Saç Nakli Resimleri

Mart 10th, 2010 by admin

Kaliteli bir ekip tarafından uygulanan saç nakli sonrasında, aslında ayırt edilemeyecek kadar doğal sonuçlar elde edilebiliyor. Dökülmeyen ve varlıklarını nakledildikleri bölgede sürdüren bu saçlar, özel bakım gerektirmiyor. Verici alanı yeterli olan sağlıklı erkeklerin çoğu, saç nakli için uygun görülüyor. Saç ekimi, her yaş gurubundan erkeğe uygulanabilir.

Saç Ekim Resimleri

Saç Ekim Resimleri

Saç Ekim Resimleri

Saç Nakli Resimleri

Saç Nakli Resimleri

Saç Nakli Resimleri

Saç Nakli Resimleri

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/sac-nakli-resimleri.html > Saç Nakli Resimleri

Anti-Stain Lazerle Leke Tedavisi

Mart 10th, 2010 by admin

güneş lekeleri

Güneş ışınlarına uzun süreli ve korunmasız olarak maruz kalmanın sonucunda ciltte oluşan güneş lekeleri artık korkulu rüya olmaktan çıkıyor. “Tıbbi terminolojide “solar lentigo” olarak adlandırılan güneş lekelerinin oluşumunda en büyük etken, adından da anlaşılacağı gibi güneş ışınları. Güneş lekelerine beyaz tenli, zor bronzlaşan, kolay kızaran cilt tiplerinde daha sık rastlanıyor. Lekeler güneşte aşın kalan kişilerde ani yanmalar, soyulmalar ve kızarmaların tekrarı durumunda yıllar içinde ortaya çıkıyor. Çözüm, şüphesiz güneşten korunmak. Güneşe çıkmayarak ya da yüksek faktörlü koruyucular kullanarak güneş lekelerinin belirginleşmesinin önüne geçilebilir.

Bunu başaramayanlar içinse, gelişen tıbbi yöntemler çözüm üretmeye devam ediyor. Güneş lekelerini, güneşe bağlı uzun ve kısa vadede oluşan cilt deformitelerini, erken yaşlanma bulgularını, kırışıklıkları, doğum sonrası ya da hormon kullanımına karşı ciltte oluşan kahverengi koyu lekelenmeleri, boyun ve eldeki yaşlanma bulgularını ve renklenme bozukluklarını artık tamamen yok etmek mümkün. Superplast Estetik & Rekonstrüktif Merkezi doktorlarından Op. Dr. Coşkun Taşçı, gelişmiş başlıklarla uygulanan 4 farklı la2er sayesinde, bir ya da iki seansta istenilen sonuca ulaşmanın mümkün olabileceğini söylüyor. Cerrahi müdahale geçirmiş hastaların dikiş yerlerinde güneşlenmeye bağlı oluşan kalıcı olabilecek cilt koyulaşmaları ve renk bozukluklarından da aynı şekilde kurtulmak mümkün.

Vücudumuzdaki istenmeyen renklenme bozukluklarının farklı kaynaklan olabileceğini belirten Op.Dr. Coşkun Taşçı doğuştan, damarsal yapılardan ya da renk verici hücrelerin yapısal bozukluğundan kaynaklı olabileceği gibi, daha sonradan güneşe, hormona! değişimlere (gebelik, ilaç kullanımı vb.) ve bazı kimyasallara maruz kalma ile de cildimizde kalıcı renklenme bozuklukları oluşabileceğine dikkat çekerek, bunlar tedavi edilmediği takdirde ciddi cilt hastalılarına yol açma riski olabileceğine değiniyor.

Op. Dr. Coşkun Taşçı şöyle devam ediyor: “Cildimizde renklenme bozukluklarında temel oluşturan iki kaynak hücre var. Bunlardan ilki, melanin denilen tenimize renk veren hücre. İkincisi ise kan damarlarının işleyişindeki anormalliklerden kaynaklanan hemoglobin maddesi. Superplast da uygulanan Anti-Stain yönteminde, renklenme bozukluktan ya da olağan olmayan bölgesel renkli oluşumlan tedavi ederken, bu iki yapı hedef alınıyor. Ana lazer teknolojisindeki gelişmelerle birlikte, fraksiyonel lazerlerin üretilmesi fraksiyonel sözcüğünü sadece tel lazeri ifade etmekten öteye taşıdı. Bu sayede sadece İstenilen amaç çerçevesinde bölgesel etkiyi artırmamız mümkün oldu. Güneş lekeleri gibi diğer tüm renk bozuklukları da, hastaya özgü bir renk, yapı ve sebepten oluşuyor. Dolayısıyla tüm hastalarımızı tek bir lazer tipiyle tedavi etmemiz mümkün değil; bu konuda ısrarlı olmak hastaya zarar verebilir. Bu tedaviler çok ciddi yatırım gerektiriyor ve elinizde en az on farklı lazer ünitesinin bulunması kesinlikle gerekli. Her problem kendisi için Özel geliştirilmiş lazer cihazı ile tedavi edilmeli.
Hastalarımıza düşen tek görev, tam donanımlı profesyonel bir merkezde tedavi olmayı seçmek. Superplast şu an dünyada elinde en gelişmiş lazerlerin tamamım bir arada bulunduran tek klinik. Kullandığımız teknoloji sayesinde bir ya da en fazla iki seansta her tür güneş lekesini, doğuştan gelen cilt bozukluklarını, damarsal bozukluklardan kaynaklanan renklenme bozukluklarını {varis hemanjiom yani çilek lekesi vb.) dünya standartlannm çok üstünde ve güvenli olarak
tedavi etme imkanına sahibiz.”

Güneşin olumsuz etkilerinin yanı sıra, yanlış kullanımdan ötürü parfümler de ciltte leke yapabiliyor. Anti-Stain yöntemi ise renklenme bozuklukları ya da olağan olmayan bölgesel renkli oluşumları tedavi etmeye yardımcı oluyor ve bu tedavide tek tip lazer kullanılmıyor.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/anti-stain-lazerle-leke-tedavisi.html > Anti-Stain Lazerle Leke Tedavisi

Ultrakavitasyon Tedavi Yöntemi

Mart 10th, 2010 by admin

Ultrakavitasyon

Zerofat uygulaması; Aygün tarafından hastanın vücut yağ oranı kas ağırlığı, bazal metebolizma hızı tespit edildikten sonra, kişinin başka bir fiziksel rahatsızlığı olup olmadığı da incelendikten sonra uygulanıyor. Ayrıca doktor program dâhilinde özel bir diyet mönüsü de önerebiliyor. Seans öncesi vücuda herhangi bir krem veya bantlama gibi bir uygulama yapılmaksızın kullanılan ender aletlerden biri olarak bilinen Zerofat’ta, 905 nm’lik gözle görünmeyen kızılötesi ışınların özelliklerinden faydalanılıyor.

Bu ışınlar hücre içinde bulunan mitokondrilere ekstra enerji sağlıyor, hücre böylece hiperaktif duruma geçiyor, çok miktarda ATP üretip, tüm fonksiyonlarında artış oluyor. Böylece solunum da hızlanmış oluyor. Tüm dokular daha fazla oksijen kullanıyor. Sonuç olarak da bu bölgelerde canlanma, gençleşme, hücre bölünmesi ve yoğun bir aktivite başlıyor. Bu aktiviteler için ayrıca depolanmış yağlar kullanılıyor.

Işınlar depolanan yağları sıvılaştırıyor, kullanıma hazır hale getiriyor. Bunun yanı sıra yağ hücrelerin geçirgenliği artıyor, depolanan ve istenmeyen yağların çok hızlı bir şekilde kullanımı, dolayısıyla da tüketilmesini sağlıyor. Zerofat; 905 nm ışınların diğer özelliklerinden faydalanarak kas tonusunu da artırarak vücudun toparlanmasını sağlamayı amaçlıyor. Ayrıca 905 nm ışınların anti ödem etkisi sayesinde, dokular arasında sıkışmış durgun sıvıların geri emilmesini sağlayarak selülitli dokuların iyileşmesine yardımcı oluyor. Kişiye bağlı olarak en az 16 en fazla 40 seans öneriliyor. Ayrıca belli metabolizma hastalığı ya da belirlenmiş kan hastalığı olanlar Zerofat’a alınamıyor. Bunun dışında üst limit olarak yaş ve sağlık sınırlaması yok.

AWT FARKI

Zerofat gibi ameliyat izi bırakmayan, ilk birkaç seansta vücutta ciddi bir değişiklik sağlayan ve yaz aylarında da bikini giyerken uygulamaya devam edebileceğiniz bir başka yöntem ise Dr. Levent Türbedar’ın uyguladığı AWT… İlk uygulaması ünlü şarkıcı Madonna üzerinde yapılan ve bu sayede popülerliği hızla artan AWT; selülit tedavisindeki etkili sonuçları sayesinde hızla popülerleşti. Bölgesel yağ fazlalıkları ve cilt gevşekliği sorununa da tedavi sırasında çözüm buluyor.

Bilindiği gibi selülitte iki büyük sorun ödem ve yağ birikmesi. AWT verdiği şok dalgaları ile direkt olarak yağ dokusunda çözülme sağlıyor. 21 milyon yağ hücresini vücudunda barındıran ve yağ yapımı kolay olan kadın vücudunun başlıca problemlerinden olan ödem bu cihaz sayesinde tarihe karışıyor. Selülit tedavisinin yanı sıra seanslar süresince bölgesel yağ fazlalığına sahip kişilerde önemli oranlarda incelme sağlayan yöntem hamilelik sonrası oluşan çatlakların görünümünde de gerileme yaratıyor.

Son derece konforlu ve ağrısız olan bu yöntem haftada iki seans olmak üzere yaklaşık üç ila dört hafta uygulanıyor. Yoğun selülit problemine sahip olan kişilerde tedavi bir ya da iki seans daha uzatılabiliyor. Yaklaşık 20-40 dakika arası süren, öğlen arası uygulaması olarak nitelendirebileceğimiz bu tedavi ile kişi günlük temposunu sekteye de uğratmamış oluyor.

VelaShapc™ ise ameliyatsız, hiçbir zaman kaybınız olmadan, ağrısız bir vücut şekillendirme ve selülit giderme çözümü sunmakta. Bu teknoloji vücudunuzu yeniden şekillendiriyor, inceltiyor ve selüliti gidererek çevresel daralma sağlıyor.

VelaShape™’in arkasındaki sır ise üç güçlü enerjinin birleşimi ile yağ dokusunun hacminin ve görüntüsünün azalmasını sağlaması. Bu uygulama bir çok bölgeye (karın, kalça ve bacak içi) 40 dakika kadar kısa bir sürede uygulanabiliyor. Haftada bir olmak üzere toplam dört seans uygulanıyor. VelaShape™’de bi polar radyofrekansı, kızılötesi ışık, vakum ve mekanik masaj bir arada bulunuyor ve Liposuctiona alternatif ameliyatsız komple çözüm olarak adlandırılıyor.

LIPOCAV KOLAYLIĞI

Medikal Estetik Doktoru Neslihan İbrahimoğlu tarafından uygulanan ultrakavitasyon adı verilen çok yeni ve özel bir ultrason sistemi olan Lipocav ise yağ dokusuna elastik dalga uygulayarak, yağ hücrelerin içe doğru patlayıp enerji formuna dönüşmelerini ve yok olmalarını sağlıyor. Yerleşmiş bölgesel yağları parçalayıp eritmek ve selülitli bölgeleri yok etmek için kullanılan teknik, doktor kontrolünde diyet yapan hastalarda da uygulanabiliyor.

Bilinen en yaygın teknik olan Liposuction’dan daha etkili ve kalıcı sonuçlar veren Lipocav, ameliyat ve iğne korkusu olanlar için de iyi bir alternatif. Haftada bir altı ile on seans arası uygulanan yöntemin etkili olabilmesi için uygulamadan bir gün önce, uygulama günü ve sonraki gün en az iki litre su içilmesi gerekiyor.

Ayrıca İbrahimoğlu tarafından uygulanmaya başlanan Thermo-C sistemi, kadınların pek çok sorununa tek seferde çözümler sunuyor. Radyofrckans, LED (Süper Intense Diode), Kriyotcrapi ve vakum (pncumo) terapi teknolojilerini bir arada kullanan cihaz; yüz bölgesinde kollajen yapılandırılması ve cildin gerginleştirilmesi için, vücutta ise istenmeyen yağlardan kurtulma, doku toparlanması, selülit, bölgesel incelme, vücudun şekillendirilmesi ve cildin gerginleştirilmesi için kullanılıyor.

Özellikle kombine tedaviler üretmesi sebebiyle diğer yöntemlerden ayrılan Thermo-C ile ağrısız ve kalıcı çözümler elde ediliyor. Thermo-C sisteminde uygulanan vakumla oluşturulan katman içerisindeki yağ hücrelerinin içindeki yağın boşalması ve portakal kabuğu görünümlü selülit kistlerinin parçalanması sağlanıyor. Bu sayede bölgesel incelme, selülit tedavisi, cilt gerginleştirme, dolaşımın artırılması, yüz uygulamalarında ise cilt gençleştirme ve kırışıklıkların giderilmesinde kullanılıyor.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/ultrakavitasyon-tedavi-yontemi.html > Ultrakavitasyon Tedavi Yöntemi

Bitkisel Ürünler ve Diyet

Mart 10th, 2010 by admin

bitkisel ürünler

Bitkisel ürünlerin kilo kaybettirici etkileri klinik çalışmalarda aşikar bir biçimde görülüyor. Özellikle son yıllarda diyet ve estetik uzmanları çoğu zaman hastalarının reçetelerine bitkisel ürünleri de ekliyor. Bir gerçek var ki sağlıklı bir diyet ve egzersiz programı ile beraber kullanacağımız bitkisel ürünler şişmanlıkla baş etmekte başarıyı artırıcı bir rol oynuyor.

Ama unutulmaması gereken, kilo sorunumuz varsa her şeyden flnce beslenme şeklimizdeki yanlışları düzeltmek ve mutlaka sağlıklı bir beslenme rejimine geçme gerekliliği, işin en önemli adımı en başta harcadığımız enerjiden daha az enerji veren besinler almak gerekliliği. Peki ya bitkisel ürünler? Bitkisel ürünlerin diyete etkisini Naturabella Medikal Estetik Merkezi Yöneticisi Dr. Neslihan İbrahimoğlu ile konuştuk. İbrahimoğlu, “Halk arasında bitkisel ürün kullanımı gün geçtikçe popülerlik kazanıyor.

Oysa bitkisel ürünlerin kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar var. Kilo kaybettirici bitkisel ürünün güvenliği, sağlığa zararlı olmaması kadar ürünün etkinliği de Önem taşıyor. Ürünlerin etkinliği bilimsel çalışmalara dayanmış olmalı. Ürünlerin üretimi ve satışındaki düzenlemelere bile dikkat edilmesi gerekiyor. Bunun temelinde bitkisel ürünlerin tedarikçilerinin güvenilir olması, ürünlerin itina ile toplandığı ve doğal kaynaklı olduğu, genetik olarak yapıları değiştirilmemiş organik ürünler olması yatıyor. Bu açıdan üretici firmaların yasalara uygun olarak çalışması, yani üretim ve satış için ruhsat sahibi olmaları gerekiyor” diyor.

Bitkisel ürülerin etkileri

Tüm dikkat edilmesi, ona göre tüketilmesi gereken Özelliklerine rağmen maalesef piyasada açık olarak zayıflatıcı olduğu iddia edilen birçok sağlıksız ürün satılıyor. Bu yüzden biz diyet yapanların, diyet ürünleri tüketenlerin yapması gereken ürünlerin ruhsatlı olduğunu gösteren etiketlerine dikkat etmek. Bitkisel ürünlerin kişiye etkiler ine gelince… Dr. İbrahimoğlu bu konuyla ilgili bir sorumu şöyle cevaplıyor: “Zayıflamada kullanılan bitkisel ürünlerin farklı etki mekanizmaları bulunuyor.

Bunlar metabolizmayı hızlandırarak kalori yakmaya yardımcı olurlar, yağların vc besinlerden karbonhidrat emilimini azaltırlar, yağların yıkımını artırırlar, tokluk duygusunun oluşturulmasını ve devam etmesini sağlarlar. Ayrıca bitkisel ürünler bağırsak çalışmasının düzenlenmesini sağlarken idrar söktürücü etkileriyle ödem çözücü ve Önleyicidirler. İçerikleri sayesinde vücudun madensel tuz ve vitamin ihtiyacını karşılayıp, toksinlerin atımını sağlayarak detoks yaparlar.” Modern hayahn sunduğu hazır yemekler ve besin değeri taşımayan yiyecekler, bozulmayı önleyen koruyucular ve katkı maddeleri, kimyasal olarak kirlenmiş hava ve su, hareketli yaşam tarzı ve gelişi güzel kullandığımız ilaçlar insan sağlığının bozulmasına ve acımasızca kirlenmesine neden oluyor.

Yoğun iş hayatı, şehir stresi, düzensiz ve sağlıksız beslenme sonucunda da çoğumuz sürekli bir rejim halinde, tartılar kimi zaman en iyi arkadaşımız kimi zamansa en kötü düşmanımız. Dr. Neslihan İbrahimoğlu, “Vücudun doğal arınma ve temizleme sistemlerinin çalışmaması veya toksinlerin aşın birikmesi durumunda metabolizmamız yeterli çalışamaz. Bu aşırı toksik yüklenme ile baş etmenin ve sağlığımızı bozmasını engellemenin yolu, toksinlerden arınma potansiyelimizin kirlenme potansiyelinden birkaç adım önde olmasını sağlamak.

Bunun için de detoks etkili ürünler ile vücudumuzun doğal arınma mekanizmalarına yardımcı olmak gerekiyor. Örneğin Hindiba (chicory) toksinlerin atılmasını sağlayan güçlü bir detoks bitkisi ve birçok bitkisel detoks ürünlerinde bulunuyor. Böylece toksinlerinden arınan vücudun yağ yakma potansiyeli artıyor” diyor ve sözlerine devam ediyor: “Tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan bitkisel zayıflatıcılar ephedra alkoloidleri ve bitkisel formda bulunan kafeindir. Bu bitkilerin kullanımı geleneksel Çin Tıbbı kökenli.

Etkinlikleri modern tıp tarafından da kanıtlanmış. Uzun süre kullanımına bağlı görülen yan ekiler (ağız kuruluğu, uykusuzluk, baş ağrısı, hipertansiyon, çarpıntı) nedeni ile doz ve süre olarak sınırlı bir şekilde uygulanması gerekiyor. Gerçi bitkisel olarak satılan ve içinde kafein ve efedra bulunan en popüler ürünlerde bulunan kafein oranı üç fincan kahvedeki kafein oranından daha düşük. Metabolizmayı hızlandırıcı etkiye sahip ve yağ dokusunda yağların yanmasını sağlıyorlar”.

Ulaşımı kolay

Bitkisel ürünlerin çekici olmasının iki anahtar nedeni bulunuyor. İlki insanlar tarafından natürel olarak algılandığı için ilaçlardan daha güvenli kabul edilmesi, ikincisi ise profesyonel yardım gerekmeden de bu ürünlere ulaşabilme kolaylığı. Klasik yöntemler ile zayıflamakta başarısızlığa düşen şişman hastalar için alternatif bir zayıflama ve psikolojik olarak kendilerini daha iyi ve motive hissetmeleri için bir sebep oluyor.

Dr. İbrahimoğlu’na göre burada dikkat edilmesi gereken bitkisel ürünleri tek başına bir kurtarıcı olarak görmemek ve hiçbir zaman tavsiye edilen dozların üzerine çıkmamak. Dr. İbrahimoğlu bununla ilgili olarak “Kullandığımız bazı ilaçlarla etkileşimleri veya mevcut altta yatan bir sağlık problemimiz bitkisel ürünlerin yaşamsal sorunlara neden olmasını sağlayabilir” yorumunu yapıyor. Sonuçta, şişmanlık tüm dünyada yaygın olan bir problem. Ve geleneksel bitkisel ilaçlar tüm dünyada herkes tarafından reçete ile yazılan ilaçlara göre daha fazla kabul görüyor. Bunun sonucu olarak da birçok hastalığın örneğin diyabetin tedavisi için botanikal çalışmalar sürüyor.

Bitkisel içerikler ve özellikleri:

Dr. Neslihan İbrahimoğlu’na göre bazı bitkiler ve vücuda olumlu veya olumsuz etkileri şöyle:

Yeşil çay kateşinler: Yeşil çay yapraklarının enzimatik oksidasyonu ile siyah çay yapılıyor. Bu oksidasyon sırasında kateşinlerin büyük bir oranı theaflavine dönüşüyor. Günde bir fincan çay içmenin kalp krizi riskini azalttığı görülüyor.

Turunç: Yağların parçalanmasına ve metabolizmanın hızlanmasına neden oluyorlar.

Şili biberi: Şili biberi ve kırmızı biberin yağ yakmak ve metabolizmayı hızlandırmak gibi bir etkisi var. Düzenli olarak Şili biberi yiyen kişilerde kilo kaybı gözleniyor.

Konjüge Linoleik Asit: Diyete konjuge linoleik asit ilavesi ile vücuttaki yağ oranında azalma görülüyor.

Hidroksisitrik Asit: Yağ oluşumunu önleyen enzimatik bir aktiviteye sahip.

Lifler: Suda eriyen liflerin kilo kaybettirici etkileri ve açlık hissini azaltıcı etkileri daha fazla. Açlık duygusunu azaltıcı etkileri sindirim sisteminde suyla hacimlerinin artmasına bağlı olarak şişkinlik ve tokluk hissi yaratıyorlar. Buna bağlı olarak yemek yeme ihtiyacı azalıyor. Güvenilir olmasından dolayı şişman çocuklarda rahatlıkla uygulanıyor.

Chitosan: İnce bağırsakta bulunan lipitlere trigliserit ve kolesterole bağlanarak emilimlerini engelliyor ve kilo kaybına neden oluyor.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/bitkisel-urunler-ve-diyet.html > Bitkisel Ürünler ve Diyet

Saç Ektiren Ünlüler

Mart 9th, 2010 by admin

saç ekimi

Cihan Ünal: Azalmaya başlayan saçlarına, saç ektirmekle çare bulan Ünal, çıkan saçlarını bir de boyatınca eski haline geri dönerek delikanlılara taş çıkartan bir görünüm kazandı.

Joel Mchale: Henüz 39 yaşındaki ünlü komedyen azalmaya başlayan ve görüntüsünü oldukça etkileyen saçları İçin çözümü, gidenlerin yerine yenisini ektirmekte buldu.

Jude Law: Genç kızların sevgilisi ünlü ingiliz aktörün geçtiğimiz yıllarda saç ektirdiği öne sürüldü. Herhangi bir açıklama yapmasa da aradaki fark gözden kaçacak gibi değil.

Yalın: Saçları döküldüğü İçin fotoğraflarda kötü çıktığını düşünen şarkıcı, kaynak yaptırarak gür ve sağlıklı saçlara sahip oldu. Artık fotoğraflarını beğeniyor olsa gerek.

Silvio Berlusconi: italya’nın ünlü ve renkli kişiliğe sahip başbakanı İlk saç ekiminden bir sene sonra sekiz saatlik ikinci bir operasyon sonunda şu anki saçlarına kavuştu.

“Vücut kılları kısa ömürleri nedeniyle tercih edilmiyor”

Erkekler bu dünyada güzel olmak zorunda değiller. Her haliyle kabul edilebilirler. Bu yüzden fiziksel özellikleriyle dalga geçildiğinde, kilo aldığında ya da sivilceli olduğunda çok fazla önemsemezler. Ama konu saça geldiğinde her şey değişir. Eğer göbeğiniz varsa bunu diyetle veya sporla eritebilir, fit bir görünüme kavuşabilirsiniz. Ama saç öyle değil; geri gelmez. Dökülmeye başladıysa ve en önemlisi ailede özellikle anne tarafında saç dökülmesi varsa yapacak çok fazla bir şey yok.

Bir losyon sürüp saçları geri kazandırmanın bir yolu da yok ne yazık ki. Bu nedenle saçlar gitmeye başladığı zaman kişi panik oluyor. Saçlarından “En önemli cinsel organım” diye bahseden hastalarım bile var. Saç ekimi yaptırdıktan sonra da kendilerini çok daha çekici ve yakışıklı hissediyorlar. Çünkü hem yeni saçlara kavuşuyorlar hem de çıkan saçlar daha koyu renk oluyor. Bu nedenle de kendilerini daha genç ve çekici hissediyorlar, işte günümüzde yapılan estetik ameliyatlarının büyük bir kısmını saç ekim operasyonlarının almasının en önemli nedeni de bu…

Tabii saç ekimi yapılabilmesi için de kafada belli sayıda saç olması gerekiyor. Ama eğer bu bölgede hiç saç yoksa göğüsten de alınabiliyor. Çünkü herhangi bir kılı köküyle birlikte aldığınızda onun tüm ter ve yağ bezlerini de almış oluyorsunuz; bu yüzden İstediğiniz yere transfer edebiliyorsunuz. Ancak vücut kıllarının ömrü genel olarak İki sene kadardır. Bu yüzden de kısa ömründen dolayı vücut kılları pek tercih edilmiyor.

Saçların dökülmemesi için

Saç ekimi yapmadığımız hastalara saç dökülmesini önleme özelliği olan prostat ilacı verebiliyoruz. Bu yaklaşık 20-25 senedir kullanılıyor. Aslında prostat Hacı ama yan etkisi olarak saç dökülmesini engelliyor. Tabii çok az miktarda veriliyor. Eğer prostat ilacı gibi alınırsa erkek cinselliğiyle İlgili yan etkiler yaratabiliyor. Bu ilaçlar ömür boyu kullanılacak ilaçlar olduğundan bırakıldıkları anda her şey eski haline geri dönüyor.

Op. Dr. Alper Tuncel (Repair Saç Ekim Merkezi)

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/sac-ektiren-unluler.html > Saç Ektiren Ünlüler

Saç Ekimi Fiyatları

Mart 9th, 2010 by admin

Saç Ekimi Fiyatları 1500 ytl den başlayarak 5000 ytl ye kadar çıkmaktadır. Saç
ekimi fiyatları yapılacak olan tekniği göre değişkenlik göstermektedir. Bu
dahilen estetiği yapacak olan cerrahiye, ameliyatın yapılacağı hastaneye,
ameliyatın hangi bölgeye yapılacağına, ameliyatta kullanılacak malzemeye,
ameliyat sonrasına vs… görede fiyat değişmektedir.

Saç ekimi operasyonları yüksek maliyetler gerektirmeyen bir operasyondur yanlız
bu operasyon çok yoğun bir emek isteyen zorlayıcı bir operasyondur. Saç ekimi
operasyonlarını belirleyen etkenlerin başında hastanın fiziki özelliği
gelmektedir. Eğer hastanın çok yğun bir şekilde saç ekilmesi gereken bölgeleri
varsa bu ameliyatın zamanını arttırmaktadır dolayısıyla bu operasyonlarda çok
daha fazla bir emek harcanılması gerekir durum böyle olduğunda da bu da
ameliyatın fiyatına yansır.

Saç ekimi fiyatlarının bir diğer değerlendirmeside toplama ekiplerle isim
yapmamış klinikler bir güne birden çok hastayı sığdırabilmektedirler. Bu durumda
böyle klinikler hastalara 1500 ytl den 300 ytl ye kadar bir fiyat ortalaması
çıkartabilmektedirler. Buna karşın isim yapmış ve lüks semtlerde bulunan
klinikler ise bu fiyatların iki katını hastaya söylemektedirler. Bu hastaya
kalmış bir seçim tercihidir.

Saç ekim fiyatlarına etki eden bir etken ise yaz aylarıda bu aylarda yurt
dışından saç ekimi için hem saç ekimi hemde tatil olanaklarından yararlanmak
isteyen hastalar çoğunlukta oldukları için kliniklerin pek hastaya ihtiyaçları
olmuyor. Bu dönemlerde fiyatlar biraz daha yukarı çekilirken yoğun olmayan
aylarda linikler biraz daha pazarlığa açık hale gelmektedirler.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/sac-ekimi-fiyatlari.html > Saç Ekimi Fiyatları

Göz Kapağı Estetiği Fiyatları

Mart 9th, 2010 by admin

Göz Kapağı Estetik Fiyatları 1500 ytl den başlayarak 5500 ytl ye kadar
çıkmaktadır. Bu ameliyatların fiyatlarıda yapılacak olan tekniği göre
değişkenlik göstermektedir. Bu dahilen estetiği yapacak olan cerrahiye,
ameliyatın yapılacağı hastaneye, ameliyatın hangi bölgeye yapılacağına,
ameliyatta kullanılacak malzemeye, ameliyat sonrasına vs… görede fiyat
değişmektedir.

Yapılacak olan göz kapağı operasyonlarının değerlendirilmesi hasta ve cerrah ile
ameliyat öncesi olur. Ameliyat fiyatlarıda hastanın fiziki olarak belirtmiş
olduğu rahatsızlağa göre belirlenir. Yukarıda verdiğimiz fiyat sadece bir
ortalamadır. Diğer operasyonların fiyatlarına verdiğimiz yorum gibi bu
operasyonun fiyat aralığının belirlenmesindeki en büyük etmenler cerrahiye
ameliyatın yapılacağı hastaneye hastanın sorunlarına göre çeşitlilik
göstermektedir.

Göz kapağı estetiği bir nevi göz kapaklarındaki sarkmış fazla derinin
çıkarılması işlemidir diyebiliriz. Buradaki fiyat aralığını oluşturan durumsa
hastanın göz hatlarında oluşmuş sarkma ve kırışıklıkların derecesine ameliyat
süresine uygulanacak tekniğin çeşitliliğine göre göre değişmektedir. Alt ve üst
kapak operasyonları birlikte değerlendirileceği gibi ayrı ayrıda
değerlendirilebilir.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi en uygun sonucun bir cerrahi uzmanıyla
görüştükten, cerrahinin sizi ve durumunuzu gördükten sonra vereceği fiyattır.
Fakat illa bir fiyat aralığı öğrenmek isterseniz yukarıdaki fiyatları baz
almanızda yarar vardır.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/goz-kapagi-estetigi-fiyatlari.html > Göz Kapağı Estetiği Fiyatları

Liposakşın Estetiği Fiyatları

Mart 9th, 2010 by admin

Liposuction Estetik Fiyatları 2000 ytl den başlayarak 12000 ytl ye kadar
çıkmaktadır. Bu ameliyatların fiyatlarıda yapılacak olan tekniği göre
değişkenlik göstermektedir. Bu dahilen estetiği yapacak olan cerrahiye,
ameliyatın yapılacağı hastaneye, ameliyatın hangi bölgeye yapılacağına,
ameliyatta kullanılacak malzemeye, ameliyat sonrasına vs… görede fiyat
değişmektedir.

Yapılan liposuction ameliyatlarında esas olan durum yapılacak ameliyatın ne
kadar süreceğidir. Bu ameliyat zor ve meşakatli bir ameliyattır. Cerrahi açıdan
zor bir ameliyat olmasının yanında çok fazla zaman harcanılmasını gerektiren bir
operasyondur.

Liposuction amaliyatlarındaki amaç vucudun şekillendirilmesidir. Bu durumda iyi
bir cerrahın bu operasyonu yapmasının ne denli faydası olacağının göstergesidir.
Yapılan estetik ameliyatların fiyat değerlendirmesini cerrah hastayı görür
muayene ettikten sonra hasta ile birlikte karar verir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/liposaksin-estetigi-fiyatlari.html > Liposakşın Estetiği Fiyatları

Mini Karın Germe Mini Abdominoplasti

Mart 9th, 2010 by admin

Mini-Abdominoplasti ve Abdominoplasti nedir ? Aralarında ne fark vardır ?

Abdominoplasti adıyla da bilinen karın germe ameliyatları özetle karın
bölgesindeki fazla yağ ve derinin çıkarılması, kalan deri ve göbeğin yeniden
şekillendirilmesi ve daha deride bulunan karın duvarının gevşekliğinin
giderilmesi işlemi olarak tanımlanabilir.

Mini abdominoplastide ise ameliyat alanı daha küçük tutulur. Göbek ile ilgili
doğrudan bir yer değiştirme işlemi yapılmaz. Göbek hizası üzerinde kalan
alanlarda karın duvarı denen derin yapılara herhangi bir girişim yapılmaz. Mini
abdominoplastide daha çok göbek hizası altında kalan alandaki deri ve yağ
fazlalığı giderilir.

Liposuction ile birlikte mini abdominoplasti yapılabilir mi ?

Yapılabilir. Hatta bir çok kişide birlikte yapılması çok daha iyi estetik
sonuçlar doğurur. Karın derisi ve yağ katlarında fazlalığın birlikte eşlik
ettiği durumlarda bilinen en iyi tedavi cerrahi tedavidir.

Fazla derinin çıkarılması dışında bir seçenek yoktur. Fakat ılımlı derecede yağ
fazlalığı ve hafif derecede deri sarkması varlığından liposuction tek başına
yeterli olabilir ya da mini abdominoplasti eklenebilir.

Mini abdominoplasti herkese yapılabilir mi ?

Kalıtsal özellikler, gebelik, yaşlanma, önceden geçirilmiş karın ameliyatları,
sık ve çok miktarda kilo alıp verme, düzensiz beslenme, yeterli ve düzenli
egzersiz aktivite alışkanlığı olmaması gibi etkenler karın derisinde sarkma ve
düzensizliğe yol açarlar. Karın derisi ve yağ tabakasının altında bulunan karın
duvarı oluşumlarında gevşemelerin varlığı da bu bozukluklara değişen derecelerde
eşlik eder ve karındaki şekil bozuklukluğuna önemli oranda katkıda
bulunabilirler.

Hatta karın duvarında ayrılma ve fıtıklar da ortaya çıkabilir. Bu ameliyatlar
için en uygun adaylar sigara içmeyen, ciddi kilo dalgalanmaları yaşamayan, diğer
yönüyle sağlıklı olup ciddi bir sağlık riski olmayan gerçekçi beklentilere sahip
olan kişilerdir.

Aşırı deri sarkması ve fazlalığı varsa, karın duvarı denilen derin katlarda
gevşeklik ve fıtık mevcutsa klasik abdominoplasti daha uygun bir seçenek
olacaktır. fakat sorun daha çok göbek hizası altında ise ve çok şiddetli değilse
mini abdominoplasti daha uygun bir seçenek olacaktır.

Mini abdominoplasti sonrası iz kalır mı ?

Mini abdominoplasti sonrasında sezaryen izine benzer bazen 5-10 cm daha uzun
olabilen bir iz kalır. zamanla belirginliği azalır.

İyileşme süresi nasıldır ?

Mini abdominoplastide iyileşme süresi klasik abdominoplastiye göre çok daha
kısadır. Ameliyat sonrası aynı gün hastaneden çıkabilir ve bir kaç gün içinde
günlük olağan işlere dönülebilir.

Göbek hizası altında deri ve yağ fazlalığının giderilmesinde cerrahi dışında
etkili bir yöntem var mıdır ?

Hafif yada orta derecede yağ fazlalığı ve hafif derecede deri sarkması
varlığında liposuction tek başına yeterli olabilir. Çünkü fazla yağın alınması
sonrasında deride hafif derecede bir gerilme ortaya çıkar ve bazı kişilerde
yeterli gerginlik sağlayabilir.

Cerrahi tedavi dışında LPG, mezoterapi, karboksiterapi gibi yöntemler çok kısıtlı
oranda ve kalıcı olmayan yarar sağlayabilirler. Radyofrekans, ultrason, lazer
uygulamalarının bir ya da bir kaşını uygun şekilde uygulanan mekanik drenaj
uygulamalarıyla birleştiren yöntemlerde de hafif derecede yarar sağlanabilir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/mini-karin-germe-mini-abdominoplasti.html > Mini Karın Germe Mini Abdominoplasti

Akupunktur Tedavisi

Mart 9th, 2010 by admin

Siz kliniğinizde uyguladığınız tedavilerde hem fizik tedavi ve rehabilitasyon
uygulamaları gibi modern tıbbın yöntemlerini, hem de akupunktur gibi alternatif
tıbbın tekniklerini kullanıyorsunuz.

Bu iki uygulama birbiriyle uyumlu yürütülebiliyor mu?

Ahmet Bülent Çivitci: Evet. kliniğimizde hem modern tıbbın tanı ve tedavi
yöntemlerini, hem de akupunktur, manipulasyon gibi yöntemleri uyguluyoruz. Bu
iki yöntemin hastalıkların vücutta onaya çıkışı ve iyileşmesini açıklama
felsefeleri birbirinden farklıdır. Ancak her iki yöntem birbirini tamamlar.
Akupunktur 1974 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilmiş ve hangi
hastalıklarda tek başına tedavi edici etkisinin olduğu, hangi hastalıklarda da
modern tıp yöntemleri ile birlikte uygulandığında başarılı olacağı bezenmiştir.

1991 yılında da T. C. Sağlık Bakanlığı tarafından bilimsel bir yöntem olarak
kabul edilmiş, kimler tarafından nasıl uygulanacağına dair bir yönetmelik
hazırlanmıştır. Akupunktur ile ilgili dünya tıp literatürüne giren 10.000′in
üzerinde çalışma bilimsel etkinliğini ispat etmiştir. Artık batı ülkelerinde
akupunkturdan, manipulasyondan, mezoterapiden bahsederken “Alternatif Tıp”
ifadesi değil, ‘Tamamlaya Tıp” terimi kullanılmaktadır.

Yani bu yöntemler modern tıbba alternatif değil, modem tıbbın tamamlayıcısı
kabul edilmektedir. Artık bunların eğitimi sadece Çin’de değil, ABD. ingiltere.
AJmanya. Fransa, Türkiye vb. ülkelerin üniversitelerinde verilmektedir. Bir çok
ülkenin üniversitelerinde de bu konularda araştırma merkezleri kurulmuştur.

Akupunktur nasıl etki ediyor?

A.B.Ç: Akupunktur her ne kadar Uygur Türkleri tarafından bulunmuş olsa da dünya
literatüründe Geleneksel Çin Tıbbı’nın bir uygulaması olarak anılmaktadır.
Geleneksel Çin Tıbbı felsefesinde akupunkturun etki mekanizması Yin-Yang. 5
Element vb. teorilerle açıklanmaktadır. Bilimsel değil de anlaşılır bir şekilde
ifade edecek olursak; Vücutta 12 çift sanal meridyen bulunmaktadır. Bu
meridyenler üzerinde Chi (Oi – Can) sürekli olarak dolaşmakta, canlılığı ve
sağlıklılığı sağlamaktadır. Bu Çan’ın iki komponenti bulunmaktadır. Biri Yin,
diğeri ise Yang. İnsanın sağlıklı bir şekilde hayat™ sürdürebilmesi için, Çan’ın
hem meridyenler üzerinde dolaşımının sürekli olarak sağlanması, hem de Yin ve
Yang komponentterinin birbirlerine karşı bir denge içerisinde bulunmaları
gerekmektedir.

Çan’ın meridyenler üzerinde dolaşımında aksama olması ve/veya Yin ile Yang
arasındaki dengenin bozulması hastalıklar ortaya çıkarmaktadır. Rüzgar, soğuk,
nem, aşırı sıcak, öfke, alınan darbeler, beslenme bozuklukları, böcek
ısırmaları, aileden gelen özellikler vb. Yin-Yang dengesini bozarak ve/veya
Çan’ın dolaşımını bozarak hastalıklara yol açmaktadır. Meridyenler üzerinde
akupunktur yuvalan (noktalan) bulunmaktadır ve bunların sayısı 1000′e yakındır.
Bunlardan uygun olanlarının seçilerek iğne. masaj, lazer, moksa vb. gibi
yöntemlerle uyarılmaları da Çan’ın şerbetçe dolaşımını ve dengeyi yeniden
oluşturarak hastalıkları tedavi etmektedir.

Akupunkturun bilimselliği nasıl ortaya konuyor?

A.B.Ç: Bu konulardaki çalışmalar hem hastalar üzerinde hem de laboratuarda
yapılmaktadır. Akupunkturun hastalar üzerindeki etkisi, tedavi öncesi ve tedavi
sonrası durumun birbiriyle karşılaştırılması ve sonuçlarının
değerlendirilmesiyle ortaya konmaktadır.

Ayrıca akupunktur uyan mı sonrasında vücuttaki bazı maddelerin kan değerlerinin
değiştiğine dair çahşmalar da yapılmıştır. Örneğin vücutta ağrıyı kontrol eden
beta-endorfin, enkefalin vb. maddelerin akupunktur uygulaması sonrası arttığı
ortaya konmuştur. Yine aitten alınan kesitlerde akupunktur noktalarının damar ve
sinir yönünden zengin olduğu saptanmıştır.

Akupunktur hangi hastalıkların tedavisinde etkili olmaktadır?

A.B.Ç: Akupunkturun en etkili olduğu alan ağnlı hastalıklardır (painy diseases).
Ağn bir hastalık değil, tedaviye çağrıdır. Eklem ağnlan (joint pains), bel
fıtığı{Iomber disc herniation). boyun fıtığı (Cervical disc herniation),
kireçlenme (Osteoarthritis), romatizma! hastalıklar (rheumatic diseases),
başağnsı (head ache). migren (migraine), sancılı adet (dismenorea) gibi
hastalıklarda hem ağn kesici, hem tedavi edici etkisi bulunmaktadır.

Ayrıca sigara bağımlılığında seratonin adı verilen mutluluk hormonu düzeyini
yükselterek, sigara bırakma sürecinin sıkıntısız bir şekilde geçirilmesini
sağladığı gibi, sigaradan keyif alınmasını da engellemektedir. Kilo
problemlerinde iştahı azaltmakta (loss of appetite). halsizlik, sinirlilik, baş
ağrısı, baş dönmesi, stres, mide kazıntısı vb. açlık belirtilerini azaltmakta,
metabolizma hızını düzenleyerek daha kolay ve sıkıntısız bir şekilde kilo
vermeyi sağlamaktadır.

Etkili olduğu hastalıklardan birisi de Astım (asthma) vb. solunum
hastalıklarıdır. Alerjik durumlarda (allergic conditions). stres, uyku
bozuklukları (steep dîsturbance). dikkat-konsantrasyon (attention-concentration)
eksiklikleri, cinsel fonksiyon bozuklukları (sexual function disturbance) vb.
durumlarda da etkili bir şekilde uygulanmaktadır. Kliniğimizde bel fıtığı, boyun
fıtığı, kireçlenme gibi hastalıklarda akupunkturu fizik tedavi uygulamalarıyla
kombine ederek, kilo kontrolü, sigara bırakma, baş ağrısı, migren, sancılı adet,
stres, uyku bozuklukları, dikkat konsantrasyon eksiklikten vb. hastalıklarda ise
tek başına uyguluyoruz.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/akupunktur-tedavisi.html > Akupunktur Tedavisi

« Previous Entries