Saç Ektiren Ünlüler

Mart 9th, 2010 by admin

saç ekimi

Cihan Ünal: Azalmaya başlayan saçlarına, saç ektirmekle çare bulan Ünal, çıkan saçlarını bir de boyatınca eski haline geri dönerek delikanlılara taş çıkartan bir görünüm kazandı.

Joel Mchale: Henüz 39 yaşındaki ünlü komedyen azalmaya başlayan ve görüntüsünü oldukça etkileyen saçları İçin çözümü, gidenlerin yerine yenisini ektirmekte buldu.

Jude Law: Genç kızların sevgilisi ünlü ingiliz aktörün geçtiğimiz yıllarda saç ektirdiği öne sürüldü. Herhangi bir açıklama yapmasa da aradaki fark gözden kaçacak gibi değil.

Yalın: Saçları döküldüğü İçin fotoğraflarda kötü çıktığını düşünen şarkıcı, kaynak yaptırarak gür ve sağlıklı saçlara sahip oldu. Artık fotoğraflarını beğeniyor olsa gerek.

Silvio Berlusconi: italya’nın ünlü ve renkli kişiliğe sahip başbakanı İlk saç ekiminden bir sene sonra sekiz saatlik ikinci bir operasyon sonunda şu anki saçlarına kavuştu.

“Vücut kılları kısa ömürleri nedeniyle tercih edilmiyor”

Erkekler bu dünyada güzel olmak zorunda değiller. Her haliyle kabul edilebilirler. Bu yüzden fiziksel özellikleriyle dalga geçildiğinde, kilo aldığında ya da sivilceli olduğunda çok fazla önemsemezler. Ama konu saça geldiğinde her şey değişir. Eğer göbeğiniz varsa bunu diyetle veya sporla eritebilir, fit bir görünüme kavuşabilirsiniz. Ama saç öyle değil; geri gelmez. Dökülmeye başladıysa ve en önemlisi ailede özellikle anne tarafında saç dökülmesi varsa yapacak çok fazla bir şey yok.

Bir losyon sürüp saçları geri kazandırmanın bir yolu da yok ne yazık ki. Bu nedenle saçlar gitmeye başladığı zaman kişi panik oluyor. Saçlarından “En önemli cinsel organım” diye bahseden hastalarım bile var. Saç ekimi yaptırdıktan sonra da kendilerini çok daha çekici ve yakışıklı hissediyorlar. Çünkü hem yeni saçlara kavuşuyorlar hem de çıkan saçlar daha koyu renk oluyor. Bu nedenle de kendilerini daha genç ve çekici hissediyorlar, işte günümüzde yapılan estetik ameliyatlarının büyük bir kısmını saç ekim operasyonlarının almasının en önemli nedeni de bu…

Tabii saç ekimi yapılabilmesi için de kafada belli sayıda saç olması gerekiyor. Ama eğer bu bölgede hiç saç yoksa göğüsten de alınabiliyor. Çünkü herhangi bir kılı köküyle birlikte aldığınızda onun tüm ter ve yağ bezlerini de almış oluyorsunuz; bu yüzden İstediğiniz yere transfer edebiliyorsunuz. Ancak vücut kıllarının ömrü genel olarak İki sene kadardır. Bu yüzden de kısa ömründen dolayı vücut kılları pek tercih edilmiyor.

Saçların dökülmemesi için

Saç ekimi yapmadığımız hastalara saç dökülmesini önleme özelliği olan prostat ilacı verebiliyoruz. Bu yaklaşık 20-25 senedir kullanılıyor. Aslında prostat Hacı ama yan etkisi olarak saç dökülmesini engelliyor. Tabii çok az miktarda veriliyor. Eğer prostat ilacı gibi alınırsa erkek cinselliğiyle İlgili yan etkiler yaratabiliyor. Bu ilaçlar ömür boyu kullanılacak ilaçlar olduğundan bırakıldıkları anda her şey eski haline geri dönüyor.

Op. Dr. Alper Tuncel (Repair Saç Ekim Merkezi)

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/sac-ektiren-unluler.html > Saç Ektiren Ünlüler

Estetik Yağ Enjeksiyonu

Mart 6th, 2010 by admin

Yağ enjeksiyon estetik ameliyatı halk arasında lipoinjection, lipofilling
gibi terimlerle kullanılmaktadır bu terimlerin hepsi aynı işlem bir bölgeden
alınan yağ dokusunun bir başka bölgeye dolgu yapma amacı ile kullanımı
uygulamasıdır.

Yağ enjeksiyon işleminin başlıca uygulama amaçları:

- Hastanın vücut hatlarını düzeltmek

- Hastanın yüzündeki yaşlılık çizgilerinin belirginliğini azaltmak

- Hastanın dudaklarını dolgunlaştırmak

- Zayıf bölgeleri daha dolgun göstermektir.

Hastanın vücut hatlarının bozuklukları bazı doğumsal ve daha sonradan meydana
gelen çevresel faktörlerle kazanılmış bozukluklar, vücudun normal yapısından
kaynaklanan bozukluklar, daha önceden uygulanmış bir liposuction yöntemiyle
kontrolsüz bir şekilde alınmış olan yağlardan kaynaklanan bozukluklar. Vücudu
saran yağ dokusunda meydana gelen zayıflıklar ve bozukluklarda kötü bir görünüme
sebebiyet verir. Yağ enjeksiyon operasyonu ile vücutta zayıflıktan ötürü oluşmuş
kötü görüntüler, yağ dokusu ile dolgu yapılarak daha düzgün bir görünüm
kazanabilir.

Yağ enjeksiyon estetik operasyonu yaşlılığa bağlı olarak belirginleşmiş yüz
çizgilerini gidermek amacıyla sıklıkla uygulanan bir yöntemdir. Yapılan bu
estetik operasyon bu çizgilerin oluşumunu ortadan kaldırmak için değil sadece
iyileştirmeye yönelik bir uygulama olduğu unutulmamalıdır. bu çizgilerin
nedeninin yaşlanma olduğu herkez tarafından bilinmekte ve böyle bir süreci hiç
bir yöntem durduramaz. Yüzde meydana gelen sarkmalar ve katlanmalar yüz germe
ameliyatları ile iyileştirilebilirler.

Yağ enjeksiyon estetik operasyonları yüzünüzün tüm hatlarına ya da sadece
dudaklara daha dolgun bir görünüm kazandırmak için de uygulanabilen bir
operadyondur. Yüz hatları olması gerekenden daha zayıf görünen kişilere yanak,
ağız çevresi ve çenesine yapılan enjeksiyonlar ile daha dolgun bir yüz görünümü
kazandırılabilir.

Yapılacak liposuction işleminin dışında aynı işlemi aynı sonuçla veren başka
yöntemlerde vardır örnek olarak dolgu için üretilmiş collagen, silikon gibi
hazır preparatlar uygulanışından sonra geç dönemde olumsuz sonuçlar
doğurmasından dolayı gün geçtikçe daha az kullanılır hale gelmiştir. bu
uygulamalar için en güvenilir teknik, kişinin kendi dokularının kullanıldığı
tekniktir olarak kanıtlanmıştır.

Yağ enjeksiyon estetik uygulaması için kullanılacak yağ dokusu liposuction
işlemi ile elde edilmektedir. Yağlar, liposuction tekniği ile vücutta yağ
dokusunun fazla olduğu herhangi bir bölgeden alınırlar. Alınacak miktar,
enjeksiyon yapılacak doku miktarına göre değişir. Girişim, yapılacak işlemin
büyüklüğüne bağlı olarak lokal ya da genel anestezi altında planlanır.

Yağ Enjeksiyon İyileşme Süreci

Uygulanan işlemin niteliğine süresine vs.. göre değişiklik gösterir. Yağ
enjeksiyon ameliyatından sonra rahatsızlık verecek derecede ağrılar olmaz,
enjeksiyon bölgesinde hafif ödem (şişlik) ve morarma oluşabilir, ödem ve morarma
7-10 gün içinde kaybolur. Enjeksiyon sonrası ilk 6 ay içinde enjeksiyon yapılan
yağların yaklaşık yarısı vücut tarafından emilir, kalan yağ miktarı ise
kalıcıdır. Doku enjeksiyonu yapıldığında, vücut tarafından emilim oranı ise çok
daha azdır.

Yağ Aldırma Estetiği – Liposakşın

Mart 6th, 2010 by admin

Yağ aldırma estetiği liposuction vucuttaki fazla yağların sıvı ile eritildikten sonra yağlı bölgeye vakum uygulanarak yağların emilmesi işlemidir. Liposuction kelimesinin türkçe anlamını merak edenler için lipo “yağ” suction “emmek” anlamını taşımaktadır.

Liposuction tekniğinde uygulanan işlemler sırası ile yağlı bölgeye fizyolojik lokal anestezi ve epinefrin kanamayı azaltıcı ilaçlar verilerek suyun yağ hücrelerinin arasına kolayca girmesine yardımcı olurlar ve bu işlem sonucunda hücreler daha kolay bir şekilde dışarıya çıkartılır şişirilen biçimlendirilir bu işlemler sırasında kanama önlenmiş olur. Son yıllarda bu yöntemle beraber hastadan yağ alma işlemi çok daha kolay ve kanamasız olmaktadır.

Yağ Aldırma Estetiği Liposuction için Uygun Hastalar

Diyetlerle, Sporla, Bitkisel İlaçlarla incelmeyen bölgelerinde yağları olan hastalara bu uygulama yapılır. Yağ aldırma estetik işlemi vücudun her bölgesine uygulanabilir. Erkek hastalarda bu uygulama genellikle memelere “jinekomasti” karın bel ve bacak kısımlarına bayanlarda ise bu işlem sıklıkla basen, kalça, boyun, karın, bel, sırt, bacak, baldır kısımlarına uygulanmaktadır. Uygulanan yağ aldırma estetiği ile hastanın vücut hatları düzene girer hasta bu durumun sonunda daha ince ve estetik bir görünüm kazandırır.

Liposakşın işlemi bir zayıflama metodu değildir, hastanın vucut hatları öncesine göre bir şekil kazandığından hasta zayıflamış gibi görünür. Örnek verilmek gerekirse basen ve belden alınan yağlarla buralarda incelme sağlanır, böylece hastanın kalça boyutları küçülür, bu da onu zayıflamış gösterir. Bayanlarda görülen selülüt sarkmalarını tek önleyen ve kalıcı olarak tedavisi eden yöntem liposuction yöntemidir. Yağ aldırma estetiği ergenlik çağını geçmiş kadın veya erkeklerde rahatlıkla uygulanabilir.

Liposakşın uygulaması hastanın cerrahının önerilerinede dikkat ederek lokal veya genel anestezi tercih edebilir. Yağ aldırma estetiği ameliyatı ile beraber başka estetik operasyonlarda uygulanabilir örnek olarak meme büyütme, karın germe estetiği operasyonları gibi.  Halk arasında söylenen liposuction, liposakşın, Liposhaping, lipoline, liposoft gibi terimler tamamen aynı tekniktir.

Yağ Aldırma Estetiği liposakşın sonrası

Geçirilecek estetik operasyondan sonra normal yaşama dönüş şaşırtıcı derecede erken olur. Hastalar ameliyatın ertesi günü normal yaşamlarına döner. Hastane veya klinikte kalmayı gerektirmeyen bir operasyondur. Sıkı bir çorap veya korseyi yaklaşık 3-4 hafta süre ile giyerler ki bu işlem sonrası iyileşmeyi hızlandırmak için gereklidir. 

Morluklar ıslak teknikte kuru tekniğe oranla oldukça azdır ve 2-3 haftada tamamen kaybolur. Ağrı yok denecek kadar azdır ( kuru teknikte çok fazla ) ve hastalar ancak Liposuction yapılan yerlerine bastıklarında ezik, çürük ağrısı duyarlar.

Liposuktion Ameliyatının Riskleri

Ameliyat sonrası oluşacak komplikasyonlar diğer bütün ameliyatlarda olduğu kadardır ve oldukça nadirdir. Hastalarda ameliyat sonrası bazen uygulama alanlarında geçici uyuşukluk meydana gelebilir.
 

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/yag-aldirma-estetigi-liposaksin.html > Yağ Aldırma Estetiği – Liposakşın

Göz Kapağı Estetiği Girişimleri

Mart 4th, 2010 by admin

Göz Kapağı Estetiği

Göz Kapağı Estetik Girişimleri Yer çekimi ve yaşlanmaya bağlı değişikliklerin etkisiyle alt ve üst göz kapaklarında deri gevşemesi, fazlalığı ve sarkması ortaya çıkar. Bunların sonucunda üst göz kapağında kıvrımlar oluşur ve hatta derin bir deri katlantısına dönüşebilirler. Kaş seviyesinde ve kaş altında bulunan deri altı dokular kaşın altından üst göz kapağına doğru sarkabilir.

Bu kitleye göz yaşı bezi de zaman zaman katılır. Üst göz kapağındaki bu sorun estetik sorun olmakla birlikte zaman zaman üst kapaktaki fazla deri görmenin engellenmesine de yol açabilir. Alt göz kapağında ise deri fazlalığı dışında normalde derin tabakalarda bulunan yağ dokuları onları destekleyen dokunun zayıflaması nedeniyle dışa doğru itilir ve göz altı torbalarını oluşturur.

Ayrıca yaşlanmayla birlikte göz kapağını gergin tutan yapılarda da gevşeme ortaya çıkar ve özellikle alt göz kapağında dışa doğru eğilme meydana gelir. Bu eğilmenin varlığı ve şiddeti estetik girişimin planlanması açısından son derece önemlidir. Bu planlanma doğru yapılmazsa alt göz kapağının dışa dönük kalması gibi bir risk ortaya çıkar ve durum ancak cerrahi müdahale ile düzeltilebilir.

Ayrıca hem alt hem üst göz kapaklarının dış kenarlarında kırışıklıklar oluşabilir ve zaman geçtikçe derinleşebilir. Bu kırışıklıklar dışa doğru yayılarak devam edebilir, bu bölgeye bu nedenle kaz ayağı bölgesi denir. Göz kapakları ve göz çevresinde oluşan değişikliklerin uğraş alanı periorbital estetik cerrahi olarak adlandırılır ve göz kapakları dışındaki dokulara yönelik işlemleri de kapsar.

Bu yazının konusu ise alt ve üst göz kapağı estetik girişimleridir. Estetik göz kapağı ameliyatı ile fazla deri alınır ve ayrıca fıtıklaşmış yağ dokusu önündeki zar kuvvetlendirilir veya da fazla görülen yağ kitlesi alınır. Bu şekilde hem kozmetik iyileşme sağlanır hem de görme alanı engelleniyorsa kişinin rahat görmesi sağlanmış olur. Üst göz kapağında kapak boyunca iz kalır.

Ancak bu iz kapak kıvrımına uydurulacağı için sadece çok yakından bakıldığında görülebilir haldedir. Alt kapakta ise kirpiklerin hemen altında hemen hemen hiç fark edilmeyen bir iz kalır, izin devamı yan tarafta normal deri çizgisi gibi durur. Göz kapakları insan vücudunun en az iz bırakan bölgesidir. Genellikle 30 yaş üzeri başka önemli sağlık sorunu olmayan erkek ve kadınlar, göz kapaklarında sarkma ve torbalanma oluştuğunda bu tedaviye aday olurlar.
Sigara alışkanlığı her estetik cerrahi girişiminde olduğu gibi göz kapağı girişimlerinde de ameliyat riskini arttırır ve iyileşme sürecini geciktirir. Ameliyat hastane koşullarında, anestezi uzmanının gözetiminde ve ameliyathanede yapılır. Lokal anestezi ve intravenöz sedason(damar yolu ile uyutma) yöntemi tercih edilir. Hastanın yakınmasına göre sadece üst, veya alt kapaklar ya da hem alt ve üst kapaklar aynı anda ameliyat edilebilir.

Planlanan başka estetik girişimlerle beraber yapılabilir. Lazer, dolgu vb. işlemlerle birlikte yapılması da mümkündür. Ameliyat ortalama 1-2 saat sürer. Genellikle aynı gün taburcu olmak ve eve çıkmak mümkündür. Ameliyat sonrası erken dönem genellikle rahat geçer. Önemli bir ağrı olmaz. Göz etrafında değişen derecelerde şişlik ve morarma olur. Gözlerde kuruluk, yanma hissi, görme bulanıklığı ortaya çıkabilir.

Göz yaşı artabilir, gözler ışıktan bir süre rahatsız olabilir hasta ilk günlerde gözünü tam olarak kapatamayabilir. Bunlar ilk hafta içerisinde kendiliğinden geçecek olan beklenen olaylardır. Dikişler 3-7 gün sonra alınır. Alt göz kapağında geçici bir süre dışa dönüklük gelişebilir, genellikle geçici olan bu durumun düzelmesi bazen bir kaç hafta sürebilir. Bir kaç günlük dinlenmeden sonra ağır fiziksel aktivite gerektirmeyen işlerin başına geçilebilir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/goz-kapagi-estetigi-girisimleri.html > Göz Kapağı Estetiği Girişimleri

Ağız Kokusu Kabusunuz Olmasın

Şubat 26th, 2010 by admin

ağız kokusu

Ağız kokusu nedir bizi nasıl etkiler?

Ağız kokusu, yani nefesin kötü kokması genellikle ağız içinden kaynaklanır. Ancak sadece diş ve ağız kaynaklı olmayabilir. Akciğerlerimizde olan bir enfeksiyondan sinüzitte, şeker hastalığında ki bu durumda aseton kokusu gelir. Mide bağırsak hastalıklarında böbrek yetmezliğinden bu durumda da balık kokusu gelir, karaciğer ve metabolizma bozukluklarına ağız kokusuna sebep olur.

Ağız kokusu olup olmadığını çevrenizdeki eşiniz dostunuzdan sorarak tespit edebilirsiniz. Çoğu kişi bunun farkında değildir. Ancak net sonuca bazı geliştirilmiş cihazların desteğiyle ulaşabilirsiniz.

Her ağız kokusu halitosis midir ?

Tabi her ağız kokusu gerçekte halitosis değildir. Yani fizyolojik olarak herkeste ağız kokusu olabilir. Mesela sabah uyanıldığında sindirim kanalında biriken şeyler ve ağız içinde üreyen bakterilerin verdiği bir ağız kokusu vardır. Ya da alınan gıdaların, beslenme sırasında ve hemen arkasında verdiği kokular geçicidir ve fırçalamayla bazı gargaralarla çözmek mümkündür. Açlık, diyet oruç olmak, ağız kuruması gibi etkenlerle olan ağız kokusu etkenlerin ortadan kalkmasıyla yok olur. Ağız kokusu sosyal problemler neden olur.

Günlük hayatımızda kişilerle konuşma ve yakın çalışma ve faaliyetlerde, ikili ilişkilerde sosyo-psikolojik negatif etkilenmeler ve problemlere sebep olur. Sosyal incinmeler, karşı tarafın uzaklaşması, maddi manevi kayıplarla beraber kişinin içe kapanması, ortamlardan uzak kalması veya dışlanmasına kadar varan etkilerle karşılaşabilir. Evlilikleri bile olumsuz etkiler.

Ağız içi kaynaklı Halitosis nasıl oluşur ?

Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin atıkları kötü kokulara yol açar. Ölü veya ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkararak kokuya neden olur.

Ağız boşluğundan kaynaklanan ağız kokusunun sebebi en çok yumuşak dokulardan, yani dilden, diş eti iltihabından, ya da bunların karışımından olduğu saptanmıştır. Bunun yanında ağızda var olan hatalı veya uyumunu zamanla kaybetmiş, protezler, köprüler, dolgular, gömülü veya yarı gömülü Özellikle 20 yaş dişleri, gıda birikimine yol açabilecek herhangi bölgeler kötü kokulara sebep olabilir.

Tedavisi nelerdir?

Diş Hekiminin kontrolleriyle tespit edilen çürüklere dolgular yapılmalı, gıda birikimi oluşturabilecek bütün alanlar kapatılmalıdır. Dişeti iltihabında bakteri üremesine sebep olacak bütün enfeksiyonlar önemli ölçüde koku yapar, diş hekiminizin yapacağı tedavi ve öneriler çözüm sağlayacaktır. Ağız içindeki eskimiş köprüler, protezler gıda birikimine neden olacağı için kötü koku sebebidir. Yenilenmesi gerekenler yenilenmelidir.

Doğal tedavilerin başında tükürüğün kendisi vardır. Yemek parçacıklarını yerinden sökerek ağızdan uzaklaştıran enzimleri, bakterileri öldürebilen antibiyotikleri vardır. Yani gece boyunca tükürük salgısının azalması, şeker hastalığı, bazı ilaçların yöntemiyle, tükürük salgısının azalması yemek parçacıklarının uzun süre ağızda kalmasına neden olur. bakteriler artar, ağız kokusu ve çürükler artar.

Bu durumu gidermek için tükürük salgısını arttıracak şeyler yapmak lazım. Mesela şekersiz sakız çiğnemek gibi, gece kalkarak su içmek gibi, eğer ağızdan solunum varsa bunun sebebini de yok etmek lazım. Burun tıkalı uyumamalı ve varsa kulak burun boya/ rahatsızlıklarımızın tedavi ettirmeliyiz. Ağız kuruluğuna mani olmak için bol su içmek su içeriği bol olan sebze ve meyveler tüketmek, doktorumuzun tavsiye edeceği bazı ilaçlar çözüm olabilir.

Dilin yüzeyini fırçalanması da bakterilerin tutunabileceği alanlarda birinin temizlenmesi yoluyla ağız kokusunu geçirebilir. Bakteriler için uygun ortam sağlayan şekerli, yapışıcı gıdalarda ağız kokusunu tetikler. Bunlar içinde dişlerin sık fırçalanması, bu tip gıdaların az tüketimi, diş ipi kullanımı, lokmaların iyi çiğnenmesi çözüm getirebilir.

Sigara içmek de ağız kokusunu direkt ve dolaylı sebep olur. Sigara ağız kuruluğuna neden olur. Ve diş etinin hastalanmasına zemin hazırlar.

Ağız boşluğundan kaynaklı olmayan halitosis vakalarında ise ilgili uzman doktora başvurmak ve onun önerilerini dikkate almak gerekir. Sinüs, akciğer enfeksiyonu kaynaklı, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, metabolizma bozuklukları olabilir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/agiz-kokusu-kabusunuz-olmasin.html > Ağız Kokusu Kabusunuz Olmasın

Kırışıklıklar İçin Öneriler

Şubat 25th, 2010 by admin

kırışıklıklar

Kırışıklıklar için En Çok Merak Ettikleriniz…

Yaşımızın ne olduğu konusunda bize önemli ipuçları veren kırışıklıklar ciltte görülen problemlerin başında geliyor. Kırışıklıkların oluş nedenlerindeki farklılığa göre birçok şekli söz konusu. Cildin parmaklar arasında hafif sıkıştırılması ile veya hafif bir gülümseme ile ortaya çıkan ince kırışıklıklar cildin nemsizliğine bağlı kırışıklıklar. Oysaki uyur vaziyette bile ciltte kırışıklıklar görülüyor ise ve iki parmak arasında cilt gerildiğinde kırışıklık çizgisi tamamen kaybolmuyor ise kaybolmayan çizgi ciltteki çökmeyi ifade ediyor, bu kırışıklıklarda derin kırışıklıklar olarak adlandırılıyor.

Benim kırışıklığın hangi çeşit…

Bir kırışıklık çizgisinin etrafındaki cilt kırışıklığa paralel olarak iki parmak arasında gerildiğinde hafifliyorsa hafifleyen kısım cildin elastikiyetinin azalmasına bağlı. Belirgin olarak gülümseme veya kızma ifadeleri gibi yüz ifadesinin ani değişliklerinde genellikle herkeste az veya çok olabilen ve mimik çizgileri olarak adlandırılan derin kırışıklıklar ise daha çok kasların bu bölgelerde aşırı kullanımına bağlı güçlenmesi neticesinde cildin büzülmesine bağlı oluşan kırışıklıklar. Bazen de cildin yerçekimi etkisine bağlı olarak sarkması, yüzeyinin genişlemesi ve katlanması sonucunda da sarkma kırışıklıkları oluşabilmekte. Görüldüğü üzere birçok kırışıklık çeşidi var ve hepsinin oluş nedenleri de farklı. O halde kırışıklıklarda en etkin tedavi metodu ise nedene yönelik tedaviyi sağlamalı.

Kırışıklıklar ne zaman rahatsız edici oluyor…

Kırışıklıklarımızı özellikle 40. 50.60 yaşlarına girdiğimizde belirgin olarak fark ediyoruz ve rahatsız oluyoruz. Örnek olarak insanlar 38 yaşından 39 yaşına geçerken veya 44 yaşından 45 yaşına geçerken yaşa bağlı bedensel fotoğrafı gözden geçirme ihtiyacı duymazken. 39 yaşından 40 yaşına geçerken veya 49 yaşından 50 yaşına geçerken belirgin bir mutsuzluk yaşarlar. İnsanlar bu dönemlerde yaşlanma belirtilerini bedenlerinde belirgin olarak görmeye ve kritik yapmaya, bu belirtilerle ilgili yazıları daha çok okumaya veya yaşlanma sohbetlerini daha çok yapmaya eğilimlidirler.

Her geçen gün yaşlanma belirtileri daha erken ortaya çıkıyor…

1930’lu veya I950′li yıllarda doğanlar ile 1980′li yıllarda doğanlara baktığımızda, yaşlanma belirtilerinin eski nesilde daha yavaş ve geç ortaya çıktığını görüyoruz. Çünkü eski yıllardaki gerek genetik mirasın sağlamlığı, gerek beslenme faktörlerinin natürelliği. gerekse de yaşanan çevre faktörlerinin dokularımız üzerinde oluşturduğu tahrip edici etkilerin son derece düşük olması eski nesil insanlarının yaşlanma belirtilerinin geç ve az oluşmasını açıklamak için yeterli. Başka bir açıdan bakıldığında ise eski yıllarda cildi koruyan, geliştiren bakım unsurları da günümüzdeki kadar gelişmiş düzeyde değilken günümüzdeki insanlar kozmetik bakımların ve uygulamaların kapsamı hakkında medyadan elde ettiği bilgilerle daha çok faydalanmakta ve cildinin olumsuzluklara karşı daha çok korumaya çalışmakta. Acaba bunca korumaya karşı yaşlanmaya ne kadar karşı koyabildiğimiz konusunda ise hepimizin düşünmesi gerekiyor.

Ağızdan alınan ürünlerle kırışıklıklar azaltılabilir mi ?

Cildimizi desteklemesi için ağızdan alınan birçok hap, kapsül veya beslenme öğelerinin mide barsak sisteminde güçlü asit etkilerine maruz kaldıktan sonra kısmen emilime uğrayarak kana geçerler ve tüm dokulara ulaşmaya çalışırlar, kanlanma miktarı az olan organlara ise az miktarda ulaşırlar. Vücudumuzdaki dokular içersinde kanlama miktarı en düşük organlarımızdan bir tanesi cildimiz ve maalesef ağızdan alınan gıdalarla cildin desteklenmesi ihtimali de son derece düşük. Cildimiz için ağızdan bir takım destekleyici unsurları almak yerine sağlıklı ve dengeli beslenme ile bol miktarda natürel gıdaları tüketmek, bol su içmek en faydalı yol. Kozmetik ürünlerle kırışıklıklar ne derece azaltılabilir…

Dışarıdan cilde uygulanan kozmetik ürünlerin cilt tarafından faydalanma değerleri oldukça düşük seviyelerde. Evde kullandığımız ürünler cilde uygulandıklarında % 10 u geçmeyen bir kısmı cildin derinliklerine ulaşabiliyor, çünkü cildimiz dışarıdan cilde gelebilecek her türlü etkilere karşı derin dokuları korumak üzere yapılandırılmış. Kozmetiklerin derine ulaşma gücünün oldukça düşük olması kozmetiklerden beklentilerimizin de oldukça düşük seviyede gerçekleşeceğini işaret eder. Oysaki klinik uygulamalarda çeşitli aletler yardımıyla yapılan bakım prosedürlerinde cildin kan dolaşımı hızlandırılmakta. ürünlerin cildin derinliklerine ulaşma gücü artırılmakta, cildin yavaşlamış görevlerinin hızlanmasını sağlayan refleksler geliştirilmekte, cildin içerisinde biriken atıklar ise hızla uzaklaştırılmakta. Böylece kozmetik ürünlerin cildin derinliklerine ulaşma miktarları ve güçleri ile ciltte gerçekleştirdikleri etkilerde artırılmakla. Zaman zaman medyada kozmetiklerle ilgili abartılı reklamlar dikkati çekmekte. Örneğin kremle botox etkisi, kremle kırışıklıkları yok edin ” gibi mesajlarla kozmetik ürünlere ilgi artırılmaya çalışılmakta ise de özellikle kozmetik uygulamalar konusunda her geçen gün bilgi seviyesi artan toplumumuzda insanlarımız bu tür gerçek dışı mesajlara itibar etmemekteler.

Kozmetikler kırışıklıklara karşı koyabilir mi?

Ergenlik dönemlerinin tamamlandığı 20 -24 yaş civarına kadar cildin yenilenine gücü son derece güçlüdür, ergenlik dönemi yaşlarında cildin yenilenme gücü yavaşlamaya ve ilerleyen yaşlar ile yerini her geçen gün hakim olacak yaşlanma belirtilerine bırakmaya başlar. Cildimizin ve bedenimizin maruz kaldığı birçok olumsuzlukta yaşlanma sürecimizin daha erken, daha güçlü yaşanmasına neden olur. Cildimizdeki yaşlanma belirtilerini hızlandıran ve güçlendiren etkilerin başında ise stres, sağlıksız ve dengesiz beslenme, sigara ve alkol tüketimi, güneş ve solaryum etkileri gelmekte.

Erken yaşlarda her bir bireyin cildine münhasır olmak üzere cildin nemini koruyacak veya normal limitlerde tutacak, beslenmesini ve desteklenmesini sağlayacak, olumsuz çevre etkilerine karşı koruyacak kozmetik anlayışın planlanmasında ve uygulanmasında yarar var. Dişleri fırçalama disiplinimiz gibi cildimizin mevsimsel değişiklikleri de dikkate alarak kozmetik ihtiyaçlarının karşılanması yaşlanma sürecimizi geciktirir. Küresel ısınmasının etkisiyle cildimizin zararlı ışınlarla temasının artacağı da dikkate alınarak yeterli çeşitlilikte ultraviyole koruma filtresi içeren ürünlerle ve antioksidan kozmetiklerle cildin korunması da son derece önemli.

Kırışıklıklardan tamamen arınmak mümkün mü?

Dokular sağlıklı biyolojik yaşamlarını her geçen gün idama etmekte zorlanırlar, dolayısıyla biyolojik fonksiyonlar yavaşlamaya başlar ve yaşlanma belirtilerine gidiş ise hızlanmaya başlar. Bu gerçeklen yola çıkarak kırışıklıkların tamamen yok edilmesi mümkün olmamakla birlikte yapılacak bakım veya klinik tedavi prosedürleri ile kırışıklıklarını geciktirilebilirler, azaltılabilirler. Kırışıklıkların azaltılması veya kontrol altına alınmasında birçok klinik prosedürden faydalanılmakla birlikte en etkin çözüm kişinin kırışıklıklarını hazırlayan temel faktörleri azaltan kişiye özgü metotların tercih edilmesi.

Ultraviyoleden cildi % 100 koruyabilir miyiz?

Güneş ışınlarını oluşturan ultraviyole içerisinde cildimize faydalı ışınlar dışında cildimize zarar veren birçok ışınlarda mevcut. Zararlı ışınlardan koruyucularla % 100 korunmak mümkün değil. Zararlı ışınların her bir çeşidine karşı koruma sağlayan ultraviyole koruma faktörlerini içeren koruyuculardan % 15 koruma faktörü içerenler cildi % 96 oranında korurken, % 60 veya daha fazla koruma faktörü içerenler ise cildi ancak % 98 oranında koruyabilmekteler.

Cildimizin zararlı çevre etkilerine karşı korunmasında son derece önemli olan ultraviyole faktörleri yüksek oranda koruma faktörleri içerenlerinin kıvamları son derece yoğun ve cilt tarafından ise emilmeleri son derece düşük, dolayısıyla bu kozmetikler cildin yüzeyinde ince bir tabaka oluşturarak cildin nefes almasını olumsuz yönde etkilemekte, gözenekleri tıkayarak cildin salgılarının yüzeye ulaştırılmasını güçleştirmekte, cildin yağlanmasına ve sivilcelenmesine neden olarak sağlığının bozulmasına neden olabilmekteler. O nedenle yeterli çeşitlilikte ultraviyole koruma faktörü içeren koruyucu kozmetiklerin 15 faktörlü olanlarını kullanmak genellikle cilt sağlığı yönünden yeterli olabilmekte.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/kirisikliklar-icin-oneriler.html > Kırışıklıklar İçin Öneriler

En Çok Yapılan Estetik Operasyonlar

Şubat 24th, 2010 by admin

Kadınlar en fazla liposuction ve meme büyütme; erkekler ise saç ekimi ile burun estetiği yaptırıyor

Ülkemizde en sık yapılan ameliyatlar arasında liposuction vc meme büyütme ilk sırayı almaktadır. Bayanların kadınsı özgüvenin tekrar kazanımı konusunda bu tür ameliyatlara yatkınlıkları bulunmaktadır. Ameliyat sonrası estetik sonucu hemen görebildikleri için de meme estetiğinin ayrı bir önemi var tabi. Kısacası meme estetiği, özellikle de protez ile meme büyütme ameliyatları toplumumuzda mutlu kadınlar yaratmaktadır. Erkek hastalarımız ise ülkemizde en sık saç ekimi ve burun estetiği ile ilgileniyorlar ancak liposuction, yüz-boyun germe ve karın germe gibi estetik girişimleri dc yaptıranların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Liposuction kilo verme ameliyatı değildir, vücuda kontur verme girişimidir. Liposuction kesinlikle kilo verme amaçlı yaptırılmamahdır. Vücudun bölgesel yağ birikimlerinin vakum yardımıyla alınması vc sonuçta olması gereken konturun vücuda verilmesi işlemidir. Günümüzde bazı son teknoloji ürünü olarak piyasaya tanıtılan aletler yardımı ile bölgesel yağlanmadan kurtulmak ve görünüşü düzeltmek liposuction kadar etkili olamamaktadır. Bu tür aletlerin kullanımı zaten bilimsel açıdan kabul görmüş yöntemler değillerdir. Tecrübeli ellerde, genel veya sedasyon anestezisi altında yapılabilen liposuction derin ve yüzeysel yağlanmanın giderilmesi ile göz alıcı görünümün kazanılmasında uzun süreli ve en etkili tek yöntemdir.

Meme büyütmede kullanılan protezler kanser yapar mı? Ve bu işlem sonrası bayanlar emzirebilirler mi?

Meme büyütme ameliyatlarında çoğunlukla, en son jenerasyon jel dolgulu meme protezleri kullanılmaktadır. Bunlar Amerika ilaç dairesi onaylı (FDA onaylı) oldukça güvenli protezlerdir. Kanser yapmazlar ve mamografı görüntülenmesinde karışıklığa da neden olmazlar, sadece farklı yöntemlerin kullanılmasını gerektirebilirler. Bayanların bebek emzirmelerini ise engellemezler.

Burun estetiğinde doğal ve yüze uyumlu, aynı zamanda da fonksiyonel sonuçlar aranmalıdır.

Burun estetiği ameliyatları sadece şekil verme girişimleri olarak görülmemelidir. Bazı kişiler burunlarındaki çirkin görüntüden şikayetçi olabildikleri gibi nefes alma problemleri ile de gelebiliyorlar. Estetik ve Plastik Cerrahi nefes alma sorunu olanlarda bu problemin çözümü ile. olmayanlarda ise fonksiyonel bir bozulmaya yol açmadan kişilerin yüzlerine uyumlu, doğal görünümlü burunlar elde etmeyi amaçlar. Yani Estetik ve Plastik Cerrahi sadece şekil ile değil bumun fonksiyonel kazanımı ile dc ilgilenir. Hastaların beklentileri yanında gerçekçi bir yaklaşım burun ameliyatlarında olmazsa olmaz şartlardandır.

Hastanın ameliyata kendisini iyi hazırlaması sonuç için çok önemlidir.

Toplumumuzda özellikle son yıllarda yaygınlaşmasına rağmen Estetik ve Plastik Cerrahi girişimleri ile ilgili bilgi düzeyi yine dc istenilen düzeyde değil. Hastaların ameliyatlarını gerçekleştirecek uzman hekim tarafından karşılıklı güven esasında bilgilendirilmeleri önem taşımaktadır. Olabilecek komplikasyonların görülme şansını en aza indirmede hekimin tecrübesi ile ameliyatın yapılacağı tam teşekküllü bir ortamın yanında hastanın da uyması gereken bazı kuralların olduğunu bilmesi büyük bir etkendir. Hastalar mutlaka gerçekçi bir beklenti içinde olmalıdırlar.

Olumlu ya da olumsuz tüm sonuçlar konusunda bilgilendirilmelidirler. Bazı hastalar anormal istekler ile tarafımıza başvuruyorlar. Estetik ameliyat olmayı uzun süredir planlayan bazı hastalarımız bize ellerinde ünlü kişilerin resimleri ile gelebiliyorlar. Ya da komşu etkisinde çok kalınan toplumumuzda hastaya en uygun yöntemden hekimin kararını uzaklaştırmaya çalışan kişiler dc az değil. Son zamanlarda ise internet veya basın organlarında bilimsel olmayan, kanıtlanmamış, altında kimsenin imzasının bulunmadığı girişimler ile kafasını karıştıran hasta sayısı ise gün geçtikçe artmaktadır.

Estetik cerrahi ameliyatları her hasta için ayrı planlama gerektiren, ancak tecrübeli ellerde başarının kaçınılmaz olduğu, gerçek beklentilerin ötesine geçilmemesi uygun girişimlerdir. Gerçek ve bilimsel olmayan istekler ile gelen hastaları ameliyat etmemek taraflar için şarta dönüşmektedir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/en-cok-yapilan-estetik-operasyonlar.html > En Çok Yapılan Estetik Operasyonlar

Kızlık Zarı Diktirmek

Şubat 20th, 2010 by admin

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin yaptığı araştırmalara göre Türkiye’de her 10 kadından birinin kızlık zarı dikterme operasyonu geçirmesi gerektiği saptandı. Kızlık zarı operasyonu olarak tabir edilen bu ameliyatlar küçük çaplı yapılan ameliyatlar olarak adlandırılıyor. yapılan operasyonların kimler tarafından yapıldığı ve kime yapıldığı kayıtlar altına alınmıyor. Genel olarak kadın doğum uzmanları ve plastik cerrahların yaptığı bir estetik ameliyattır.

Kızlık zarı operasyonun 18 yaş sınırlandırılması var; 18 yaş altındaki genç kızlara bu operasyon ailenin rızası alınarak yapılıyor. Ailenin haberi olmadan bu ameliyat kesinlikle yapılmıyor. Böyle durumlarda yanlarında birisi olması gerekmektedir. Yine bu işin tıbbı bakımdan riskleri de bulunuyor. Bu gibi durumlarda bazen annesi ile gelenlerde olmaktadır.

Ancak kızlık zarını dikmem diyecek bir doktor olacağını sanmıyorsak da bu operasyonunda ideal şartlarda yapılması etiktir. Kızlar bu gibi bir durumda zorluklarla geldiklerinden herhangi bir soru sorulmuyor.

Kızlık zarı diktirmenin 2 ayrı yöntemi bulunuyor. İlk olanı dikiş atılarak yapılıyor ve bu işlem daraltma şeklinde oluyor. Bunun gerdek gecesinden birkaç gün öncesinde yapılması gerekiyor. Flep tekniği ise daha zorlu şartlar altında yapılıyor. Hastalar istediklerini tercih edebiliyorlar. Bu işlem yarım saat gibi bir sürede bitirilir. Lokal anestezi altında uygulanıyor.

Kızlık zarı dikimi sonrasında genç kızlar cinsel ilişki yaşayabilirler mi ? Biz bunu birkaç günde evlenecekler mi yoksa bir yıl içindemi olacak ona göre belirliyoruz. Buna göre teknik uygulanıyor. Daraltma işlemi 5 gün önceden yaptırılmalıdır. Fleb yöntemi ise birkaç sene öncede yaptırılabilir. Bir sorun olmayacaktır.

Kızlık zarı dikimi anlaşılır mı? Başarısız yapılırsa eğer anlaşılabilir. Ancak bunun dışında anlaşılmaz. Kızlık zarı yaptıran bayanların en büyük korkularıda bu anlaşılma korkusudur. Nerdeyse anlaşılmaz.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/kizlik-zari-diktirmek.html > Kızlık Zarı Diktirmek

Kol ve bacak germe estetiği

Şubat 19th, 2010 by admin

Deri yaşla birlikte giderek sarkar ve elastikiyeti kayebeder. Bununla birlikte deride sarkmalar ve yağlanmalar görülebilir. Ayrıca da kemik dopkularının akltında deride erimeside oluşabilir… Vücut konturlerinin düzeltmesinde kullanılan teknikler ile oldukça ilgi görmekte ve bunları tercih edenler de vardır. Ancak kontür düzenlenmesinde ise vücutun bir bütün olarak değerlendirilmesi gereklidir. Bunun içindir ki bölgelerdeki orantılara dikkat edilmesi gereklidir.

Yaşla birlikte kilo alma vermek gibi durumlardan dolayı da iç ve arka kısımlarda sarkmalar meydana gelebilir… Bununla birlikte ise yağ dokusu miktarı kişiler arasında farklı şekilde meydana çıkar. Bu durm her hastada farklıdır. Kol germe (Brachioplasty) ilmei tek başına da yapılabilir yada karın germe gibi diğer işlemler ile bir andada bitirilir.

Ameliyattan önce kolun iç ve dış durumları değerlendirilir ve yaraizleri ile tüm ameliyatlarda olduğu gibi germe estetiinde genişlik ve kabarma gibi durumları da kişiler arasında farklılıklar göstermektedir. Bunun deri kalitesinin iyi olan ve sarkmaların olmadığı durumlarda yağ birikimi fazla olan kişilerde liposuction ile yağ aldırma işlemi vakumlanır ve başarılı sonuçlar çıkar. Kol germek lokal yada genel anestezi altında uygulanabilir…. Bununla birlikte kesiler içten 2 tabaka olarak dikilir ve ameliyat sonunda kol yumuşak bir pansuman ile sarılır.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/kol-ve-bacak-germe-estetigi.html > Kol ve bacak germe estetiği

Saçlarınız Psikolojinizi Bozmasın

Şubat 19th, 2010 by admin

Saç dökülmesi hem kadınlarda nemde erkeklerde görülen ve çok ciddi psikolojik sorunlara yol açan, temelde kozmetik bir sorundur. Ancak kimi zaman özellikle kadınlarda altta yatan ciddi bir hastalığın da göstergesi olabilir.

Genel olarak kadınlarda 3 tip saç dökülmesi görülmektedir.

Bunlar:
- Telogen Effluvium
- Kadın Tipi Saç Dökülmesi
- Kronik Telogen Effluvium

Kadınlarda sıklıkla görülen telogen effluvium genellikle tetikleyici bir stres-ten 2-3 ay sonra ortaya çıkan ve yaklaşık olarak 6 ayda sonlanan ancak can sıkıcı bir saç dökülmesi sorunudur. Telogen effluviumun ortaya çıkmasını tetikleyen faktörlerin başında doğum yapmak gelir. Doğum anne için ciddi bir strestir ve doğumdan sonraki 2-3 ay içinde kimi zaman şiddetli olabilen saç dökülmeleri görülür. Telogen effluviumu tetikleyen diğer faktörler ise ateşli hastalıklardır. Bunun yanı sıra sıkı diyet uygulamaları, vitamin ve mineral eksiklikleri, demir eksikliği, barsaktan besinlerin emilimini bozan hastalıklar, tiroid hastalıkları (hiper yada hipo tiroidi )romatizmal hastalıklar ya da pek çok ilaç, telogen effluvium tarzı saç dökülmesini başlatabilmektedir.
Telogen Effluviumda günlük 100-1000 adet saç teli dökülebilir. Kişi bunu “elime avuç dolusu saç geliyor” diye tarif edebilmektedir.

Bir diğer dökülme şekli Kadın Tipi Saç Dökülmesi’dir. Bu tür saç dökülmesi erkeklerdeki Androgenetik Alopesi adı verilen ve erkeklik hormonlarının yol açtığı düşünülen saç dökülmesi şekline benzer, ancak görünümsel olarak, saç kaybı tüm saç derisinde yaygın olarak seyreder. Bu tür saç dökülmesi polikistik yumurtalık hastalığı gibi hormonal hastalıklar sonucunda ortaya çıkabilir. Eğer kadında tüylenme artışı, kilo alma, adet döngü bozuklukları ile birlikte yaygın saç dökülmesi görülüyorsa, hasta mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Kadınlarda sıklıkla görülen bir diğer saç dökülme tipi; kronik telogen effluviumdur. Bu da başta anlatılan telogen effluviuma çok benzerdir. Ancak 6 aydan uzun sürmesi ile telogen effluviumdan ayrılır. Tetikleyici bir faktör genellikle tanımlanamaz. Saç dökülmesi şiddetle başlar ve saçlı deride ciddi açılma ile seyreder.

Saç dökülmesinden kurtulmada en son yenilikler

Erkeklerde kullanılabilen minoksidilin, kadınlarda yüzde Ulanma oluşturabilmesi, kadınlar tarafından tercih edilmemesine yol açmıştır. Bu nedenle kadınlarda güvenle kullanılabilecek doğal maddeler araştınlmaya başlanmıştır, özellikle Japonlar bu konuda çok yol katedmişlerdir.

Japon araştırmacılar depresyon tedavisinde kullanılan bir bitki olan Hyperium Perforatum (San Kantaron) dan elde ettikleri bir maddeyi özel bir metotla daha da geliştirerek kadınlar için ideal bir saç çıkartıcı elde etmişlerdir. Bu doğal bileşiğin adı Tflavondur. Tflavon bir astilbin türevidir. Bu bileşik hem laboratuar araştırmalarında hem de klinik araştırmalarda kadınlarda doğrudan saç derisine tonik formunda uygulandığında %82 oranında başarılı olduğu saptanmıştır. Tflavon özellikle kadınlarda önceden anlatılan her 3 tipteki saç dökülmesinde güvenle kullanılabilecek doğal ve hiçbir yan etki göstermeyen bir bileşiktir.

Yine Japonya Tokushina Üniversitesinden bir grup araştırmacı, Adenozin adı verilen doğal bir bileşiğin doğrudan saç köklerini uyardığı ve saç kökünün ölmesine ve sonunda saç dökülmesine yol açan faktörleri baskıladığını saptamışlardır. Aynı zamanda adenozin, saç köklerini aktive eden büyüme faktörlerinin de yapımını artırarak, sağlıklı yeni ve canlı saç teli oluşumunu sağlamaktadır.

Almanya Hamburg Üniversitesinden bir grup araştırmacı ise; hücrede enerjetik aktivite gösteren LKarnitin’in bir türevi olan LKarnitin- L- tartarat’ın saç köklerini uyard ğını, saç köklerinin ölümüne neden olan sinyalleri baskıladığı ve böylece saç kökü ömrünü uzatarak saç çıkmasını gerçekleştirdiği sonucuna varmışlardır. L- Karnitin- L -tartarat ile yapılan klinik araştırmalarla da kadınlarda saç dökülmesinde çok iyi sonuçlar alınmıştır.

Hem kadınlarda hem de erkeklerde saç dökülmesinin giderilmesinde kullanılan bir diğer doğal madde yeşil çaydır. Yeşil çay içinde bulunan EGCG maddesi, 5a redüktaz enzimini baskılayarak, saç kökünün cansızlaşması ve sonunda saç yapamaz hale gelmesinde baş rolü oynayan DHT adlı toksik etki gösteren hormonu engellemektedir. Yeşil çay EGCG ekstresi ağızdan tablet formu ile alınabileceği gibi saç toniği içinde doğrudan saçlı deriye uygulandığında saç kökünün ölümüne yol açan sinyalleri baskıladığı, saç kökü hücrelerinin çoğalmasını artırdığı saptanmıştır.

Tüm bu doğal maddeleri bir arada bulunduran saç tonikleri, kadınlarda saç dökülmesini önleyecek ve sağlıklı yeni saç teli oluşumunu sağlayacak ideal bileşim olacaktır.

Kadınlardaki saç dökülmesinde kullanılan doğal bileşikler

- T-flavone
- Adenozin
- L-karnitin L-tartarat
- Yeşil çay (EGCG)

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/saclariniz-psikolojinizi-bozmasin.html > Saçlarınız Psikolojinizi Bozmasın

« Previous Entries