Ultrakavitasyon Tedavi Yöntemi

Mart 10th, 2010 by admin

Ultrakavitasyon

Zerofat uygulaması; Aygün tarafından hastanın vücut yağ oranı kas ağırlığı, bazal metebolizma hızı tespit edildikten sonra, kişinin başka bir fiziksel rahatsızlığı olup olmadığı da incelendikten sonra uygulanıyor. Ayrıca doktor program dâhilinde özel bir diyet mönüsü de önerebiliyor. Seans öncesi vücuda herhangi bir krem veya bantlama gibi bir uygulama yapılmaksızın kullanılan ender aletlerden biri olarak bilinen Zerofat’ta, 905 nm’lik gözle görünmeyen kızılötesi ışınların özelliklerinden faydalanılıyor.

Bu ışınlar hücre içinde bulunan mitokondrilere ekstra enerji sağlıyor, hücre böylece hiperaktif duruma geçiyor, çok miktarda ATP üretip, tüm fonksiyonlarında artış oluyor. Böylece solunum da hızlanmış oluyor. Tüm dokular daha fazla oksijen kullanıyor. Sonuç olarak da bu bölgelerde canlanma, gençleşme, hücre bölünmesi ve yoğun bir aktivite başlıyor. Bu aktiviteler için ayrıca depolanmış yağlar kullanılıyor.

Işınlar depolanan yağları sıvılaştırıyor, kullanıma hazır hale getiriyor. Bunun yanı sıra yağ hücrelerin geçirgenliği artıyor, depolanan ve istenmeyen yağların çok hızlı bir şekilde kullanımı, dolayısıyla da tüketilmesini sağlıyor. Zerofat; 905 nm ışınların diğer özelliklerinden faydalanarak kas tonusunu da artırarak vücudun toparlanmasını sağlamayı amaçlıyor. Ayrıca 905 nm ışınların anti ödem etkisi sayesinde, dokular arasında sıkışmış durgun sıvıların geri emilmesini sağlayarak selülitli dokuların iyileşmesine yardımcı oluyor. Kişiye bağlı olarak en az 16 en fazla 40 seans öneriliyor. Ayrıca belli metabolizma hastalığı ya da belirlenmiş kan hastalığı olanlar Zerofat’a alınamıyor. Bunun dışında üst limit olarak yaş ve sağlık sınırlaması yok.

AWT FARKI

Zerofat gibi ameliyat izi bırakmayan, ilk birkaç seansta vücutta ciddi bir değişiklik sağlayan ve yaz aylarında da bikini giyerken uygulamaya devam edebileceğiniz bir başka yöntem ise Dr. Levent Türbedar’ın uyguladığı AWT… İlk uygulaması ünlü şarkıcı Madonna üzerinde yapılan ve bu sayede popülerliği hızla artan AWT; selülit tedavisindeki etkili sonuçları sayesinde hızla popülerleşti. Bölgesel yağ fazlalıkları ve cilt gevşekliği sorununa da tedavi sırasında çözüm buluyor.

Bilindiği gibi selülitte iki büyük sorun ödem ve yağ birikmesi. AWT verdiği şok dalgaları ile direkt olarak yağ dokusunda çözülme sağlıyor. 21 milyon yağ hücresini vücudunda barındıran ve yağ yapımı kolay olan kadın vücudunun başlıca problemlerinden olan ödem bu cihaz sayesinde tarihe karışıyor. Selülit tedavisinin yanı sıra seanslar süresince bölgesel yağ fazlalığına sahip kişilerde önemli oranlarda incelme sağlayan yöntem hamilelik sonrası oluşan çatlakların görünümünde de gerileme yaratıyor.

Son derece konforlu ve ağrısız olan bu yöntem haftada iki seans olmak üzere yaklaşık üç ila dört hafta uygulanıyor. Yoğun selülit problemine sahip olan kişilerde tedavi bir ya da iki seans daha uzatılabiliyor. Yaklaşık 20-40 dakika arası süren, öğlen arası uygulaması olarak nitelendirebileceğimiz bu tedavi ile kişi günlük temposunu sekteye de uğratmamış oluyor.

VelaShapc™ ise ameliyatsız, hiçbir zaman kaybınız olmadan, ağrısız bir vücut şekillendirme ve selülit giderme çözümü sunmakta. Bu teknoloji vücudunuzu yeniden şekillendiriyor, inceltiyor ve selüliti gidererek çevresel daralma sağlıyor.

VelaShape™’in arkasındaki sır ise üç güçlü enerjinin birleşimi ile yağ dokusunun hacminin ve görüntüsünün azalmasını sağlaması. Bu uygulama bir çok bölgeye (karın, kalça ve bacak içi) 40 dakika kadar kısa bir sürede uygulanabiliyor. Haftada bir olmak üzere toplam dört seans uygulanıyor. VelaShape™’de bi polar radyofrekansı, kızılötesi ışık, vakum ve mekanik masaj bir arada bulunuyor ve Liposuctiona alternatif ameliyatsız komple çözüm olarak adlandırılıyor.

LIPOCAV KOLAYLIĞI

Medikal Estetik Doktoru Neslihan İbrahimoğlu tarafından uygulanan ultrakavitasyon adı verilen çok yeni ve özel bir ultrason sistemi olan Lipocav ise yağ dokusuna elastik dalga uygulayarak, yağ hücrelerin içe doğru patlayıp enerji formuna dönüşmelerini ve yok olmalarını sağlıyor. Yerleşmiş bölgesel yağları parçalayıp eritmek ve selülitli bölgeleri yok etmek için kullanılan teknik, doktor kontrolünde diyet yapan hastalarda da uygulanabiliyor.

Bilinen en yaygın teknik olan Liposuction’dan daha etkili ve kalıcı sonuçlar veren Lipocav, ameliyat ve iğne korkusu olanlar için de iyi bir alternatif. Haftada bir altı ile on seans arası uygulanan yöntemin etkili olabilmesi için uygulamadan bir gün önce, uygulama günü ve sonraki gün en az iki litre su içilmesi gerekiyor.

Ayrıca İbrahimoğlu tarafından uygulanmaya başlanan Thermo-C sistemi, kadınların pek çok sorununa tek seferde çözümler sunuyor. Radyofrckans, LED (Süper Intense Diode), Kriyotcrapi ve vakum (pncumo) terapi teknolojilerini bir arada kullanan cihaz; yüz bölgesinde kollajen yapılandırılması ve cildin gerginleştirilmesi için, vücutta ise istenmeyen yağlardan kurtulma, doku toparlanması, selülit, bölgesel incelme, vücudun şekillendirilmesi ve cildin gerginleştirilmesi için kullanılıyor.

Özellikle kombine tedaviler üretmesi sebebiyle diğer yöntemlerden ayrılan Thermo-C ile ağrısız ve kalıcı çözümler elde ediliyor. Thermo-C sisteminde uygulanan vakumla oluşturulan katman içerisindeki yağ hücrelerinin içindeki yağın boşalması ve portakal kabuğu görünümlü selülit kistlerinin parçalanması sağlanıyor. Bu sayede bölgesel incelme, selülit tedavisi, cilt gerginleştirme, dolaşımın artırılması, yüz uygulamalarında ise cilt gençleştirme ve kırışıklıkların giderilmesinde kullanılıyor.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/ultrakavitasyon-tedavi-yontemi.html > Ultrakavitasyon Tedavi Yöntemi

Bitkisel Ürünler ve Diyet

Mart 10th, 2010 by admin

bitkisel ürünler

Bitkisel ürünlerin kilo kaybettirici etkileri klinik çalışmalarda aşikar bir biçimde görülüyor. Özellikle son yıllarda diyet ve estetik uzmanları çoğu zaman hastalarının reçetelerine bitkisel ürünleri de ekliyor. Bir gerçek var ki sağlıklı bir diyet ve egzersiz programı ile beraber kullanacağımız bitkisel ürünler şişmanlıkla baş etmekte başarıyı artırıcı bir rol oynuyor.

Ama unutulmaması gereken, kilo sorunumuz varsa her şeyden flnce beslenme şeklimizdeki yanlışları düzeltmek ve mutlaka sağlıklı bir beslenme rejimine geçme gerekliliği, işin en önemli adımı en başta harcadığımız enerjiden daha az enerji veren besinler almak gerekliliği. Peki ya bitkisel ürünler? Bitkisel ürünlerin diyete etkisini Naturabella Medikal Estetik Merkezi Yöneticisi Dr. Neslihan İbrahimoğlu ile konuştuk. İbrahimoğlu, “Halk arasında bitkisel ürün kullanımı gün geçtikçe popülerlik kazanıyor.

Oysa bitkisel ürünlerin kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar var. Kilo kaybettirici bitkisel ürünün güvenliği, sağlığa zararlı olmaması kadar ürünün etkinliği de Önem taşıyor. Ürünlerin etkinliği bilimsel çalışmalara dayanmış olmalı. Ürünlerin üretimi ve satışındaki düzenlemelere bile dikkat edilmesi gerekiyor. Bunun temelinde bitkisel ürünlerin tedarikçilerinin güvenilir olması, ürünlerin itina ile toplandığı ve doğal kaynaklı olduğu, genetik olarak yapıları değiştirilmemiş organik ürünler olması yatıyor. Bu açıdan üretici firmaların yasalara uygun olarak çalışması, yani üretim ve satış için ruhsat sahibi olmaları gerekiyor” diyor.

Bitkisel ürülerin etkileri

Tüm dikkat edilmesi, ona göre tüketilmesi gereken Özelliklerine rağmen maalesef piyasada açık olarak zayıflatıcı olduğu iddia edilen birçok sağlıksız ürün satılıyor. Bu yüzden biz diyet yapanların, diyet ürünleri tüketenlerin yapması gereken ürünlerin ruhsatlı olduğunu gösteren etiketlerine dikkat etmek. Bitkisel ürünlerin kişiye etkiler ine gelince… Dr. İbrahimoğlu bu konuyla ilgili bir sorumu şöyle cevaplıyor: “Zayıflamada kullanılan bitkisel ürünlerin farklı etki mekanizmaları bulunuyor.

Bunlar metabolizmayı hızlandırarak kalori yakmaya yardımcı olurlar, yağların vc besinlerden karbonhidrat emilimini azaltırlar, yağların yıkımını artırırlar, tokluk duygusunun oluşturulmasını ve devam etmesini sağlarlar. Ayrıca bitkisel ürünler bağırsak çalışmasının düzenlenmesini sağlarken idrar söktürücü etkileriyle ödem çözücü ve Önleyicidirler. İçerikleri sayesinde vücudun madensel tuz ve vitamin ihtiyacını karşılayıp, toksinlerin atımını sağlayarak detoks yaparlar.” Modern hayahn sunduğu hazır yemekler ve besin değeri taşımayan yiyecekler, bozulmayı önleyen koruyucular ve katkı maddeleri, kimyasal olarak kirlenmiş hava ve su, hareketli yaşam tarzı ve gelişi güzel kullandığımız ilaçlar insan sağlığının bozulmasına ve acımasızca kirlenmesine neden oluyor.

Yoğun iş hayatı, şehir stresi, düzensiz ve sağlıksız beslenme sonucunda da çoğumuz sürekli bir rejim halinde, tartılar kimi zaman en iyi arkadaşımız kimi zamansa en kötü düşmanımız. Dr. Neslihan İbrahimoğlu, “Vücudun doğal arınma ve temizleme sistemlerinin çalışmaması veya toksinlerin aşın birikmesi durumunda metabolizmamız yeterli çalışamaz. Bu aşırı toksik yüklenme ile baş etmenin ve sağlığımızı bozmasını engellemenin yolu, toksinlerden arınma potansiyelimizin kirlenme potansiyelinden birkaç adım önde olmasını sağlamak.

Bunun için de detoks etkili ürünler ile vücudumuzun doğal arınma mekanizmalarına yardımcı olmak gerekiyor. Örneğin Hindiba (chicory) toksinlerin atılmasını sağlayan güçlü bir detoks bitkisi ve birçok bitkisel detoks ürünlerinde bulunuyor. Böylece toksinlerinden arınan vücudun yağ yakma potansiyeli artıyor” diyor ve sözlerine devam ediyor: “Tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan bitkisel zayıflatıcılar ephedra alkoloidleri ve bitkisel formda bulunan kafeindir. Bu bitkilerin kullanımı geleneksel Çin Tıbbı kökenli.

Etkinlikleri modern tıp tarafından da kanıtlanmış. Uzun süre kullanımına bağlı görülen yan ekiler (ağız kuruluğu, uykusuzluk, baş ağrısı, hipertansiyon, çarpıntı) nedeni ile doz ve süre olarak sınırlı bir şekilde uygulanması gerekiyor. Gerçi bitkisel olarak satılan ve içinde kafein ve efedra bulunan en popüler ürünlerde bulunan kafein oranı üç fincan kahvedeki kafein oranından daha düşük. Metabolizmayı hızlandırıcı etkiye sahip ve yağ dokusunda yağların yanmasını sağlıyorlar”.

Ulaşımı kolay

Bitkisel ürünlerin çekici olmasının iki anahtar nedeni bulunuyor. İlki insanlar tarafından natürel olarak algılandığı için ilaçlardan daha güvenli kabul edilmesi, ikincisi ise profesyonel yardım gerekmeden de bu ürünlere ulaşabilme kolaylığı. Klasik yöntemler ile zayıflamakta başarısızlığa düşen şişman hastalar için alternatif bir zayıflama ve psikolojik olarak kendilerini daha iyi ve motive hissetmeleri için bir sebep oluyor.

Dr. İbrahimoğlu’na göre burada dikkat edilmesi gereken bitkisel ürünleri tek başına bir kurtarıcı olarak görmemek ve hiçbir zaman tavsiye edilen dozların üzerine çıkmamak. Dr. İbrahimoğlu bununla ilgili olarak “Kullandığımız bazı ilaçlarla etkileşimleri veya mevcut altta yatan bir sağlık problemimiz bitkisel ürünlerin yaşamsal sorunlara neden olmasını sağlayabilir” yorumunu yapıyor. Sonuçta, şişmanlık tüm dünyada yaygın olan bir problem. Ve geleneksel bitkisel ilaçlar tüm dünyada herkes tarafından reçete ile yazılan ilaçlara göre daha fazla kabul görüyor. Bunun sonucu olarak da birçok hastalığın örneğin diyabetin tedavisi için botanikal çalışmalar sürüyor.

Bitkisel içerikler ve özellikleri:

Dr. Neslihan İbrahimoğlu’na göre bazı bitkiler ve vücuda olumlu veya olumsuz etkileri şöyle:

Yeşil çay kateşinler: Yeşil çay yapraklarının enzimatik oksidasyonu ile siyah çay yapılıyor. Bu oksidasyon sırasında kateşinlerin büyük bir oranı theaflavine dönüşüyor. Günde bir fincan çay içmenin kalp krizi riskini azalttığı görülüyor.

Turunç: Yağların parçalanmasına ve metabolizmanın hızlanmasına neden oluyorlar.

Şili biberi: Şili biberi ve kırmızı biberin yağ yakmak ve metabolizmayı hızlandırmak gibi bir etkisi var. Düzenli olarak Şili biberi yiyen kişilerde kilo kaybı gözleniyor.

Konjüge Linoleik Asit: Diyete konjuge linoleik asit ilavesi ile vücuttaki yağ oranında azalma görülüyor.

Hidroksisitrik Asit: Yağ oluşumunu önleyen enzimatik bir aktiviteye sahip.

Lifler: Suda eriyen liflerin kilo kaybettirici etkileri ve açlık hissini azaltıcı etkileri daha fazla. Açlık duygusunu azaltıcı etkileri sindirim sisteminde suyla hacimlerinin artmasına bağlı olarak şişkinlik ve tokluk hissi yaratıyorlar. Buna bağlı olarak yemek yeme ihtiyacı azalıyor. Güvenilir olmasından dolayı şişman çocuklarda rahatlıkla uygulanıyor.

Chitosan: İnce bağırsakta bulunan lipitlere trigliserit ve kolesterole bağlanarak emilimlerini engelliyor ve kilo kaybına neden oluyor.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/bitkisel-urunler-ve-diyet.html > Bitkisel Ürünler ve Diyet

Saç Ektiren Ünlüler

Mart 9th, 2010 by admin

saç ekimi

Cihan Ünal: Azalmaya başlayan saçlarına, saç ektirmekle çare bulan Ünal, çıkan saçlarını bir de boyatınca eski haline geri dönerek delikanlılara taş çıkartan bir görünüm kazandı.

Joel Mchale: Henüz 39 yaşındaki ünlü komedyen azalmaya başlayan ve görüntüsünü oldukça etkileyen saçları İçin çözümü, gidenlerin yerine yenisini ektirmekte buldu.

Jude Law: Genç kızların sevgilisi ünlü ingiliz aktörün geçtiğimiz yıllarda saç ektirdiği öne sürüldü. Herhangi bir açıklama yapmasa da aradaki fark gözden kaçacak gibi değil.

Yalın: Saçları döküldüğü İçin fotoğraflarda kötü çıktığını düşünen şarkıcı, kaynak yaptırarak gür ve sağlıklı saçlara sahip oldu. Artık fotoğraflarını beğeniyor olsa gerek.

Silvio Berlusconi: italya’nın ünlü ve renkli kişiliğe sahip başbakanı İlk saç ekiminden bir sene sonra sekiz saatlik ikinci bir operasyon sonunda şu anki saçlarına kavuştu.

“Vücut kılları kısa ömürleri nedeniyle tercih edilmiyor”

Erkekler bu dünyada güzel olmak zorunda değiller. Her haliyle kabul edilebilirler. Bu yüzden fiziksel özellikleriyle dalga geçildiğinde, kilo aldığında ya da sivilceli olduğunda çok fazla önemsemezler. Ama konu saça geldiğinde her şey değişir. Eğer göbeğiniz varsa bunu diyetle veya sporla eritebilir, fit bir görünüme kavuşabilirsiniz. Ama saç öyle değil; geri gelmez. Dökülmeye başladıysa ve en önemlisi ailede özellikle anne tarafında saç dökülmesi varsa yapacak çok fazla bir şey yok.

Bir losyon sürüp saçları geri kazandırmanın bir yolu da yok ne yazık ki. Bu nedenle saçlar gitmeye başladığı zaman kişi panik oluyor. Saçlarından “En önemli cinsel organım” diye bahseden hastalarım bile var. Saç ekimi yaptırdıktan sonra da kendilerini çok daha çekici ve yakışıklı hissediyorlar. Çünkü hem yeni saçlara kavuşuyorlar hem de çıkan saçlar daha koyu renk oluyor. Bu nedenle de kendilerini daha genç ve çekici hissediyorlar, işte günümüzde yapılan estetik ameliyatlarının büyük bir kısmını saç ekim operasyonlarının almasının en önemli nedeni de bu…

Tabii saç ekimi yapılabilmesi için de kafada belli sayıda saç olması gerekiyor. Ama eğer bu bölgede hiç saç yoksa göğüsten de alınabiliyor. Çünkü herhangi bir kılı köküyle birlikte aldığınızda onun tüm ter ve yağ bezlerini de almış oluyorsunuz; bu yüzden İstediğiniz yere transfer edebiliyorsunuz. Ancak vücut kıllarının ömrü genel olarak İki sene kadardır. Bu yüzden de kısa ömründen dolayı vücut kılları pek tercih edilmiyor.

Saçların dökülmemesi için

Saç ekimi yapmadığımız hastalara saç dökülmesini önleme özelliği olan prostat ilacı verebiliyoruz. Bu yaklaşık 20-25 senedir kullanılıyor. Aslında prostat Hacı ama yan etkisi olarak saç dökülmesini engelliyor. Tabii çok az miktarda veriliyor. Eğer prostat ilacı gibi alınırsa erkek cinselliğiyle İlgili yan etkiler yaratabiliyor. Bu ilaçlar ömür boyu kullanılacak ilaçlar olduğundan bırakıldıkları anda her şey eski haline geri dönüyor.

Op. Dr. Alper Tuncel (Repair Saç Ekim Merkezi)

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/sac-ektiren-unluler.html > Saç Ektiren Ünlüler

Yağ Aldırma Estetiği – Liposakşın

Mart 6th, 2010 by admin

Yağ aldırma estetiği liposuction vucuttaki fazla yağların sıvı ile eritildikten sonra yağlı bölgeye vakum uygulanarak yağların emilmesi işlemidir. Liposuction kelimesinin türkçe anlamını merak edenler için lipo “yağ” suction “emmek” anlamını taşımaktadır.

Liposuction tekniğinde uygulanan işlemler sırası ile yağlı bölgeye fizyolojik lokal anestezi ve epinefrin kanamayı azaltıcı ilaçlar verilerek suyun yağ hücrelerinin arasına kolayca girmesine yardımcı olurlar ve bu işlem sonucunda hücreler daha kolay bir şekilde dışarıya çıkartılır şişirilen biçimlendirilir bu işlemler sırasında kanama önlenmiş olur. Son yıllarda bu yöntemle beraber hastadan yağ alma işlemi çok daha kolay ve kanamasız olmaktadır.

Yağ Aldırma Estetiği Liposuction için Uygun Hastalar

Diyetlerle, Sporla, Bitkisel İlaçlarla incelmeyen bölgelerinde yağları olan hastalara bu uygulama yapılır. Yağ aldırma estetik işlemi vücudun her bölgesine uygulanabilir. Erkek hastalarda bu uygulama genellikle memelere “jinekomasti” karın bel ve bacak kısımlarına bayanlarda ise bu işlem sıklıkla basen, kalça, boyun, karın, bel, sırt, bacak, baldır kısımlarına uygulanmaktadır. Uygulanan yağ aldırma estetiği ile hastanın vücut hatları düzene girer hasta bu durumun sonunda daha ince ve estetik bir görünüm kazandırır.

Liposakşın işlemi bir zayıflama metodu değildir, hastanın vucut hatları öncesine göre bir şekil kazandığından hasta zayıflamış gibi görünür. Örnek verilmek gerekirse basen ve belden alınan yağlarla buralarda incelme sağlanır, böylece hastanın kalça boyutları küçülür, bu da onu zayıflamış gösterir. Bayanlarda görülen selülüt sarkmalarını tek önleyen ve kalıcı olarak tedavisi eden yöntem liposuction yöntemidir. Yağ aldırma estetiği ergenlik çağını geçmiş kadın veya erkeklerde rahatlıkla uygulanabilir.

Liposakşın uygulaması hastanın cerrahının önerilerinede dikkat ederek lokal veya genel anestezi tercih edebilir. Yağ aldırma estetiği ameliyatı ile beraber başka estetik operasyonlarda uygulanabilir örnek olarak meme büyütme, karın germe estetiği operasyonları gibi.  Halk arasında söylenen liposuction, liposakşın, Liposhaping, lipoline, liposoft gibi terimler tamamen aynı tekniktir.

Yağ Aldırma Estetiği liposakşın sonrası

Geçirilecek estetik operasyondan sonra normal yaşama dönüş şaşırtıcı derecede erken olur. Hastalar ameliyatın ertesi günü normal yaşamlarına döner. Hastane veya klinikte kalmayı gerektirmeyen bir operasyondur. Sıkı bir çorap veya korseyi yaklaşık 3-4 hafta süre ile giyerler ki bu işlem sonrası iyileşmeyi hızlandırmak için gereklidir. 

Morluklar ıslak teknikte kuru tekniğe oranla oldukça azdır ve 2-3 haftada tamamen kaybolur. Ağrı yok denecek kadar azdır ( kuru teknikte çok fazla ) ve hastalar ancak Liposuction yapılan yerlerine bastıklarında ezik, çürük ağrısı duyarlar.

Liposuktion Ameliyatının Riskleri

Ameliyat sonrası oluşacak komplikasyonlar diğer bütün ameliyatlarda olduğu kadardır ve oldukça nadirdir. Hastalarda ameliyat sonrası bazen uygulama alanlarında geçici uyuşukluk meydana gelebilir.
 

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/yag-aldirma-estetigi-liposaksin.html > Yağ Aldırma Estetiği – Liposakşın

Kilo Vermenin Tam Zamanı

Mart 1st, 2010 by admin

kilo verme

Havaların soğumasıyla alman kiloları kaçınılmaz görenler, kilo vermek için baharı bekleyenler, bu ayki yazımız öncelikle sizler için. Artık kışın kilo alıp bahar da verme döngüsünden kurtulmanın zamanı gelmedi mi? Zaman çok çabuk geçiyor. Biz hep planlarımızı gerçekleştirmek için gelerek bir zamanı bekliyoruz. Artık pazartesi günlerini boş verin. Şimdi başlamanın tam zamanı…

Kışın elbiselerinizin ardına gizlendikten sonra kilo vermek için mayo sezonunun acımasını beklemek, bahar ayları geldiğinde birden bire spor yapmaya merak salmak, sok diyetlere başvurmak ve Sağlık Bakanlığı onaylı olup olmadığına dikkat bile etmeden güvenilirliğinden emin olmadığınız, reklamlarında popüler kişilerin yer aldığı zayıflama ürünlerine saldırmak tanıdık geliyor mu?

Evet ise size kötü bir haberimiz var: ‘Siz sadece estetik amaçlı zayıflama peşindesiniz ve kilo savaşını baştan kaybettiniz’… Obeziteyle ilgili yapılan çalışmalar, uzun kış döreminden sonra spor ve beslenme alışkanlıklarımızı tamamiyle değiştirmenin, sadece estetik sorunlara neden olmakla kalmayıp vücut direncini de azalttığını ve metabolizmayı da yavaşlatarak ilerleyen dö nemlerde daha fazla kilo alınmasına neden olduğunu gösteriyor. Halbuki sağlığınız için beslenmek ve formunuzu korumak bir yaşam seklidir ve asla sezonluk bir aktivite olarak görülmemelidir.

“Diyet” kelimesinin insan psikolojisini olumsuz etkilediğini ifade eden Yeditepe Üniversitesi hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Akören bunun yerine sağlıklı beslenmeyle kilo vermenin önemini vurguluyor. Akören, “Diyet çeşitli hastalıklara yönelik olarak, yapılan bir beslenme şeklidir. Kilo vermek ise diyet yapmaktan ziyade bir yaşam tarzı değişikliğidir” diyor.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Endokrinoloji Metabolizma ve Diyabet Bilim Başkan Prof. Dr. Taner Damcı ise dönemlik yapılan diyetlerin, sonradan aman fazla kiloların esas müsebbibi olduğunu belirtiyor. “Diyet yaptıktan sonra yeniden kilo alınmasının en önemli nedeni, bu durumun kısa vadeli bir olay olarak görülmesidir. Oysa zayıflama yok, sadece kilo kaybı ve bunun Korunması vardır aslında. Kilo kaybından sonra uzun süreli bir efor yapamadıkları için bu başarısızlık olarak görülür Diyetin kısa vadeli olarak görülmesi bir problemdir” Eğer fazla kilolarınızdan şikayetçiyseniz vakitlice önleminizi almalı ve bu amacınıza ulaşma aşamanızda ‘mola’ vermemelisiniz.

Yeni yaşam tarzı oluşturalım

Çoğumuz biliyoruz ki kilo vermek ne kadar zorsa, kilo almak da o kadar kolaydır. Vermek için aylarca uğraştığımız fazla kilolar bir de bakarız geri gelmiş. Baharda verdiğimiz kilolar yavaş yavaş alınmaya başlandıysa gelecek bahan beklemeyin. Kilo verme, kilo alma döngüsü sağlığımızı olumsuz etkilediği gibi, bizi sosyal hayatımızdan uzaklaştıran, giyim tarzımızı zoraki değiştiren bir durumdur. Artık son dakika diyetlerini bırakalım. Zaman ayırarak, alışkanlıklarımızı değiştirebilecek, bizi kendimizden, sevdiğimiz tatlardan, ortamlardan uzaklaştırmadan bir yasam tarzı oluşturalım.

Eğer diyet ve egzersiz programının yanı sıra zayıflama ürünleri kullanmak istiyorsanız bunlara dikkat etmelisiniz

Mutlaka Sağlık Bakanlığı onayı arayın: Piyasadaki bitkisel zayıflama ilaçlarının çoğu Tarım ve Köy İsleri Bakanlığı izinlidir. Ülkemizde Tarım Bakanlığı izinli bazı zayıflama tabletleri ölümcül sonuçlara yol açmış ve toplatılmıştır. Etkinliği ve güvenilirliği Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış bitkisel tabletleri tercih ediniz.

Maç barkodlu ürünleri sadece doktor önerisiyle alın: Eğer zayıflama ürünleri ‘OTC yani ara ürün kategorisinde ise reçetesiz de güvenle kullanabilirsiniz. Ancak ilaç barkodlu sentetik maddeler içeren ilaçlar yan etkilerinin fazla olması nedeniyle reçeteye tabidir ve doktor reçetesi olmadan alınmamalıdır.

Diyet desteği şart Zayıflama tabletlerini kullanırken hafif bir diyet uygulamadığınız takdirde etkili bir sonuç almanız oldukça zordur. Zayıflama tabletlerini etkili sonuç almak için minimum 1 ay düzenli ve ara vermeden kullanmalısınız. Eczanelerde serbest satışına izin verilen tabletleri sure kısıtlaması olmaksızın güvenle kullanabilirsiniz.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/kilo-vermenin-tam-zamani.html > Kilo Vermenin Tam Zamanı

Kilo Vermenin Tam Zamanı

Mart 1st, 2010 by admin

kilo verme

Havaların soğumasıyla alman kiloları kaçınılmaz görenler, kilo vermek için baharı bekleyenler, bu ayki yazımız öncelikle sizler için. Artık kışın kilo alıp bahar da verme döngüsünden kurtulmanın zamanı gelmedi mi? Zaman çok çabuk geçiyor. Biz hep planlarımızı gerçekleştirmek için gelerek bir zamanı bekliyoruz. Artık pazartesi günlerini boş verin. Şimdi başlamanın tam zamanı…

Kışın elbiselerinizin ardına gizlendikten sonra kilo vermek için mayo sezonunun acımasını beklemek, bahar ayları geldiğinde birden bire spor yapmaya merak salmak, sok diyetlere başvurmak ve Sağlık Bakanlığı onaylı olup olmadığına dikkat bile etmeden güvenilirliğinden emin olmadığınız, reklamlarında popüler kişilerin yer aldığı zayıflama ürünlerine saldırmak tanıdık geliyor mu?

Evet ise size kötü bir haberimiz var: ‘Siz sadece estetik amaçlı zayıflama peşindesiniz ve kilo savaşını baştan kaybettiniz’… Obeziteyle ilgili yapılan çalışmalar, uzun kış döreminden sonra spor ve beslenme alışkanlıklarımızı tamamiyle değiştirmenin, sadece estetik sorunlara neden olmakla kalmayıp vücut direncini de azalttığını ve metabolizmayı da yavaşlatarak ilerleyen dö nemlerde daha fazla kilo alınmasına neden olduğunu gösteriyor. Halbuki sağlığınız için beslenmek ve formunuzu korumak bir yaşam seklidir ve asla sezonluk bir aktivite olarak görülmemelidir.

“Diyet” kelimesinin insan psikolojisini olumsuz etkilediğini ifade eden Yeditepe Üniversitesi hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Akören bunun yerine sağlıklı beslenmeyle kilo vermenin önemini vurguluyor. Akören, “Diyet çeşitli hastalıklara yönelik olarak, yapılan bir beslenme şeklidir. Kilo vermek ise diyet yapmaktan ziyade bir yaşam tarzı değişikliğidir” diyor.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Endokrinoloji Metabolizma ve Diyabet Bilim Başkan Prof. Dr. Taner Damcı ise dönemlik yapılan diyetlerin, sonradan aman fazla kiloların esas müsebbibi olduğunu belirtiyor. “Diyet yaptıktan sonra yeniden kilo alınmasının en önemli nedeni, bu durumun kısa vadeli bir olay olarak görülmesidir. Oysa zayıflama yok, sadece kilo kaybı ve bunun Korunması vardır aslında. Kilo kaybından sonra uzun süreli bir efor yapamadıkları için bu başarısızlık olarak görülür Diyetin kısa vadeli olarak görülmesi bir problemdir” Eğer fazla kilolarınızdan şikayetçiyseniz vakitlice önleminizi almalı ve bu amacınıza ulaşma aşamanızda ‘mola’ vermemelisiniz.

Yeni yaşam tarzı oluşturalım

Çoğumuz biliyoruz ki kilo vermek ne kadar zorsa, kilo almak da o kadar kolaydır. Vermek için aylarca uğraştığımız fazla kilolar bir de bakarız geri gelmiş. Baharda verdiğimiz kilolar yavaş yavaş alınmaya başlandıysa gelecek bahan beklemeyin. Kilo verme, kilo alma döngüsü sağlığımızı olumsuz etkilediği gibi, bizi sosyal hayatımızdan uzaklaştıran, giyim tarzımızı zoraki değiştiren bir durumdur. Artık son dakika diyetlerini bırakalım. Zaman ayırarak, alışkanlıklarımızı değiştirebilecek, bizi kendimizden, sevdiğimiz tatlardan, ortamlardan uzaklaştırmadan bir yasam tarzı oluşturalım.

Eğer diyet ve egzersiz programının yanı sıra zayıflama ürünleri kullanmak istiyorsanız bunlara dikkat etmelisiniz

Mutlaka Sağlık Bakanlığı onayı arayın: Piyasadaki bitkisel zayıflama ilaçlarının çoğu Tarım ve Köy İsleri Bakanlığı izinlidir. Ülkemizde Tarım Bakanlığı izinli bazı zayıflama tabletleri ölümcül sonuçlara yol açmış ve toplatılmıştır. Etkinliği ve güvenilirliği Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış bitkisel tabletleri tercih ediniz.

Maç barkodlu ürünleri sadece doktor önerisiyle alın: Eğer zayıflama ürünleri ‘OTC yani ara ürün kategorisinde ise reçetesiz de güvenle kullanabilirsiniz. Ancak ilaç barkodlu sentetik maddeler içeren ilaçlar yan etkilerinin fazla olması nedeniyle reçeteye tabidir ve doktor reçetesi olmadan alınmamalıdır.

Diyet desteği şart Zayıflama tabletlerini kullanırken hafif bir diyet uygulamadığınız takdirde etkili bir sonuç almanız oldukça zordur. Zayıflama tabletlerini etkili sonuç almak için minimum 1 ay düzenli ve ara vermeden kullanmalısınız. Eczanelerde serbest satışına izin verilen tabletleri sure kısıtlaması olmaksızın güvenle kullanabilirsiniz.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/kilo-vermenin-tam-zamani.html > Kilo Vermenin Tam Zamanı

Ağız Kokusu Kabusunuz Olmasın

Şubat 26th, 2010 by admin

ağız kokusu

Ağız kokusu nedir bizi nasıl etkiler?

Ağız kokusu, yani nefesin kötü kokması genellikle ağız içinden kaynaklanır. Ancak sadece diş ve ağız kaynaklı olmayabilir. Akciğerlerimizde olan bir enfeksiyondan sinüzitte, şeker hastalığında ki bu durumda aseton kokusu gelir. Mide bağırsak hastalıklarında böbrek yetmezliğinden bu durumda da balık kokusu gelir, karaciğer ve metabolizma bozukluklarına ağız kokusuna sebep olur.

Ağız kokusu olup olmadığını çevrenizdeki eşiniz dostunuzdan sorarak tespit edebilirsiniz. Çoğu kişi bunun farkında değildir. Ancak net sonuca bazı geliştirilmiş cihazların desteğiyle ulaşabilirsiniz.

Her ağız kokusu halitosis midir ?

Tabi her ağız kokusu gerçekte halitosis değildir. Yani fizyolojik olarak herkeste ağız kokusu olabilir. Mesela sabah uyanıldığında sindirim kanalında biriken şeyler ve ağız içinde üreyen bakterilerin verdiği bir ağız kokusu vardır. Ya da alınan gıdaların, beslenme sırasında ve hemen arkasında verdiği kokular geçicidir ve fırçalamayla bazı gargaralarla çözmek mümkündür. Açlık, diyet oruç olmak, ağız kuruması gibi etkenlerle olan ağız kokusu etkenlerin ortadan kalkmasıyla yok olur. Ağız kokusu sosyal problemler neden olur.

Günlük hayatımızda kişilerle konuşma ve yakın çalışma ve faaliyetlerde, ikili ilişkilerde sosyo-psikolojik negatif etkilenmeler ve problemlere sebep olur. Sosyal incinmeler, karşı tarafın uzaklaşması, maddi manevi kayıplarla beraber kişinin içe kapanması, ortamlardan uzak kalması veya dışlanmasına kadar varan etkilerle karşılaşabilir. Evlilikleri bile olumsuz etkiler.

Ağız içi kaynaklı Halitosis nasıl oluşur ?

Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin atıkları kötü kokulara yol açar. Ölü veya ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkararak kokuya neden olur.

Ağız boşluğundan kaynaklanan ağız kokusunun sebebi en çok yumuşak dokulardan, yani dilden, diş eti iltihabından, ya da bunların karışımından olduğu saptanmıştır. Bunun yanında ağızda var olan hatalı veya uyumunu zamanla kaybetmiş, protezler, köprüler, dolgular, gömülü veya yarı gömülü Özellikle 20 yaş dişleri, gıda birikimine yol açabilecek herhangi bölgeler kötü kokulara sebep olabilir.

Tedavisi nelerdir?

Diş Hekiminin kontrolleriyle tespit edilen çürüklere dolgular yapılmalı, gıda birikimi oluşturabilecek bütün alanlar kapatılmalıdır. Dişeti iltihabında bakteri üremesine sebep olacak bütün enfeksiyonlar önemli ölçüde koku yapar, diş hekiminizin yapacağı tedavi ve öneriler çözüm sağlayacaktır. Ağız içindeki eskimiş köprüler, protezler gıda birikimine neden olacağı için kötü koku sebebidir. Yenilenmesi gerekenler yenilenmelidir.

Doğal tedavilerin başında tükürüğün kendisi vardır. Yemek parçacıklarını yerinden sökerek ağızdan uzaklaştıran enzimleri, bakterileri öldürebilen antibiyotikleri vardır. Yani gece boyunca tükürük salgısının azalması, şeker hastalığı, bazı ilaçların yöntemiyle, tükürük salgısının azalması yemek parçacıklarının uzun süre ağızda kalmasına neden olur. bakteriler artar, ağız kokusu ve çürükler artar.

Bu durumu gidermek için tükürük salgısını arttıracak şeyler yapmak lazım. Mesela şekersiz sakız çiğnemek gibi, gece kalkarak su içmek gibi, eğer ağızdan solunum varsa bunun sebebini de yok etmek lazım. Burun tıkalı uyumamalı ve varsa kulak burun boya/ rahatsızlıklarımızın tedavi ettirmeliyiz. Ağız kuruluğuna mani olmak için bol su içmek su içeriği bol olan sebze ve meyveler tüketmek, doktorumuzun tavsiye edeceği bazı ilaçlar çözüm olabilir.

Dilin yüzeyini fırçalanması da bakterilerin tutunabileceği alanlarda birinin temizlenmesi yoluyla ağız kokusunu geçirebilir. Bakteriler için uygun ortam sağlayan şekerli, yapışıcı gıdalarda ağız kokusunu tetikler. Bunlar içinde dişlerin sık fırçalanması, bu tip gıdaların az tüketimi, diş ipi kullanımı, lokmaların iyi çiğnenmesi çözüm getirebilir.

Sigara içmek de ağız kokusunu direkt ve dolaylı sebep olur. Sigara ağız kuruluğuna neden olur. Ve diş etinin hastalanmasına zemin hazırlar.

Ağız boşluğundan kaynaklı olmayan halitosis vakalarında ise ilgili uzman doktora başvurmak ve onun önerilerini dikkate almak gerekir. Sinüs, akciğer enfeksiyonu kaynaklı, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, metabolizma bozuklukları olabilir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/agiz-kokusu-kabusunuz-olmasin.html > Ağız Kokusu Kabusunuz Olmasın

Saçlarınız Psikolojinizi Bozmasın

Şubat 19th, 2010 by admin

Saç dökülmesi hem kadınlarda nemde erkeklerde görülen ve çok ciddi psikolojik sorunlara yol açan, temelde kozmetik bir sorundur. Ancak kimi zaman özellikle kadınlarda altta yatan ciddi bir hastalığın da göstergesi olabilir.

Genel olarak kadınlarda 3 tip saç dökülmesi görülmektedir.

Bunlar:
- Telogen Effluvium
- Kadın Tipi Saç Dökülmesi
- Kronik Telogen Effluvium

Kadınlarda sıklıkla görülen telogen effluvium genellikle tetikleyici bir stres-ten 2-3 ay sonra ortaya çıkan ve yaklaşık olarak 6 ayda sonlanan ancak can sıkıcı bir saç dökülmesi sorunudur. Telogen effluviumun ortaya çıkmasını tetikleyen faktörlerin başında doğum yapmak gelir. Doğum anne için ciddi bir strestir ve doğumdan sonraki 2-3 ay içinde kimi zaman şiddetli olabilen saç dökülmeleri görülür. Telogen effluviumu tetikleyen diğer faktörler ise ateşli hastalıklardır. Bunun yanı sıra sıkı diyet uygulamaları, vitamin ve mineral eksiklikleri, demir eksikliği, barsaktan besinlerin emilimini bozan hastalıklar, tiroid hastalıkları (hiper yada hipo tiroidi )romatizmal hastalıklar ya da pek çok ilaç, telogen effluvium tarzı saç dökülmesini başlatabilmektedir.
Telogen Effluviumda günlük 100-1000 adet saç teli dökülebilir. Kişi bunu “elime avuç dolusu saç geliyor” diye tarif edebilmektedir.

Bir diğer dökülme şekli Kadın Tipi Saç Dökülmesi’dir. Bu tür saç dökülmesi erkeklerdeki Androgenetik Alopesi adı verilen ve erkeklik hormonlarının yol açtığı düşünülen saç dökülmesi şekline benzer, ancak görünümsel olarak, saç kaybı tüm saç derisinde yaygın olarak seyreder. Bu tür saç dökülmesi polikistik yumurtalık hastalığı gibi hormonal hastalıklar sonucunda ortaya çıkabilir. Eğer kadında tüylenme artışı, kilo alma, adet döngü bozuklukları ile birlikte yaygın saç dökülmesi görülüyorsa, hasta mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Kadınlarda sıklıkla görülen bir diğer saç dökülme tipi; kronik telogen effluviumdur. Bu da başta anlatılan telogen effluviuma çok benzerdir. Ancak 6 aydan uzun sürmesi ile telogen effluviumdan ayrılır. Tetikleyici bir faktör genellikle tanımlanamaz. Saç dökülmesi şiddetle başlar ve saçlı deride ciddi açılma ile seyreder.

Saç dökülmesinden kurtulmada en son yenilikler

Erkeklerde kullanılabilen minoksidilin, kadınlarda yüzde Ulanma oluşturabilmesi, kadınlar tarafından tercih edilmemesine yol açmıştır. Bu nedenle kadınlarda güvenle kullanılabilecek doğal maddeler araştınlmaya başlanmıştır, özellikle Japonlar bu konuda çok yol katedmişlerdir.

Japon araştırmacılar depresyon tedavisinde kullanılan bir bitki olan Hyperium Perforatum (San Kantaron) dan elde ettikleri bir maddeyi özel bir metotla daha da geliştirerek kadınlar için ideal bir saç çıkartıcı elde etmişlerdir. Bu doğal bileşiğin adı Tflavondur. Tflavon bir astilbin türevidir. Bu bileşik hem laboratuar araştırmalarında hem de klinik araştırmalarda kadınlarda doğrudan saç derisine tonik formunda uygulandığında %82 oranında başarılı olduğu saptanmıştır. Tflavon özellikle kadınlarda önceden anlatılan her 3 tipteki saç dökülmesinde güvenle kullanılabilecek doğal ve hiçbir yan etki göstermeyen bir bileşiktir.

Yine Japonya Tokushina Üniversitesinden bir grup araştırmacı, Adenozin adı verilen doğal bir bileşiğin doğrudan saç köklerini uyardığı ve saç kökünün ölmesine ve sonunda saç dökülmesine yol açan faktörleri baskıladığını saptamışlardır. Aynı zamanda adenozin, saç köklerini aktive eden büyüme faktörlerinin de yapımını artırarak, sağlıklı yeni ve canlı saç teli oluşumunu sağlamaktadır.

Almanya Hamburg Üniversitesinden bir grup araştırmacı ise; hücrede enerjetik aktivite gösteren LKarnitin’in bir türevi olan LKarnitin- L- tartarat’ın saç köklerini uyard ğını, saç köklerinin ölümüne neden olan sinyalleri baskıladığı ve böylece saç kökü ömrünü uzatarak saç çıkmasını gerçekleştirdiği sonucuna varmışlardır. L- Karnitin- L -tartarat ile yapılan klinik araştırmalarla da kadınlarda saç dökülmesinde çok iyi sonuçlar alınmıştır.

Hem kadınlarda hem de erkeklerde saç dökülmesinin giderilmesinde kullanılan bir diğer doğal madde yeşil çaydır. Yeşil çay içinde bulunan EGCG maddesi, 5a redüktaz enzimini baskılayarak, saç kökünün cansızlaşması ve sonunda saç yapamaz hale gelmesinde baş rolü oynayan DHT adlı toksik etki gösteren hormonu engellemektedir. Yeşil çay EGCG ekstresi ağızdan tablet formu ile alınabileceği gibi saç toniği içinde doğrudan saçlı deriye uygulandığında saç kökünün ölümüne yol açan sinyalleri baskıladığı, saç kökü hücrelerinin çoğalmasını artırdığı saptanmıştır.

Tüm bu doğal maddeleri bir arada bulunduran saç tonikleri, kadınlarda saç dökülmesini önleyecek ve sağlıklı yeni saç teli oluşumunu sağlayacak ideal bileşim olacaktır.

Kadınlardaki saç dökülmesinde kullanılan doğal bileşikler

- T-flavone
- Adenozin
- L-karnitin L-tartarat
- Yeşil çay (EGCG)

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/saclariniz-psikolojinizi-bozmasin.html > Saçlarınız Psikolojinizi Bozmasın

Lipolysis Uygulaması

Ocak 29th, 2010 by admin

Lipolysis vücutta birikmiş ve estetik sorun oluşturan yağ birikimlerinin
injeksiyon yöntemiyle eritilmesidir.Soya fasülyesinden elde edilen ve vücutta
hücre zarlarının yapısında bulunan lecithin adlı bir maddenin çok ince iğnelerle
deriden yağ birikimlerine injeksiyonu ile uygulanır.

Bu yöntemin daha iyi ve etkin uygulanması, uygulayan doktorlar arasındaki
tecrübelerin paylaşılması amacıyla kurulan ve üyesi bulunduğumuz Avrupa NETWORK
LIPOLYSIS topluluğu tarafından yönlendirilen bu yöntemle, binlerce hastada
başarılı sonuçlar alınmıştır

Etkili bir egzersiz ve diyet programları sonucu kaybedilen kilolara rağmen bazı
vücut bölgelerinde azalmayan yağ birikimleri bu yöntemin hedefidir. Bu yöntem
kilo azalması sağlamaz fakat vücut konturlarının oluşturulmasında son derece
etkilidir. Dünyada lokal yağları almakta söz konusu olan Liposuction yöntemine
alternatif olarak gösterilmektedir. Lipolysis ‘in etkisi kalıcıdır, 5-7 senelik
takip edilen kişlerde etkilerin devam ettiği görülmüştür. Bu yöntem, cerrahi
operasyon istemeyenler için uygun bir seçenektir.

Bu yöntem 2 ile 4 seans arasındaki uygulamalarla yüz güldüren sonuçlar ortaya
koymaktadır.

Resimlerin üzerine tıklarsanız, uygulama öncesini ve sonrasını detay olarak
görebilirsiniz…

UYGULANABİLECEK BÖLGELER:

* Yüz bölgesi
- Gıdık (çift çene)
- Şişman yanak

* -Vücut
-Basen
-Bacak içleri
-Kalça ve kalça kıvrımları
-Göbek -Bel -Karın yanları
-Sırt kıvrımları -Göğüs çevresi
-Üst kol yağlanmaları
-Omuz ön ve arkaları
-Ense yağları -Dizler
-Erkeklerde cinsel organ bölgesi (mons pubis) yağları

* -Sellülit

Hipnozla Zayıflayın

Aralık 18th, 2009 by admin

Günümüzde kilolu kişiler değişik yöntemlerle zayıflamaya çalışmaktadır. İlgi çeken yöntemlerden biride hipnoz uygulamasıdır. Bu nedenle hipnozla zayıflama konusunda bilgi almak üzere Bülent Uran Hipnoz Merkezi’ne başvurduk. Merkezin zayıflama programını yürüten Psikolog Danışman ve Hipnoterapist Nilgün Çalık sorularımızı yanıtladı:

Hipnozla zayıflamanın diğer zayıflama yöntemlerinden ne farkı var ?

Hipnoz, kişinin bilinçaltıyla iletişime geçmesine aracı olan bir durumdur. Yeme sorunları, yani aşırı yemek, gereksiz atıştırmak ya da özellikle bazı özel yiyeceklere aşırı düşkün olmak, bilinçaltının bulunduğu oyalanma ve duygu bastırma çareleridir. Bilinçaltı canlıyı koruma amacıyla çalışır. Acıdan kaçma ilkesine göre çalışır.

Acıyı bastırmak için bulduğu, öğrendiği, işe yaradığına inandığı her türlü kalıbı kullanır. Bilinçli düzeyde irade kullanmak insanın önemli bir gücüdür. Tüm zayıflama yöntemleri irade kullanmaya yöneliktir. Diyet yapmak ya da egzersiz yapmak gibi. Her iki yöntemde zayıflamak için gereklidir. Ama buradaki sıkıntı kişilerin bu programları bıraktıktan sonra verdikleri kiloları geri almalarıdır. Neden bu sıkıntı olmaktadır ?

Evet. Gerçekten neden bu çalışmalar hüsranla sonuçlanmaktadır.

Çünkü bilinçaltının yemek yemekten menfaati vardır. Tüm takıntılar; sigara, alkol, aşırı çalışma, kumar gibi bilinçaltında birikmiş duyguları bastırmaya yöneliktir. İnsan doğduğu andan, hatta anne karnından itibaren farkında olmadan duygu biriktirir. Bu biriktirme yetiştiriliş tarzına göre farklı düzeylerde olur, İfade edilemeyen her türlü duygu, öfke, korku, üzüntü, suçluluk, çaresizlik gibi bilinçaltında engelleyici enerji olarak birikir. Duyguları göstermenin onaylanmaması da bu birikmeyi güçlendirir. Belli bir düzeye gelmiş olan bu birikmeler bir süre sonra kişiyi huzursuz etmeye başlar. Huzursuz eden her türlü uyarı bilinçaltı için tehdit algısıdır. Yani bilinçaltı kendi yarattığı bu durumuda tehdit algılayıp bu sefer bunları yok etme çabası içine girer. Burada bilinçaltının bulduğu en iyi çözüm, kişinin bu duyguları fark etmemesini sağlamaktadır. Bu amaçla öncelikle duygulara karşı uyuşukluk başlar. Daha sonra bu yeterli olmayınca, bilinçaltı kişiyi duyguyu fark etmekten uzaklaştırıcı ve iyi hissettirici alışkanlıklara yöneltir. Yeme eylemi bu açıdan başroldedir.

Neden özellikle yemek başrolde oluyor ?

Doğduğumuz andan itibaren, yemek bizim için yemekten öte anlamlarla yüklüdür. Annemizin memesini emmek aynı zamanda güven ve sevgi demektir. Ağladığımız zaman ilk fark ettiğimiz ya meme verilmesi ya da ağzımıza biberon ve emzik sokulmasıdır. Bilinçaltı şöyle kayıt atar. “Demek ki kendimi güvende hissetmem için ağzımdan bir şeyler geçmesi ya da ağzımda bişeyler olması gerekir”. Bebek büyüdükçe yemek yemesi, anne baba için övünç kaynağıdır. Yememesi ise üzüntüdür. Burada bir çok farklı inanç yerleşmeye başlar. “Sevilmem için yemem lazım, annemi üzmemem için yemem lazım” gibi. Kısaca bilinçaltında yeme eylemi, sevginin yerini alır. Bu durumda bilinçaltı kendini yanlız, sevgisiz ve dışlanmış hissettiği her durumda yemeye yönelmeye başlar.

O zaman hipnozla bu sorunlarımı ortadan kaldırıyorsunuz ?

Hem evet, hem hayır. Nasıl bir yöntemle çalıştığınıza göre alacağınız sonuç farklı olacaktır. Hipnoz tek başına mucize yaratamaz. Hipnoz ortamında, hipnotik güçten yararlanılarak ne yapacağınız çok önemlidir. Çoğu kişinin hipnozdan anladığı “bana bir şeyler yapılacak, kendimden geçeceğim, bilinçaltıma birşeyler söylenecek ve ben değişeceğim” dir.

Evet. Öyle değilmidir ?

Buna direk telkin hipnozu diyoruz, ama direkt telkin hipnozunda bile kendini kaybetmek yoktur. Telkin tek başına geçici çözüm üretir. Telkin hipnozu, içeride birikmiş duyguları boşaltmadan yapıldığında, pis bir duvara sürülen boya etkisini yaratır. O zaman boya kısa süre içerisinde dökülecektir. Gerçek sonuç içeride birikmiş duyguları boşaltarak mümkündür. Biz Hipnoz Merkezi olarak böyle çalışıyoruz.

Bize o zaman biraz uyguladığınız programdan bahsedin lütfen.

İki aşamalı olarak çalışıyoruz. Birinci aşama farkındalık sağlama ve bunu izleyen duygu boşaltma aşaması. Duygular boşaldıktan sonra da kalıpları değiştiren telkin aşaması. Kişinin bizimle çalışırken programda uyguladığımız tekniklere tam olarak bağlılığını isteriz. Yani öğrettiğimiz self hipnozu her gün 10 dakika yapmalı, kendisine verdiğimiz EFT (bedendeki akupunktur noktalarına parmak ucuyla dokunarak duygu boşaltma tekniği) uygulamalarını aksatmadan yapmalıdır. Ayrıca 12 hafta süren bu programa düzenli devam etmelidir.

Bilinçaltında kalıcı değişiklik yaratmak kolay değildir. Bilinçaltı tembel ve ekonomik çalışır. Bu nedenle alışkanlıklarından vazgeçmez. Hele sorunların gerçek nedenlerinin bilinçli olarak farkında olamazsak, bilinçaltı değişime direnir. Biz Hipnoz merkezi olarak bilinçaltında farkındalığa özel bir önem veririz. Bu nedenle, çalışmamızın ilk seanlarını bu farkındalığı sağlamak oluşturur. Bu amaçla, kişinin bedendeki duygularıyla gerçek açlığı birbirinden ayrımasını öğretiriz. Duygularını fark etmesi ve boşaltması gerektiğine kişi onay vermelidir. Kişi kendini yiyeceğe yönelten dürtüleri iyi anlamalı ve “evet gerçekten be bundan dolayı yiyiyorum” deme aşamasına gelmelidir.

Ne gibi telkinler veriyorsunuz ?

Bilinçaltını sağlıklı seçimler yapma konusunda eğitiyoruz, yiyeceklerle sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlayacak telkinler veriyoruz. Tüm bu telkinleri EFT çalışmalarıyla destekliyoruz. Özel bir diyet vermiyoruz. Diyet isteyenlerin bu proragm sırasında güvendikleri bir diyetisyenden yardım almalarını öneriyoruz. Biz sadece sağlıklı seçimlerin neler olduğunu bilinçaltına hatırlatıyoruz.

Hatırlatıyoruz derken…

Bilinçaltında doğru bilgi vardır. Milyonlarca yıllık evrim süresince sağlıklı beslenmenin bilgisi bilinçaltında mevcuttur. Ama biriken duygular bu bilgiyi gizler. Duygular boşalınca bu bilgi tekrar açığa çıkar ve işler duruma girer.

Peki bu programı uygulayarak sonuç alan kişiler var mı ?

Bizim sonuçlarımız çok yönlüdür. Kişi sadece zayıflamakla kalmaz, hayatını yeniden kurgular. Seanlar ilerledikçe zayıflama isteği ikinci planda kalmaya başlar. Değişim isteği ön plana geçer. Ama ilginç olan, zayıflamayı bir takıntı olmaktan çıkardığınızda, kişi gerçekten zayıflamaya başlar. Programımızın özü, yıllardır ABD’de başarıyla uygulanan bu programa dayanmaktır. Ama bizim geliştirdiğimiz bu program çok daha kapsamlıdır. Programımıza katılan ama sonuna kadar katılmış olan ve çalışmaları düzenli uygulayan tüm bireyler, bekledikleri sonuçları almışlarıdır.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler… Son olarak okurlarımıza söylemek istediğiniz şeyler nelerdir ?

Bilinçaltı acıtan duyguları bastırmanın bir çaresi olarak, yemek yemeyi kullanırken, bilinçaltını bunlardan kurtarmaya ikna etmenin tek yolu bilincinizin gücüdür. Kiloların bedende geçmişten beri birikmiş duygu yükleri olduğu bilincine ulaşmak ve bunlardan özgürleşmeye istekli olmak, bilinçli bir bakıştır.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/hipnozla-zayiflayin.html > Hipnozla Zayıflayın

« Previous Entries