda var :) her güne bir dizi bağlayıp akşamı iple çekenlerin sanırım günleri dolu dolu geçiyor. Bir sonraki haftayıda heyecanla bekliyorlardır…

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/estetik-dizi-dizi-izlerken-eglenin.html > Estetik Dizi, Dizi İzlerken Eğlenin

Selülit Nasıl Tedavi Edilir Op.Dr.Teoman Doğan

Haziran 7th, 2010 by admin

teoman doğan

Her şeyden önce selülitin tipini doğru tanımlamak gerekiyor. Eğer gençlerde görülen birinci tip selülit ise en iyi tedavi aşırı kiloları vermektir.

Daha sık karşılaşılan ikinci tip selülitin tedavisi ise biraz daha fazlasını gerektiriyor. Burada temel sorun petek şeklindeki bağ dokusunun zayıflaması. Bu bağ dokusu sigara, gece hayatı, alkol, sağlıksız beslenme ve spor yapmama gibi sebepler ile yıllar içerisinde gerginliğini kaybediyor.

Aslında selülit için en iyi tedavi sağlıklı yaşamak, bol bol su içmek, spor yapmak, sigarayı bırakmak gibi “anti-aging” yöntemleri.

Yerleşmiş ve bütün bu koruyucu yöntemler ile giderilemeyen selülitler için cerrahi tekniklerden yararlanmak gerekiyor. Bunların başında liposuction geliyor. Liposuction, hem yağ miktarını azaltıp hemde bu peteksi dokuyu sıkılaştırarak selüliti ortadan kaldırıyor.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/selulit-nasil-tedavi-edilir-op-dr-teoman-dogan.html > Selülit Nasıl Tedavi Edilir Op.Dr.Teoman Doğan

Hem Migrenden Kurtulun Hem Gençleşin Op.Dr.Teoman Doğan

Haziran 6th, 2010 by admin

teoman doğan

Migrenden kurtulmanın yolu ameliyattan geçiyor. ABD’li plastik cerrah Dr. Bahman Guyuron’un geliştirdiği migren cerrahisini Türkiye’de uygulayan Dr. Teoman Doğan, tedavinin yüzde 90 iyileşme sağladığını söylüyor

Dayanılmaz baş ağrıları, bulantı, kusma, ışığa ve sese karşı aşırı hassasiyet… Tüm bu saydıklarımız migren hastalarının hayatını neredeyse zindana çevirecek türden yalanmalar. Ama migren artık bir saatlik bir operasyonla tarihe karışıyor. Amerika’nın tanınmış plastik cerrahlarından Dr. Bahman Guyuron’un geliştirdiği ‘endoskopik cerrahi’, migren hastalığında yüzde doksan oranında iyileşme sağlıyor.

Migren ameliyatı dünyada çok ciddiye alınan önemli bir gelişme. Amerikan Plastik Cerrahi Derneği de bu yeni tekniği, yayınladığı bir bültende “Ağrı kesicilere veda edin, cerrahi tedaviyle migrene bağlı baş ağrılarını büyük oranda azaltmak hatta tamamen tedavi etmek mümkün’ başlığı ile duyurmuştu. Her yaştaki hastaya uygulanabilen migren ameliyatı aslında kaş kaldırma, alın germe gibi estetik ameliyatlara çok benziyor. Çünkü Amerikalı cerrah Guyuron bu tedavi yöntemini, alın gençleştirme tekniği olarak kullanılan ‘endoskopik cerrahi’ uyguladığı kişilerde migren ataklarının azaldığı ortaya çıkınca keşfetmiş. Birçok insanın migren sorununa kalıcı çözüm getiren bu tekniği beş senedir ülkemizde uygulayan isimse, Plastik ve Estetik Cerrah Opt. Dr. Teoman Doğan.

AMELİYAT İZ BIRAKMIYOR

“Migren cerrahisi, alın germe ameliyatına çok benziyor” diyen Dr. Teoman Doğan tedavi yöntemini şöyle açıklıyor: “Son yıllarda migren hastalığının, alın ve ensedeki ince sinirlerin sıkışması ile tetiklendiği fark edildi. Bu sinirler, yüzeyde cilde ulaşmadan önce bir kasın içerisinden geçiyor ve bu kasın hareketleri ile migren ataklarını tetikleyebiliyor.”

Operasyondan önce ilk olarak hastanın migren ataklarının hangi bölgelerden başladığı saptanıyor. Ameliyat öncesi hastaya botoks ile bir test yapılıyor. Ameliyat bölgelerine farklı bir teknikle botoks enjekte edildikten sonra bunun etkisi bekleniyor. Test sonunda migren ataklarında azalma görülmesinin, yapılacak ameliyatın yüzde 90′ın üzerinde başarı sağlayacağını işaret ettiğini söyleyen Dr. Teoman Doğan, “Migren ameliyatı, kaş, şakak ve ense bölgesinde uygulanıyor. Ense zaten tam saçlı deri sınırında ve burada 3 santimlik bir kesi yeterli oluyor.

Endoskopik olarak, yani bir kamera yardımıyla çok ince aletler kullanılarak hem alın kırışıklıklarına neden olan kaslar hem de migreni tetikleyici olarak belirlenen sinirin içinden geçtiği kas gevşetiliyor.

Aslında yapılan işlem bu bölgedeki bazı ince sinir dallarını serbestleştirmek” diyor. Bu yöntemle yapılan ameliyatlarda iz kalmadığını ve kısa sürede iyileşmenin mümkün olduğunu da ekliyor. Kısacası bir taşla iki kuş vuruluyor. Ameliyat sonrasmda hem baş ağrısı ataklarında ciddi bir azalma sağlanıyor hem de alm bölgesindeki kırışıklar yok ediliyor. Hastalar genellikle aynı gün eve çıkabiliyor.

RİSKLİ BİR İŞLEM DEĞİL

Dr. Teoman Doğan ameliyat sonrası olabilecek riskleri de şöyle açıklıyor: “Her ameliyatta olduğu gibi enfeksiyon ve iltihap gibi problemler burada da geçerli. Deri altında yapılan yüzeysel bir işlem olduğundan sinir ya da damar yaralanması olasılığı çok düşük. Riskli bir işlem değil.” Sağlıklı herkesin migren ameliyatı olabileceğini belirten Doğan’a göre en önemli nokta kişinin gerçekten migren hastası olması gerektiği: “Her baş ağrısının migren olmadığını unutmamak gerek. Hastaların ameliyattan önce mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmeleri şart.”

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/hem-migrenden-kurtulun-hem-genclesin-op-dr-teoman-dogan.html > Hem Migrenden Kurtulun Hem Gençleşin Op.Dr.Teoman Doğan

Lazer Yüz Estetiği ve Yüz Gençleştirme

Haziran 4th, 2010 by admin

lazer yüz estetiği

YUZ GENÇLİĞİ İÇİN Yüz ve gençlikle ilgili yapılabilecekleri Dr. Ali Duman’la konuştuk.

ELLE: Yüz estetiğinde en yeni yöntemler nelerdir?

DR. ALİ DUMAN: Yüzde, özellikle çene altında, gıdı bölgesinde ve yanaklarda biriken yağ, ideal kilonuza yakın olsanız bile sizi kilolu gösterir. Bu fazla cilt altı yağ dokusu kitlesel etkisinden dolayı çok daha hızlı bir sarkma ve ciltte deformasyona sebep olacaktır. Konvansiyonel liposuction yöntemiyle böylesine trafiği bol yani sinir, damar ve özellikli yapılardan zengin yüz ve boyun bölgesine müdahale etmek oldukça riskli olabilmekteydi. Artık lazer destekli liposculpture yöntemi bütün bu riskleri, komplikasyonları tamamen ortadan kaldırdığı gibi, operasyon süresini ve operasyon sonrası iyileşme dönemini iki-üç kat kısaltabiliyor. Ameliyat sonrasında klasik liposuction ameliyatlarını takiben gelişen morluk, ödem, düzensizlik gibi bulgular tamamen ortadan kalkıyor. Hastalarımız sosyal veya profesyonel yaşamlarına hemen ertesi gün veya iki gün içerisinde devam edebiliyorlar.

ELLE: Lazer destekli liposculpture tekniğinin detayları nelerdir?

O.A.D.: Lazer destekli liposculpture operasyonlarında dört adet farklı lazer cihazını birbirleriyle kombine bir şekilde kullanmaktayız. Liposculpture operasyonlarında kullandığımız lazer platformları şu anda Türkiye’de çok az sayıda bulunan oldukça ileri bir teknoloji ve yazılıma sahip bilgisayar destekli cihazlardır. Bilgisayar yazılımında eritme ve germe modları, uygun dozlar ve dalga boyları uygulama yapılacak bölgenin yapısına göre ayarlanabilmektedir. Bütün bu datalar ancak bu konuda tecrübeli ve bilgili bir plastik cerrah tarafından girilebilmektedir. Tüm işlem lokal anestezi altında rahatlıkla uygulanabilmektedir. 2 mm. çapında oldukça esnek bir fiberoptikden oluşan lazer prob’u kullanılarak yağ dokusu eritilmekte, çevre dokulara en ufak bir zarar veya rahatsızlık verilmemektedir. Eriyen ve nerdeyse zeytinyağı kıvamına gelen yağ, ayrı bir kanaldan kolayca vücut dışına alınmaktadır. Daha sonra prob’un ucu ve cihazların modu değiştirilerek bölgeyi örten deri gerginleştirilebilmektedir. Gerginleştirme genç yaşlarda çok gerekli gibi görülmemesine rağmen cildin daha sağlıklı ve daha kısa sürede iyileşebilmesi, ödemin çabucak yok olması, morarmanın, kızarmanın hemen hemen hiç olmaması için şarttır. İleri yaşlardaysa gerginleştirme, yağı aldıktan sonra zaten sarkmaya ve kırışmaya eğilimli cildi toparlamak ve gergin, sağlıklı bir görünüm elde etmek için çok önemlidir.

ELLE: Bu cihazlar ve teknik diğer yüz operasyonlarında da kullanılabilir mi?

Dr.A.D.: Kesinlikle. Eskiden yaptığımız yüz germe ameliyatları sonrasında gelişen ödem ve morluklar, gözkapağı, burun operasyonlarından sonra oluşan şişlikler artık bizim için kötü birer rüya gibi. Artık bu gibi işlemlerden sonra en ufak bir komplikasyon veya şikayetle karşılaşmıyoruz. Operasyonların süreleri inanılmayacak derecede kısaldı. Bu sayede hastalar total yüz germe, alın ve kaş kaldırma, gözkapağı ve boyun germe gibi operasyonlardan hemen sonra günlük hayatlarına devam edebilmekte, işlerinin basına dönebilmekteler. Aslına bakarsanız artık bizim için ve tabii hastalarımız için bunlar birer ameliyat
veya operasyon değil, küçük birer müdahale halini aldı.

ELLE: Lazerin estetik cerrahide başka kullanım alanları var mı?

Dr.A.D.: Lazer teknolojisi, bütün medikal branşlarda olduğu gibi estetik cerrahi .ilanında da tüm operasyonları ve müdahaleleri domine etmeye başladı. Superplast bu anlamda Türkiye’de bir öncü konumunda kabul edilebilir. Lazer platformları uygulama alanlarına göre çok fazla çeşitlilik göstermektedir. Tek
bir lazerle veya iki hatta üç lazerle hem epilasyon hem vasküler lezyonların (hemangiom, varis vs.) tedavisi, hem saç bakımı ve güçlendirme, yüz ve vücut gençleştirme, hem akne skar tedavisi yapılması imkansızdır. Saydığım ve sayamadığım daha birçok tedavi ve terapi protokolünde lazerin kanıtlanmış, kabul edilmiş ve kullanımda olan etkisi mevcut.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/lazer-yuz-estetigi-ve-yuz-genclestirme.html > Lazer Yüz Estetiği ve Yüz Gençleştirme

Estetik Operasyon Kazaları

Mayıs 30th, 2010 by admin

Estetik operasyonlar yaptırmak, özellikle de botox gibi dolgu maddelerini uygulatmak, kuaföre gitmekle eşdeğer oldu neredeyse. Estetik müdahaleler her zaman istenildiği gibi olmuyor ne yazık ki, kötü sonuçlarla karşılaşma olasılığı da sandığınızdan daha yüksek. Başarısızlıkla sonuçlanan estetik operasyonlarda hatalar sadece doktorun yetersizliğinden kaynaklanmıyor. Gerçekçi isteklerde bulunmayan, ne istediğini bilmeyen ve hatta estetik operasyonlara bağımlı hale gelmiş hastaların da kötü sonuçlarda payı oldukça fazla. Beğenmediği burnundan, hiç sevmediği kırışıklarından kurtulmak için maddi ve manevi pek çok zorluğu göze almış birisinin eskisinden bile kötü sonuçlarla karşılaşması son derece yıkıcı. Ama pek de nadir rastlanan bir durum değil. Hepimiz etrafta pek doğal olmayan, hoş görünmeyen, estetik ameliyat geçirmiş olduğu her halinden belli olan kişilere rastlayabiliyoruz.

Estetik ameliyatlara genel olarak baktığımızda en sık yapılan hata hastalar anlamında, bu tür cerrahi girişimlerin yeteri kadar anlaşılamadığı ve ciddiye alınmadığıdır. Amerikan Plastik Cerrahi Derneği’nin resmi internet sayfasında: “bir operasyon geçirmeye karar vermek kadar önemli olan, o operasyonu kimin yapacağına da karar vermektir”. denmektedir. Tüm estetik girişimlerinin, cerrahi veya olmayan, ideal sonuçlan göz önüne alındığında yeterli düzeyde eğitimini almış, ehliyetli, yetkili ve tecrübeli hekimin kontrolünde ve sağlıklı koşullarda yapılması çok önemlidir.

1. Liposuction hataları:

Liposuction en sık yapılan estetik cerrahı girişimi olmakla beraber yine en çok da yanlış algılanan uygulamalardandır. Kesinlikle kilo verme ameliyim değildir ve uzun süreli sonuçlan için hastanın üzerine düşen sorunluluğu yerine getirmesi gerekmektedir. Bu da düzenli yaşam ve egzersizdir. Liposuction kontur vermek amacıyla yapılır. Bu girişimde başarısızlığın ana sebebi bu yanlış anlamanın yol açtığı hayal kırıklığıdır. Liposuction da yapılan hatalarda tıbbi açıdan bakıldığında ise, asimetrik kontur verme, altta kronik hastalığı bulunan hastalarda gereksiz uzunluktaki ameliyat süreleri, hastaların tam olarak aydınlaıılmamaları. aynı gün yürutiilmemeleri, bazen tek başına liposuction yöntemine başvurulmasını sayabiliriz.

2. Burun estetiği hataları:

Burun estetiği sadece buruna şekil verme ameliyatları değildir, fonksiyonel olarak da kazanımların elde edilmeye çalışıldığı, burnun 3 boyutlu düşünülmesi gerekli cerrahi bir girişimdir. Bu girişimlerden önce hastaların aydınlatılması sonucun benimsenmesi konusunda çok önemlidir. En sık yapılan hatalar arasında burun ameliyatı olacak kişilerde özellikle fonksiyon bozukluğuna neden olabilecek derecede gereksiz uygulamalarda ısrar edilmesidir. Aslında buna da en sık hastaların sınır tanımaz istekleri neden olmaktadır. Aşın derecede burun sırtının alınması burnun çökmesine, asimetrik burun genişliğinin daraltılması, septum dediğimiz burun duvarında yetersiz veya yanlış işlemler yine en sık yapılan hatalar arasındadır, Bunların hepsi nefes alamda bozukluğa yol açabilmektedir.

3. Yüz germe hataları:

Yüz germe ameliyatlarında asıl amaç doğal sürecin insan üzerindeki etkisini bir kum sualinin ters çevrilmesi gibi geçici süre geri döndürülmesidir. Doğal sürece hiç bir ameliyat karşı koyamaz sadece etkisi geciktirebilinir. Yüz gençleştirme ameliyatlarının her türlüsünde maliyet büyüklüğü hastaların doktor seçiminde ne yazık ki etkili olmaktadır. Asimetrik sonuçlar, özellikle sigarayı çok içen hastalardaki uygulamada ki inat, hastaların yeterli bilgilendirilmemeleri sonuçta hasta mutsuzluğunu arttırmaktadır.

4. Göğüs estetiği hataları:

Meme büyütme ameliyatları bilimsel yönü en iyi şekilde bilinen meme protezleri ile yapılmaktadır. Kalıcılığı protezler kadar olan başka bir yöntem şu anda yoktur. Meme büyütmede dikkat edilmesi çok önemli olan konu bu ameliyatın planlamasının hastaya göre yapılmasıdır. Tecrübe veya bilgi eksikliği sonucu özellikle hastaya uyacak protez büyüklüğü, protezin yerleştirileceği bölgenin seçimi konusunda yapılacak yanlış değerlendirmeler, kararın tamamen hastaya bırakılması bu ameliyat sonrası hasta tatminini azaltmaktadır. Steril olmayan özellikle ameliyathane dışında, ofis ortamındaki meme büyütme ameliyatlarında enfeksiyon riski artmakla, enfeksiyon da hiç istenmeyen protez etrafında normalde varolan kapsülün kontraksiyonuna ve sonuç olarak memenin büzülmesine, çekilmesine neden olmaktadır.

Yapılan Operasyon Hataları

operasyon hataları

estetik kazaları

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/estetik-operasyon-kazalari.html > Estetik Operasyon Kazaları

2010 Estetik Yılı

Mayıs 27th, 2010 by admin

2010 estetik

BOTOKS: Her zamanki popülerliğini korumaya devam ediyor. Alındaki kırışıklıklar ve kaş çatma çizgileri, kaş kaldırma, göz çevresi ve göz altı kırışıklıkları, burundaki tavşan çizgileri, dudak üstü çizgileri, ağızdan çeneye doğru uzanan kırışıklıklar, diş etlerinin görünmesini engellemek, boyundaki dikey bantlar ve çizgiler, hindi boynu, botoksun klasik uygulama alanları Bu yılki toplantıda özellikle Botoks lifting denilen uygulama üzerinde duruldu, Lifting biliyorsunuz yüz gerdirme. Bunun botoksla uygulanan türüne ‘botoks lifting’ deniyor.

DOLGULAR: Hyalüronik asid dolguları tüm dünyada en çok kullanılan dolgular. Kullanılan dolguların %90′ı hyalüronik asit dolguları. Yan etkilerinin azlığı, 6-12 aylık ömür uzunlukları, uygulama kolaylıkları tercih nedeni. Bunlar arasında Teoxane laboratuarlarında üretilen Teosyal Dolguları 2008 yılında en iyi dolgu seçildi. Ayrıca Allergan firmasının ürettiği Juvederm dolgularıda dikkat çeken dolgular arasında. Kollajen dolguları da bu yıl Avrupa’da bir çok hekimin tercih edebileceği dolgular arasında görülüyor, Calcium hydroxylapatite (Tiadiesse, Poly-l-lactic acid (Sculptra) polyacrylamide(aquamid) gibi dolgularda uzun etki süreleriyle dikkati çeken diğer dolgu maddeleri.

Bu yılki kongrede dolgularda en çok ilgi toplayan yüz kontürlerinin düzeltilmesi (şakak bölgeleri, elmacık kertikleri, çene v.b), göz altı uygulamaları, göğüs dolgu uygulamalarıydı. Ayrıca cildin tazelenmesi ve canlandırılmasına yönelik olarak yapılan hyalüronik asitli mezo uygulamaları da (tüm yüz, boyun, dekolte ve eller) oldukça ilgi topladı.

LAZER UYGULAMALARI: Non ablatif lazer (soyutu olmayan) uygulamaları arasında 1540-1550 nm dalga boyuna sahip fraksiyonel lazer uygulamaları gündemdeki yerini koruyor, özellikle akne izleri, cilt gençleştirme, lekelerin azaltılmasında bir numaralı lazerler. Epilasyon lazerleri, pigment lazerleri, damar lazerlerinde de büyük gelişimler var. Özellikle bu yılki kongreye damgasını vuran lazerler ise liposuction’nın yerini alacak olan lipoliz lazerleri…

SELLÜLİT ve VÜCUT TOPARLAMA: Radyofrekans uygulamaları özellikle Tripollar frekans uygulamaları, Velashape (Radyofrekans+vakum+infrared), AWT (Acustic Wave Therapy) popülerliğini bu yılda korumaya devam ediyor. Bu yıl özellikle yukarıda da değindiğimiz gibi lazer lipoliz uygulmaları ve ultrasound uygulamaları 2009 yılına damgasını vuracağa benziyor.

Hepinize sağlıklı ve güzel günler dilerim.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/2010-estetik-yili.html > 2010 Estetik Yılı

Yaşamın Vazgeçilmezi Kafein

Mayıs 21st, 2010 by admin

kafein

1-Yaşamımızın Vazgeçilmezi KAFEIN:

Hakkında onca yazılan olumsuz yazıyla haksız yere suçlanan ve sonunda aklanan kafeinin, metabolizmayı hızlandırdığı ve kilo vermeye yardımcı olduğu artık biliniyor. Kafeinin zararları elbette çok fazla tüketiİmesinden ileri gelen zararlardır. Günde iki fincan kahvenin içerdiği kafein, uyku hali yaratan adenosin adlı bir beyin kimyasalını bloke ederek, düşünsel performansı artırır ve ruh haline olumlu katkıda bulunur. Kafein ayrıca kas koordinasyonunu ve gücü artırır. Enerji sarfiyatını yükseltir ve daha fazla kalori yakmaya yardımcı olur.

Kafein in kilo kaybındaki etkinliği yeşil çay kateşinleri (EGCG) ile birlikte kullanıldığında büyük ölçüde artmaktadır. Günlük 270 mg EGCG ve 150 mg Kafein (3 adet Activin T) direkt yağ dokusuna etki ederek diyet ve hatta sporla bile gideremediğimiz bölgesel yağların yakılmasını sağlayarak sıkı ve fit bir görüntüye sahip olmamızı sağlar.

2- Sporcuların Gözdesi

L-Karnitine:

L-Karnitin insan vücudunun ürettiği bir aminoasittir. Bu nedenle, L-Karnitin genelde temel gıda maddeleri arasında sayılmaz. Ancak erken yaştaki çocuklar ve bazı yetişkinler L-Karnitin’de bulunan aminoasitleri bünyelerinde yeteri miktarda üretemezler. Bu yüzden vücutlarına dışardan gıda takviyesi olarak almak ihtiyacı duyarlar. L-Karnitin et, süt gibi hayvansal kaynaklı gıdalarla ve anne sütünde bulunmaktadır Pek çok araştırma L-Carnitine’in spor dayanıklılığını arttırmada faydalı olduğunu göstermiştir. L-Carnitine aerobik performansı arttırarak başta atletler olmak üzere sporcuların yorgunluk hissetmeden daha uzun süre egzersiz yapabilmesini sağlamaktadır. Böylece, sporcular vücudundaki fazla yağları, hareket esnasında enerjiye çevirerek, hızla kilo verecektir.

3- İştah Denen Canavarın

Acı Düşmanı Kapsaisin:

Yararlı birçok etkisi olduğu gösterilen acı kırmızı biberin aktif bileşen kapsaisin adı verilen bir maddedir. Hem acı hem de tatlı kırmızıbiberin içinde de bulunan kapsaisin, iştahı baskılayarak, tokluk hissi oluşturmakta bu sayede gıda alımını engellemekte ve kilo kaybını sağlamaktadır Acı biberin uzun süre kullanılmasının mide ağrısı başta olmak üzere gastrik yan etkilere sebep olması nedeniyle, tatlı biberin (Capsicum annuum) acı biber yerine kullanımını cazip kılmıştır. Hiçbir yan etkisi olmayan CH-19 tatlı biberin tek dozu bile enerjetik etki ile vücut ısısını yükseltmekle kalmayıp aynı zamanda enerji kullanımını arttırmakta ve kilo kaybını hızlandırmaktadır. Kapsaisin içeren kapsüllerde mutlaka Sağlık Bakanlığı onayı aranmalı, eğer sıvı olarak tüketilecekse CH-19 tatlı biberden elde edilmiş olan içecekler tercih edilmelidir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/yasamin-vazgecilmezi-kafein.html > Yaşamın Vazgeçilmezi Kafein

Doğal Kilo Verdiriciler

Mayıs 20th, 2010 by admin

doğal kilo verdiriciler

Başlık belki size pek inandırıcı gelmemiş olabilir. Ancak sindirim sistemini düzenlemesinden tutun da bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesine, kanser önlemesine hatta yaşlanmayı geciktirmesine kadar yüzlerce faydayı bize sunan doğanın, vücudumuzun enerji dengesi ve kilo kontrolü için de bazı formülleri var elbette.

Bitkilerin vücuttan sadece suyu attığı ve bu nedenle kilo kaybına neden olduğuyla ilgili yanlış bir yargı vardır. Ancak durum bu kadar basit değildir. Gerek bitkilerden (meyve, sebze ve otlar) aldığımız doğal bileşenler, gerekse vücudumuzda var olan bazı enzimler, farklı mekanizmalar üzerinden etki göstererek kilo vermeyi sağlar. Kimisi iştahı baskılayarak enerji alımını sınırlandırırken, kimisi metabolizmayı hızlandırarak enerji harcanımını arttırır. Bunun dışında vücutta direkt yağ dokusuna etkiyerek yağ hücrelerinin gelişimini engelleyen veya vücutta bağırsaklardan yağ emilimini azaltan maddeler de mevcuttur.

Bugüne kadar birçok bilimsel araştırmaya konu olmuş ve kilo kontrolündeki etkinliği kanıtlanmış diyet ve spor programlarında en çok önerilen doğal maddelere bir göz atalım:

1-Kilo Verdiren Sağlık Koruyucu Yeşil Çay

Yeşil çay insan sağlığı için son derece faydalı kateşin adı verilen maddeler içerir ve faydaları saymak bitmez Kanseri önler, sindirimi düzenler, cildi güzelleştirir, kolesterol ve tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur, alerjileri önler, grip ve soğuk algınlığına karşı direncimizi arttırır, yaşlanma sürecini yavaşlatır ve içinde bulunan florid diş etlerini korur. Gerçek bir sağlık koruyucu olan yeşil çayın en önemli özelliklerinden biri de metabolizmayı hızlandırarak yağ yakması ve kilo kaybını hızlandırmasıdır.

Bu özelliği sayesinde son yıllarda tüm obezite araştırmalarında en çok çalışılan ve diyetlerde en çok önerilen madde olmuştur. Özellikle kafeinle beraber alındığında yeşil çayın kilo kaybı sağlamadaki etkinliği artmaktadır. Her gün 90 mg EGCG (Yeşil çay ekstresi) ve 50 mg kafein (Cola Nlitida ) içeren Activin T günde en az 3 adet içilmesiyle, kalori kısıtlaması ile birlikte, aylık 4-5 kilo civarında bir kilo kaybı sağlanabilir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/dogal-kilo-verdiriciler.html > Doğal Kilo Verdiriciler

Kaliteli Yaşamak ve Yaşlanmak İçin

Mayıs 17th, 2010 by admin

kaliteli yaşamak

Yaşamla ilgili asıl soru “nasıl daha uzun ömürlü olunur?” değil, ömrü uzatmak telaşından çıkarak “daha sağlıklı, kendine yetecek, başkalarına yük olmayacak şekilde nasıl daha iyi bir yaşam sürebiliriz?”olmalıdır.

Modern tıbbın sağladığı olanaklar, eğitimin yaygınlaşması, yaşlanma süreci hakkındaki düşüncelerimizin değişmesine neden olmuştur. Bu yüzden yaşlanma sürecini iyi geçirmek, sağlıklı olmak ve hatta yaşlanmayı yavaşlatmak isteği, hiç kimseye uzak olmasa gerek…

Yaşlanmayı sağlıklı bir sürece çevirmemiz için pek çok anahtarımız var. Olabildiğince temiz bir çevrede yaşamak, fiziksel aktiviteye, kiloya, kişisel gelişime dikkat etmek bunlardan bazıları. Ve elbette ki düzenli spor yapmak. Bilimsel araştırmalar spor yapmanın, birçok sağlık problemine iyi geldiğini ortaya çıkarmıştır.

Düzenli Sporun Faydaları

Düzenli spor, kalbin güçlenmesine, kasların kuvvetlenmesine, beden esnekliğinin gelişmesine, kas tutukluğunun ve ağrıların azalmasına, kilo kaybı ve kilonun korunmasına katkı sağlar.

Sporu düzenli yapmanız halinde, hücrelere daha çok oksijen ulaşacağı için, endorfin hormonu üretilir, böylelikle kişi her zamankinden daha enerjik olur. Spor yapan kadınlar, menopoz dönemini daha rahat geçirirler. Düzenli spor yapan kişilerin dinleme halindeki kalp atım hızı, spor yapmayanlara oranla düşüktür. Zayıflamanın ve formda kalmanın en önemli şartlarından biri hareket etmektir. Yediklerinize ne kadar dikkat ederseniz edin, hareketi ve egzersizi ihmal ederseniz, fazla kilolarınızdan kurtulamazsınız.

Yaşlara Göre Hangi Sporları Yapmalıyız?

Çocukluk ve ergenlik döneminde; atletizm, basketbol, yüzme, tenis, voleybol, futbol.
Orta yaş döneminde; yürüyüş, jogging, atıcılık, masa tenisi ve yüzme.
Yaşlılık döneminde; yürüyüş, yüzme, golf uygun aktivitelerdir.

Sporun yaşamımızı uzattığı ve yaşam kalitemizi artırdığı düşünülürse, çocukluk çağlarından itibaren spor yapmanın önemi ortaya çıkmaktadır.

Sporun Kadınların Psikolojisinden Önemi

• Stresin birikmesini önler.
• Uykusuzluğu ve uyku bozukluklarını düzenler.
• Sosyal ve kişisel gelişime katkı sağlar.
• Depresyondan uzak tutar. Egzersizler

Egzersizler pek çok kadının yaşam tarzının bir bölümünü oluşturur.

Egzersiz, osteoporozun önlenmesinde, hamilelik esnasında vücut ağırlığının azaltılmasına, doğum sonrasında daha çabuk kilo vermeyi kolaylaştırmada, uyku ve ruh halinin düzenlemesinde büyük rol oynar.

Ayrıca bilimsel çalışmalar düzenli yapılan sporun arterlerin elastikiyetini korumaya katkı sağladığını da kanıtlamıştır.

Günümüz kadınları, artık sadece kilo vermek amacıyla değil, sağlıklı, zinde ve estetik görünmek için de spor yapmaktadırlar. Sağlıklı yaşamın temeli sağlıklı bir beden ise, dengeli ve düzenli beslenmeyi de hayatımıza yerleştirmeliyiz. Kaliteli bir yaşam sürecinin hep sizlerle birlikte olması dileğiyle…

Bol sporlu ve sağlıklı günler.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/kaliteli-yasamak-ve-yaslanmak-icin.html > Kaliteli Yaşamak ve Yaşlanmak İçin

« Previous Entries Next Entries »