Mart 30th, 2010 by admin

Reklamların tüketme arzumuzu tetiklemesi ve bize yansıttığı hayatların özendirici olması kadar, sunduğu ‘kusursuz güzellik’in pek çok insan tarafından ulaşılması gereken hedef haline getirildiği bir gerçek. Her ne kadar gerçekdışı ölçüleri yansıtsa da…
İşte bu yüzden ingiltere’de plastik cerrahlar reklamlarda özellikle büyük göğüslü kadınların görünmesine savaş açmış durumdalar. Guardian’ın haberine göre, kadınlardan göğüslerim anatomik olarak imkansız ölçülerde büyütme talebi aldıklarını ifade eden cerrahlar, Britanya Plastik Cerrahi Uzmanları Derneği çatısı altında başlattıkları kampanya ile bu eğilime son vermek istiyorlar. Dernek, reklamlarda yayımlanan photoshop’la değiştirilmiş görüntülerin gerçeği yansıtmadığını kadınların anlaması gerektiğini vurguluyor. Bugüne kadar metroda gösterilen bir reklamı yayından kaldıran dernek, bunun gibi birçok reklam olduğunu ve bunların yasaklanması için elinden geleni yapacağını açıklıyor.
Her ne kadar plastik cerrahinin geldiği son noktaya bakınca bir insanın başta aşağı yenilenmesinin mümkün olduğunu görsek de, cerrahi işlemle, reklamlarda karşılaştığımız, photoshop programıyla fazlalıklarından tamamen arınmış, pürüzsüz cilde sahip kadın ve erkek görüntüsüne ulaşılamıyor.
Dolayısıyla estetik ameliyat için ölçü reklam güzelleri değil, her insanın kendi vücut yapısına göre gidebileceği son nokta. Plastik cerrahlar, bilgisayar programları sayesinde, kendilerine güzelleşmek için gelenlere varılabilecek sonucu gösterebiliyorlar. İşte bu noktada yaşanabilecek tatminsizlik, karşılanamayacak yüksek beklentiler ve varılabilecek sonucun ortada olmasına rağmen, imkansızı isteme durumu, bizi plastik cerrahi ile psikiyatri arasındaki bağlantıyı sorgulamak için şu soruyu sormaya itti: Tıbben haklı hiçbir gerekçesi olmadığı halde tekrar tekrar ameliyat olmak istemek, kendinden hiçbir zaman memnun olmamak bir psikiyatrik bozukluk belirtisi midir?
“KENDİYLE BARIŞIK OLMAYAN İNSAN MUTSUZ OLUR”
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Tosun, estetik ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Sağlıklı olmak, fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak kendini iyi hissetme hali olarak tanımlanır. Bu yaklaşıma göre insanın sağlıklı ve mutlu olabilmesi için bedeniyle, kendi iç dünyasıyla ve çevresiyle barışık olması gerekir. Her şeyin başı sağlık deriz ama çoğu zaman sağlıklı olmanın mutlu olmak için yeterli olmadığına şahit oluruz. Para sıkıntısı olmayan, iyi bir sosyal çevrede yasayan, herkesin güzelliğine ya da yakışıklılığına hayran olduğu bir genç kız veya delikanlı ‘mutsuzluk acısı’ içinde kıvranırken, bir ayağı kısa olduğu için topallayarak yürüyen, sırtına çöp kutularından topladığı kağıt balyasını yüklenmiş, bir yandan kir pas içindeki eline aldığı bir elmayı çarpık dişleri ile ısırırken, bir yandan da şansı yaver gittiği için daha fazla toplayabildiği kağıtları satacağı yere doğru aceleyle giden ve çok mutlu olan genç kız ya da delikanlıları görürüz.
Anlarız ki her şey kişinin kendine ve çevresine nasıl bakağına, kendisi ve çevresini nasıl algıladığına bağlıdır. Estetik ve ruh sağlığı da böyledir. Her insan kendi bedenini güzel hissetmek ister ama güzelin ne olduğu da her insana göre değişir. Kendisi ile barışık olan ve dünyadaki milyarlarca kişiden farklı olmanın kendini orijinal kılan, kendine has özellik olduğunu düşünen kişi mutlu olurken, burnunu beğenmeyen, boyum neden böyle, kilom neden şöyle diye isyan eden kişiler mutsuz olurlar.”
Psikolojide ‘beden imajı’ denen, bedenimizle ilgili algılamalarımızın ve kendi bedenimize yüldediğimiz anlamın çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tosun, bunun kendimizle banşık olup olmamamıza yol açabileceğini ifade ediyor. Beden imajındaki sorunların, bazen ortalamanın üzerinde güzelliğe sahip bir kadının yüzündeki çok önemsiz yara izini abartılı bir kusur olarak algılayıp utanmasına yol açabileceğini ve ruh sağlığını bozabileceğim anlatıyor.
DOKTOR BENİ BU FOTOĞRAFTAKİNE BENZET!
Kendinde fiziksel olarak bir yetersizlik gören ya da çevresi tarafından göze çarpan kusurlarından rahatsız olan kişi, bunun düzeltilmesini isteyebilir. Gerek plastik cerrahlar gerekse de psikiyatrlar, bunun normal bir davranış olduğu konusunda hemfikirler. Ancak bizim için sorgulamayı gerektiren konu, estetik ameliyatlara doymamanın ve elinde ünlülerin fotoğrafıyla plastik cerraha başvurup onun gibi olmak istemenin ruhsal bir hastalık belirtisi olup olmadığı. “Başkası gibi olmak ya da başkasına benzemek için ameliyat olma isteğinin sağlıksız bir yaklaşım olduğunda tereddüt yoktur” diyor Prof. Dr. Tosun. “Plastik cerrahların bu tip isteklerle basa çıkması da mümkün değildir. Çünkü büyük ihtimalle o kişi, ameliyatın sonucundan memnun olmayacak ve yeni bir ameliyat isteyecek ya da doktorunu suçlayacaktır.”
“AMELİYAT EDİLMEYECEK HASTA DIŞ GÖRÜNÜŞÜNDEN BELLİDİR”
Estetik cerrahi uzmanları, elinde fotoğrafla gelen hastayı diğer hastalardan daha iyi analiz etmek gerektiğine inanıyorlar. Meme, ardından karın, daha sonra yüz operasyonu gibi sonu gelmeyen isteklerle gelen ve fotoğrafta gösterdiği uzvun aynısı yapılsa bile memnun olmayan hastaları önceden fark eden ve bu gruptaki hastaları ameliyat etmemeyi tercih eden uzmanlar, “Bunun dışında ruh sağlığı yerinde, ne istediğini bilen insan görüntüsü olan ve derinlerdeki problemi çok kolay algılayamadığımız bir hasta grubunu nazik bir şekilde psikiyatriste yönlendirmeye çalışıyoruz” diyorlar. Bu tip hastaları tecrübelerine dayanarak, dış görünüşünden, konuşmasından, oturup kalkmasından, hatta kapıdan içeri girişinden bile anlayabildiğini anlatan uzmanlar, özgüveni düşük, anksiyetesi yüksek, paranoyak ve korkak bir kişiliği olan ya da prosedürü çok sorgulayan ve beklentisi çok yüksek olan hastaları, ameliyat etmekten kaçınılan hasta grubu olduğunu vurguluyorlar.
“SİZİ AMELİYAT .. EDEMEM ÇÜNKÜ “
Plastik cerrahların bariz ruhsal sorunları olan kişileri tanımakta zorlanmadıklarını söyleyen psikiyatrist Musa Tosun, “Zorluk, normal görünümde olan kişilerin, normale benzeyen isteklerini değerlendirmede yaşanır. Bu konuda dikkatli olunması ve en küçük tereddüt hasıl olduğunda psikolojik değerlendirmeye öncelik verilmesi gerekir” diyor.
Uzmanlar, kendisine estetik ameliyatı olmak için gelen hastasını psikiyatra yönlendirmesi gerektiğini fark ettiğinde, anlatmak için izlediği yöntemi şöyle ifade ediyor: “Gerçekten psikolojik sorunu olduğunu düşündüğüm insana onu ameliyat etmeyi reddetmeyi dolaylı olarak anlatırsam olmaz. ‘Sizi ameliyat etmek istemiyorum çünkü siz en iyi ameliyat neticesinden de memnun kalmazsınız. Çünkü sizin beden dismorfik bozukluğunuz, yani vücut algınızda bir bozukluk var. Sizi bir psikiyatriste yönlendireceğim. Eğer psikiyatrist arkadaşım benim yanıldığımı söylerse sizi seve seve kabul edeceğim’ diyoruz.”
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Cetinkale de estetik ameliyat için gelip, olmayacak istekte bulunan kişileri zaman zaman psikiyatrik konsültasyona gönderdiklerini vurguluyor ve bir örnek
veriyor: “Boşanmış ya da boşanma aşamasında olan biri gelip estetik ameliyat olmak istiyorum diyor. Sosyal durumunu bilmiyorsunuz ama gerginliğinden, ifadelerinden neyi istediğini ifade etmesindeki güçlükten başka problemlerin var olduğunu algılayabiliyorsunuz.” Prof. Dr. Çetinkale’nin bu tip hastalar için uyguladığı yöntem, onlara gerçekten bu ameliyatı isteyip istemediklerini düşünmeleri için belli bir süre vermek Pek çok kişinin bu zaman zarfında fikrinin değiştiğini belirten Prof. Dr. Cetinkale, ısrar edenleri ise psikiyatrik yardım için psikiyatriste yönlendirdiğini vurguluyor.
HAYALİ KUSUR YARATMA HASTALIĞI
Tıp, genellikle ergenlikle başlayan ve kişinin bedeniyle ilgili hayali bir kusur yaratmasına dayanan ‘dismorfobi’ ya da ‘beden dismorfobik bozukluğu’nun, tedavi edilmesi gereken, psikiyatrik bir hastalık olduğunu açıklıyor. ABD nüfusunun yüzde birinde rastlanan bu hastalık, genellikle gizli kalan bir hastalık olarak tanımlanıyor.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç Dr. Hakan Atalay. bu hastaların sıklıkla aşırı aynaya bakma veya fark edilen kusuru saklama girişimleri olduğunu anlatıyor. “Dismorfobili hastalar, kırışıklıklar, yara izleri, damar lekeleri, ten rengindeki solukluk veya kızarıklık, ödem, akne veya diğer lezyonlar, yüzde asimetri veya orantısızlık, saçın inceliği veya yüzdeki aşırı kıllanma gibi yüz ve baştaki hayali veya abartılmış kusurları olduğunu düşünürler. Hastaların hemen hemen tümü sosyal ve mesleki ortamlardan kaçınırlar. Hatta abartılmış kusurları nedeniyle alaya alınma endişeleri yüzünden evden çıkamaz hale gelirler” diyor.
GÖRÜNMEMEK İÇİN İSTİFA BİLE EDERLER
Bu hastaların beşte birinde intihar eğilimi görüldüğünü ifade eden Dr. Atalay, kimlerde dismorfobi görüldüğünü şöyle açıklıyor “Çoğu zaman bekar veya boşanmış kişilerdir. Toplumsal becerileri eksiktir, ilişkilerinden memnun değildirler. Birçoğunun kendilik imgesi kötüdür ve beden imgesinde bir değişikliğin kendilerine verdikleri değeri artıracağına ve hayatlarını belirgin bir şekilde düzelteceğine inanırlar. Kendilerini başkalarıyla kıyaslarlar ve gerek aileden, arkadaşlardan gerekse de hekimlerden görünüşlerine dair sürekli güvenceye ihtiyaç duyarlar. Bu hastalar genellikle obsesif, utangaç, çekingen karakterdedirler. Bedenleri ile ilgili eleştirilere fazla duyarlıdırlar. Eğer bozukluk ergenlikte başlarsa, daha az arkadaş ve sevgili edinirler. Yaşıtlarından uzaklaşırlar. Bazı kişiler kusurlarını ayrıntılı inceleyebilmek için büyüteç kullanır ve aşırı kendine bakım davranışı sergileyebilirler. Ciddi olgularda, bireyler görünmemek için evlerini sadece gece terk edebilir veya tamamen eve kapanabilirler. İşlerinden istifa edebilir, okuldan ayrılabilir veya gizlenme girişimi nedeniyle kapasitelerinin altında çalışabilirler.”
PSİKİYATRİK VAKALAR PLASTİK CERRAHA BAŞVURABİLİYOR
Medicalpark Bahçelievler Hastanesi’nden Psikolog Şebnem Turhan, “Kişinin başkalarına göre normal olmasına karşın çirkin, kusurlu, bozuk bir organa sahip olduğunu düşünmesi ve bu düşüncenin kişinin toplumsal ve mesleki alanında bozulmaya neden olması” olarak tanımladığı beden dismorfik hastalığında; depresyon ve anksiyete bozukluğunun da bir arada görğlebileceğini vurguluyor. “Hastalığın sebebi net olarak bilinmemesine karşın sosyal öğretiler, arkadaş etkisi, bedeninden hoşnut olmama, mükemmeliyetçi kişilik yapısı, ruhsal bir rahatsızlığa sahip olma, ailevi sorunlar gibi unsurlar sayılabilir. Bu kişilerin ilk başvurdukları basamak estetik cerrahlardır” diyor.
Prof. Dr. Musa Tosun bu noktada ilk dikkat edilecek hususu, estetik ameliyat isteğinin rasyonel olup olmadığına bakmak olarak açıklıyor. Boy kısalığından şikayetle bunu uzatmak için tıbbi açıdan mahzurlu önerilerle gelen, boyu çok uzun olduğu ve her yerde dikkat çektiği için bacaklarını kestirip boyunu kısaltmak isteyen, yüzünde ancak yakından dikkatlice bakıldığında görülebilecek çok küçük sivilce izlerinin yok edilmesini istenenler gibi aslında çok ciddi psikiyatrik hastalıklar sebebiyle plastik cerraha başvuranların sayısı az değildir” diyor. Tedavi biçimini, bu tip vakaların önce risikolojik değerlendirmeden, ardından psikiyatrik tedavi, ilaç tedavisi ve pisikoterapiden geçirilmesi olarak açıklayan Prof Dr Tasuna göre, bunlar yapılmaz ve hastalar ameliyat edilmeye kalkışılırsa, sonuçta ne hasta, ne doktor ne de hastanın çevresi mutlu olabilir.
Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/estetik-psikolojisi.html > Estetik Psikolojisi