Bulgaristan ve e-ticaret

Şubat 28th, 2010 by admin

Bulgaristan ve e-ticaret

Güney Doğu Avrupa’da yer alan Balkan ülkelerinden birisidir.Romanya  ve Yunanistan’dan sonra Güney Avrupa’nın en geniş üçüncü ülkesidir.Bulgaristan ayrıca Avrupa Birliği, Nato ; Birleşmiş Milletler ve Dünya Ticaret Örgütü’nün üyesidir.

Devlet gelirlerinin yüzde dördü özel araştırma ve geliştirme projeleri için harcanmaktadır.Bu sayede Bulgaristan, dünyanın ilk elektronik dijital bilgisayarı, elektronik dijital kol saati ve fotokopi makinesinin son halini oluşturmadaki önemli adımlarıyla gurur duyabilir.Bu ülkedeki en yaygın branş, bin dokuz yüz seksenlerde Doğu Bloğunun ‘Silikon Vadisi’ olarak tanınmasını sağlayan ileri derecede bilgisayar teknolojileri branşıdır.

e-ticaret nedir

e-ticaret nedir

Ekonomistler birliğine göre , Bulgaristan yasal çerçeveler içerisinde uygulanması hayati önem taşıyan ve karmaşık olan elektronik imzaların geliştirilmesinde Avrupa Birliği’nde ilk üçte yer almaktadır.Komşusu Romanya ile birlikte, IT ve internet telefonculuğu gibi dış kaynaklı bilgi dağıtım hizmetleri gibi yeni küresel hizmet modellerine çabucak adapte oldu.

E- ticaret alanında, Bulgaristan’ı diğer Avrupa birliği üyesi ülkelerle kıyasladığımızda  bu ülkenin e-ticaret alanında istenilen düzeye geldiğini görememekteyiz.Fakat bu ülkenin e-ticaret alanında diğer lider ülkelerle aynı seviyeye gelmesi sadece bir zaman meselesidir.

Eticaret alt yapıları hakkında detaylı bilgi için Proticaret.net sitesini ziyaret edebilirsiniz

Kaynak:
Bulgaristan ve e-ticaret

Zehirlenmeler

Şubat 28th, 2010 by admin

Belirli bir miktarı vücuda alındığında sağlığı bozan ya da ölüme neden olan maddelere zehir; zehirli (toksik) madde­lerin vücudu işlev yapamaz duruma getirmesine de zehirlenme denir. Zehirlenmenin nedeni; ağız, burun, deri ya da enjek­siyon yoluyla katı, sıvı, gaz hâlindeki zehirli maddelerin vücuda alınmasıdır.

Zehirli maddeler çok çeşitli olduğundan zehirlenmeler; besin zehirlenmeleri, gaz zehirlenmeleri ye tarım ilacı zehir­lenmeleri olmak üzere üç ana grupta toplanabilir. Zehirlenme çeşitlerinin belirtileri ve zehirlenme durumunda yapılacak ilk yardım uygulamaları aşağıdaki gibi verilebilir:

besin zehirlenmesi

besin zehirlenmesi

Besin zehirlenmesi

Vücuda ağız yoluyla alınan; bayat, küflenmiş, kirlenmiş ve kirli sularla yıkanmış besinlerden kaynaklanan zehirlen­meye besin zehirlenmesi denir. Besin zehirlenmesi çoğunlukla besinlere bulaşarak üremiş mikroorganizmalar ve onların sal­gıladıkları maddeler nedeniyle olur. Bazı hazır besinlerin bozulmuş olduğu, ambalajından anlaşılabilir. Örneğin teneke kutu­su şişmiş konserveler bozuk olabilir (Resim 7.15). Zehirlenme belirtileri, zehirli besinin yenmesinden yarım saat ya da daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar.

Besin zehirlenmelerinde;

* Ağızda yanma ve özel bir tat hissetme,
* Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal,
* Nabızda zayıflama, hâlsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi ve terleme,
* Göz bebeklerinde büyüme ve görme bozuklukları,
* Bazen sinir felçleri gibi belirtiler görülür. Besin zehirlenmelerinde yapılacak ilk yardım uygulamaları şunlardır:
* Belirtiler görülür görülmez bol tuzlu su içirilerek vb. yollarla kusturulur.
* Hasta hareketsiz olarak yatırılır. En kısa zamanda, onu zehirlediğinden şüphe­lenilen maddeyle birlikte bir sağlık kuruluşuna götürülür.

/Gaz zehirlenmesi

Evlerde ve iş yerlerinde kullanılan ya da dışarıdan gelen gazların (doğal gaz, bü- konservenin kutusu şişkin değildir. tan gazı, egzoz gazı vb.) neden olduğu gaz zehirlenmeleri en sık karşılaşılan zehirlen­melerdir. Saç spreyleri, yapıştırıcılardaki uçucu gazlar, soba ve mangaldan çıkan gazlar da (karbon monoksit gibi) zehirlen­meye neden olur. Bu nedenle zehirlenme olasılığı yüksek olan ev ve iş yerlerinde koruyucu önlemlerin alınması gerekir.

Gazdan zehirlenen insanda aşağıdaki belirtiler ortaya çıkar:

* Baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma ve kulaklarda çınlama,
* Hâlsizlik, bayılma hissi, kaslarda gevşeme ve uykuya eğilim,
* Karbon monoksit gibi gazlardan kaynaklanan zehirlenmelerde morarma, yutkunma zorluğu ve boğulma duygusu,
* Sersemleme, çarpıntı, görme bozukluğu, bilinç kaybı, koma vb. durumlar görülür. Bu durumda, birisi dışarıda bek­leyen en az iki kişiyle birlikte, zehirlenen kişiye yapılacak ilk yardım uygulamaları şunlardır:
* Hemen bulunduğu yerden alınarak temiz havaya çıkarılır. Dışarı çıkarmak zorsa odanın cam ve kapıları açılır ya da kırılır.
* Yürütülmeden ve hareket ettirilmeden yatırılır, üzeri örtülür, yaka, kemer gibi vücudunu sıkan kısımlar gevşetilir ve şoka girmesini engelleyecek önlemler alınır.
* Solunumu durmuşsa ya da düzensizse, yapay solunum, gerekirse kapalı kalp masajı yapılarak bir sağlık kuruluşu­na sevk edilir.
* Yanıcı bir gaz bulunması olasılığına karşı böyle ortamlara ateşli maddelerle yaklaşılmaz.

Tarım ilacı zehirlenmesi

Bağ, bahçe, tarla ve sera tarımında, haşerelere karşı çeşitli tarım ilaç­ları kullanılır. Bu ilaçların vücucla doğrudan ya da besinler ve giysiler yoluyla “bulaşması sonucu da zehirlenmeler olur.

Tarım ilaçlarıyla zehirlenmelerin başlıca belirtileri şunlardır:

* Soluk alıp verme güçlüğü ve hırıltı(ı solunum yapması,
* Bulantı, kusmş, ağız çevresinde köpüklü salya akması,
* Göz bebeklerinde küçülme, bulanık görme, kan basıncında düşme ve baş ağrısı plabjlir.

Tarım ilaçları ile zehirlenme durumunda, hastanın giysileri çıkarılıp vücudu bol suyla yıkanıp besin ve gaz.zehirlenmelerinde yapılanjlk yardım uygulanır. Hastanın bilinci yerindeyse bo[süt ye yoğurt verilerek birsağlık ku­ruluşuna ulaştırılır.

Kaynak:
Zehirlenmeler

Natur Vital Saç Maskesi – Kızıl Saçlar İçin

Şubat 27th, 2010 by admin

Kızıl saçlı bayanlar için üretilmiş bir saç bakım maskesidir. Kullanım amacı daha çok renkli saçların ışıltı kazanmasına yardımcı olur. Ayrıca yıpranmış saçlar için de bire birdir. Saçlar zamanla doğallığını ve etkisini kaybeder. Eski saçlarınıza kavuşmak için natur vital renkl saç maskesini kullanabilirsiniz. Hemen hemen Türkiye de ve dünyada her bayan kullanmaktadır.

Natur Vital Saç Maskesi Kızıl Saçlar

Natur Vital Saç Maskesi Kızıl Saçlar

Sonuç olarak saçlarınızın eski yıpranmış halinden eser kalmayacaktır. Bu saç maskesinin de asıl kullanım amacı olan doğal görünümlü saçlara sahip olabileceksiniz. Cilt gibi saçların da nemlendiricilere ihtiyacı vardır. Natur vital renkli saç maskesi ile saçlarınızı nemlendirebilirsiniz. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta bu ürünü sadece kızıl saçlı bayanlarınn kullanması
tavsiye edilir.

Kaynak:
Natur Vital Saç Maskesi – Kızıl Saçlar İçin

Ağız Kokusu Kabusunuz Olmasın

Şubat 26th, 2010 by admin

ağız kokusu

Ağız kokusu nedir bizi nasıl etkiler?

Ağız kokusu, yani nefesin kötü kokması genellikle ağız içinden kaynaklanır. Ancak sadece diş ve ağız kaynaklı olmayabilir. Akciğerlerimizde olan bir enfeksiyondan sinüzitte, şeker hastalığında ki bu durumda aseton kokusu gelir. Mide bağırsak hastalıklarında böbrek yetmezliğinden bu durumda da balık kokusu gelir, karaciğer ve metabolizma bozukluklarına ağız kokusuna sebep olur.

Ağız kokusu olup olmadığını çevrenizdeki eşiniz dostunuzdan sorarak tespit edebilirsiniz. Çoğu kişi bunun farkında değildir. Ancak net sonuca bazı geliştirilmiş cihazların desteğiyle ulaşabilirsiniz.

Her ağız kokusu halitosis midir ?

Tabi her ağız kokusu gerçekte halitosis değildir. Yani fizyolojik olarak herkeste ağız kokusu olabilir. Mesela sabah uyanıldığında sindirim kanalında biriken şeyler ve ağız içinde üreyen bakterilerin verdiği bir ağız kokusu vardır. Ya da alınan gıdaların, beslenme sırasında ve hemen arkasında verdiği kokular geçicidir ve fırçalamayla bazı gargaralarla çözmek mümkündür. Açlık, diyet oruç olmak, ağız kuruması gibi etkenlerle olan ağız kokusu etkenlerin ortadan kalkmasıyla yok olur. Ağız kokusu sosyal problemler neden olur.

Günlük hayatımızda kişilerle konuşma ve yakın çalışma ve faaliyetlerde, ikili ilişkilerde sosyo-psikolojik negatif etkilenmeler ve problemlere sebep olur. Sosyal incinmeler, karşı tarafın uzaklaşması, maddi manevi kayıplarla beraber kişinin içe kapanması, ortamlardan uzak kalması veya dışlanmasına kadar varan etkilerle karşılaşabilir. Evlilikleri bile olumsuz etkiler.

Ağız içi kaynaklı Halitosis nasıl oluşur ?

Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin atıkları kötü kokulara yol açar. Ölü veya ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkararak kokuya neden olur.

Ağız boşluğundan kaynaklanan ağız kokusunun sebebi en çok yumuşak dokulardan, yani dilden, diş eti iltihabından, ya da bunların karışımından olduğu saptanmıştır. Bunun yanında ağızda var olan hatalı veya uyumunu zamanla kaybetmiş, protezler, köprüler, dolgular, gömülü veya yarı gömülü Özellikle 20 yaş dişleri, gıda birikimine yol açabilecek herhangi bölgeler kötü kokulara sebep olabilir.

Tedavisi nelerdir?

Diş Hekiminin kontrolleriyle tespit edilen çürüklere dolgular yapılmalı, gıda birikimi oluşturabilecek bütün alanlar kapatılmalıdır. Dişeti iltihabında bakteri üremesine sebep olacak bütün enfeksiyonlar önemli ölçüde koku yapar, diş hekiminizin yapacağı tedavi ve öneriler çözüm sağlayacaktır. Ağız içindeki eskimiş köprüler, protezler gıda birikimine neden olacağı için kötü koku sebebidir. Yenilenmesi gerekenler yenilenmelidir.

Doğal tedavilerin başında tükürüğün kendisi vardır. Yemek parçacıklarını yerinden sökerek ağızdan uzaklaştıran enzimleri, bakterileri öldürebilen antibiyotikleri vardır. Yani gece boyunca tükürük salgısının azalması, şeker hastalığı, bazı ilaçların yöntemiyle, tükürük salgısının azalması yemek parçacıklarının uzun süre ağızda kalmasına neden olur. bakteriler artar, ağız kokusu ve çürükler artar.

Bu durumu gidermek için tükürük salgısını arttıracak şeyler yapmak lazım. Mesela şekersiz sakız çiğnemek gibi, gece kalkarak su içmek gibi, eğer ağızdan solunum varsa bunun sebebini de yok etmek lazım. Burun tıkalı uyumamalı ve varsa kulak burun boya/ rahatsızlıklarımızın tedavi ettirmeliyiz. Ağız kuruluğuna mani olmak için bol su içmek su içeriği bol olan sebze ve meyveler tüketmek, doktorumuzun tavsiye edeceği bazı ilaçlar çözüm olabilir.

Dilin yüzeyini fırçalanması da bakterilerin tutunabileceği alanlarda birinin temizlenmesi yoluyla ağız kokusunu geçirebilir. Bakteriler için uygun ortam sağlayan şekerli, yapışıcı gıdalarda ağız kokusunu tetikler. Bunlar içinde dişlerin sık fırçalanması, bu tip gıdaların az tüketimi, diş ipi kullanımı, lokmaların iyi çiğnenmesi çözüm getirebilir.

Sigara içmek de ağız kokusunu direkt ve dolaylı sebep olur. Sigara ağız kuruluğuna neden olur. Ve diş etinin hastalanmasına zemin hazırlar.

Ağız boşluğundan kaynaklı olmayan halitosis vakalarında ise ilgili uzman doktora başvurmak ve onun önerilerini dikkate almak gerekir. Sinüs, akciğer enfeksiyonu kaynaklı, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, metabolizma bozuklukları olabilir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/agiz-kokusu-kabusunuz-olmasin.html > Ağız Kokusu Kabusunuz Olmasın

Estetik Operasyon ve Ruhsal Sağlık

Şubat 26th, 2010 by admin

Günümüz de estetik cerrahi çok önem kazandı bu bir gerçek, inkar edilemez bir gerçek. Bir yandan iyi bir yandanda biraz kötü bir durum..

Estetik operasyon artık sıradan bir işlem gibi oldu. Kişi parasını veriyor ve istediği şekilde mümkün olduğu şekilde istediğin bir görüntüye kavuşuyor. Çoğu kişi bu duruma hazır mı ? değil mi ? sorusunu sormuyor yada çekiniyor. Eğer kişi hazır değilse ve bu durumu doktoru ile konuşmuş ise, psikolojik destek şart. “Neden şart” diye sormak gerekirse;

Estetik Operasyonlar ve Ruhsal Sağlık

Estetik Operasyonlar ve Ruhsal Sağlık

-Kişi, yeni bir görüntüye sahip olucak kadar olgun değildir. (Görüş, fikir açısından)

-Kişi, istediği şekilde olucağını asla düşünmüyorsa bu tabuyu yıkmak gerekir

-Kişi, estetik operasyon sonrası kişilik bozukluğu çekebilir.

Bu durumlar psikiyatr eşliğinde tespit edilmeli. Ancak çoğu estetik yaptırmak isteyen kişiler, kendini daha iyi, daha güzel hissetmek için değil karşı cinsi etkilemek için estetik operasyon geçiriyor. En büyü travmalar belki bu dönemlerde yaşanıyor. Ameliyattan sonra kişi aynaya bakıyor “Aa, güzel olmuş” gibisinden tepkiler veriyor ancak, karşı cinsin tepkisi bu kadar güzel olmazsa, o zaman çok daha büyük travmalar yaşanıyor.

Kaynak:
Estetik Operasyon ve Ruhsal Sağlık

Kırışıklıklar İçin Öneriler

Şubat 25th, 2010 by admin

kırışıklıklar

Kırışıklıklar için En Çok Merak Ettikleriniz…

Yaşımızın ne olduğu konusunda bize önemli ipuçları veren kırışıklıklar ciltte görülen problemlerin başında geliyor. Kırışıklıkların oluş nedenlerindeki farklılığa göre birçok şekli söz konusu. Cildin parmaklar arasında hafif sıkıştırılması ile veya hafif bir gülümseme ile ortaya çıkan ince kırışıklıklar cildin nemsizliğine bağlı kırışıklıklar. Oysaki uyur vaziyette bile ciltte kırışıklıklar görülüyor ise ve iki parmak arasında cilt gerildiğinde kırışıklık çizgisi tamamen kaybolmuyor ise kaybolmayan çizgi ciltteki çökmeyi ifade ediyor, bu kırışıklıklarda derin kırışıklıklar olarak adlandırılıyor.

Benim kırışıklığın hangi çeşit…

Bir kırışıklık çizgisinin etrafındaki cilt kırışıklığa paralel olarak iki parmak arasında gerildiğinde hafifliyorsa hafifleyen kısım cildin elastikiyetinin azalmasına bağlı. Belirgin olarak gülümseme veya kızma ifadeleri gibi yüz ifadesinin ani değişliklerinde genellikle herkeste az veya çok olabilen ve mimik çizgileri olarak adlandırılan derin kırışıklıklar ise daha çok kasların bu bölgelerde aşırı kullanımına bağlı güçlenmesi neticesinde cildin büzülmesine bağlı oluşan kırışıklıklar. Bazen de cildin yerçekimi etkisine bağlı olarak sarkması, yüzeyinin genişlemesi ve katlanması sonucunda da sarkma kırışıklıkları oluşabilmekte. Görüldüğü üzere birçok kırışıklık çeşidi var ve hepsinin oluş nedenleri de farklı. O halde kırışıklıklarda en etkin tedavi metodu ise nedene yönelik tedaviyi sağlamalı.

Kırışıklıklar ne zaman rahatsız edici oluyor…

Kırışıklıklarımızı özellikle 40. 50.60 yaşlarına girdiğimizde belirgin olarak fark ediyoruz ve rahatsız oluyoruz. Örnek olarak insanlar 38 yaşından 39 yaşına geçerken veya 44 yaşından 45 yaşına geçerken yaşa bağlı bedensel fotoğrafı gözden geçirme ihtiyacı duymazken. 39 yaşından 40 yaşına geçerken veya 49 yaşından 50 yaşına geçerken belirgin bir mutsuzluk yaşarlar. İnsanlar bu dönemlerde yaşlanma belirtilerini bedenlerinde belirgin olarak görmeye ve kritik yapmaya, bu belirtilerle ilgili yazıları daha çok okumaya veya yaşlanma sohbetlerini daha çok yapmaya eğilimlidirler.

Her geçen gün yaşlanma belirtileri daha erken ortaya çıkıyor…

1930’lu veya I950′li yıllarda doğanlar ile 1980′li yıllarda doğanlara baktığımızda, yaşlanma belirtilerinin eski nesilde daha yavaş ve geç ortaya çıktığını görüyoruz. Çünkü eski yıllardaki gerek genetik mirasın sağlamlığı, gerek beslenme faktörlerinin natürelliği. gerekse de yaşanan çevre faktörlerinin dokularımız üzerinde oluşturduğu tahrip edici etkilerin son derece düşük olması eski nesil insanlarının yaşlanma belirtilerinin geç ve az oluşmasını açıklamak için yeterli. Başka bir açıdan bakıldığında ise eski yıllarda cildi koruyan, geliştiren bakım unsurları da günümüzdeki kadar gelişmiş düzeyde değilken günümüzdeki insanlar kozmetik bakımların ve uygulamaların kapsamı hakkında medyadan elde ettiği bilgilerle daha çok faydalanmakta ve cildinin olumsuzluklara karşı daha çok korumaya çalışmakta. Acaba bunca korumaya karşı yaşlanmaya ne kadar karşı koyabildiğimiz konusunda ise hepimizin düşünmesi gerekiyor.

Ağızdan alınan ürünlerle kırışıklıklar azaltılabilir mi ?

Cildimizi desteklemesi için ağızdan alınan birçok hap, kapsül veya beslenme öğelerinin mide barsak sisteminde güçlü asit etkilerine maruz kaldıktan sonra kısmen emilime uğrayarak kana geçerler ve tüm dokulara ulaşmaya çalışırlar, kanlanma miktarı az olan organlara ise az miktarda ulaşırlar. Vücudumuzdaki dokular içersinde kanlama miktarı en düşük organlarımızdan bir tanesi cildimiz ve maalesef ağızdan alınan gıdalarla cildin desteklenmesi ihtimali de son derece düşük. Cildimiz için ağızdan bir takım destekleyici unsurları almak yerine sağlıklı ve dengeli beslenme ile bol miktarda natürel gıdaları tüketmek, bol su içmek en faydalı yol. Kozmetik ürünlerle kırışıklıklar ne derece azaltılabilir…

Dışarıdan cilde uygulanan kozmetik ürünlerin cilt tarafından faydalanma değerleri oldukça düşük seviyelerde. Evde kullandığımız ürünler cilde uygulandıklarında % 10 u geçmeyen bir kısmı cildin derinliklerine ulaşabiliyor, çünkü cildimiz dışarıdan cilde gelebilecek her türlü etkilere karşı derin dokuları korumak üzere yapılandırılmış. Kozmetiklerin derine ulaşma gücünün oldukça düşük olması kozmetiklerden beklentilerimizin de oldukça düşük seviyede gerçekleşeceğini işaret eder. Oysaki klinik uygulamalarda çeşitli aletler yardımıyla yapılan bakım prosedürlerinde cildin kan dolaşımı hızlandırılmakta. ürünlerin cildin derinliklerine ulaşma gücü artırılmakta, cildin yavaşlamış görevlerinin hızlanmasını sağlayan refleksler geliştirilmekte, cildin içerisinde biriken atıklar ise hızla uzaklaştırılmakta. Böylece kozmetik ürünlerin cildin derinliklerine ulaşma miktarları ve güçleri ile ciltte gerçekleştirdikleri etkilerde artırılmakla. Zaman zaman medyada kozmetiklerle ilgili abartılı reklamlar dikkati çekmekte. Örneğin kremle botox etkisi, kremle kırışıklıkları yok edin ” gibi mesajlarla kozmetik ürünlere ilgi artırılmaya çalışılmakta ise de özellikle kozmetik uygulamalar konusunda her geçen gün bilgi seviyesi artan toplumumuzda insanlarımız bu tür gerçek dışı mesajlara itibar etmemekteler.

Kozmetikler kırışıklıklara karşı koyabilir mi?

Ergenlik dönemlerinin tamamlandığı 20 -24 yaş civarına kadar cildin yenilenine gücü son derece güçlüdür, ergenlik dönemi yaşlarında cildin yenilenme gücü yavaşlamaya ve ilerleyen yaşlar ile yerini her geçen gün hakim olacak yaşlanma belirtilerine bırakmaya başlar. Cildimizin ve bedenimizin maruz kaldığı birçok olumsuzlukta yaşlanma sürecimizin daha erken, daha güçlü yaşanmasına neden olur. Cildimizdeki yaşlanma belirtilerini hızlandıran ve güçlendiren etkilerin başında ise stres, sağlıksız ve dengesiz beslenme, sigara ve alkol tüketimi, güneş ve solaryum etkileri gelmekte.

Erken yaşlarda her bir bireyin cildine münhasır olmak üzere cildin nemini koruyacak veya normal limitlerde tutacak, beslenmesini ve desteklenmesini sağlayacak, olumsuz çevre etkilerine karşı koruyacak kozmetik anlayışın planlanmasında ve uygulanmasında yarar var. Dişleri fırçalama disiplinimiz gibi cildimizin mevsimsel değişiklikleri de dikkate alarak kozmetik ihtiyaçlarının karşılanması yaşlanma sürecimizi geciktirir. Küresel ısınmasının etkisiyle cildimizin zararlı ışınlarla temasının artacağı da dikkate alınarak yeterli çeşitlilikte ultraviyole koruma filtresi içeren ürünlerle ve antioksidan kozmetiklerle cildin korunması da son derece önemli.

Kırışıklıklardan tamamen arınmak mümkün mü?

Dokular sağlıklı biyolojik yaşamlarını her geçen gün idama etmekte zorlanırlar, dolayısıyla biyolojik fonksiyonlar yavaşlamaya başlar ve yaşlanma belirtilerine gidiş ise hızlanmaya başlar. Bu gerçeklen yola çıkarak kırışıklıkların tamamen yok edilmesi mümkün olmamakla birlikte yapılacak bakım veya klinik tedavi prosedürleri ile kırışıklıklarını geciktirilebilirler, azaltılabilirler. Kırışıklıkların azaltılması veya kontrol altına alınmasında birçok klinik prosedürden faydalanılmakla birlikte en etkin çözüm kişinin kırışıklıklarını hazırlayan temel faktörleri azaltan kişiye özgü metotların tercih edilmesi.

Ultraviyoleden cildi % 100 koruyabilir miyiz?

Güneş ışınlarını oluşturan ultraviyole içerisinde cildimize faydalı ışınlar dışında cildimize zarar veren birçok ışınlarda mevcut. Zararlı ışınlardan koruyucularla % 100 korunmak mümkün değil. Zararlı ışınların her bir çeşidine karşı koruma sağlayan ultraviyole koruma faktörlerini içeren koruyuculardan % 15 koruma faktörü içerenler cildi % 96 oranında korurken, % 60 veya daha fazla koruma faktörü içerenler ise cildi ancak % 98 oranında koruyabilmekteler.

Cildimizin zararlı çevre etkilerine karşı korunmasında son derece önemli olan ultraviyole faktörleri yüksek oranda koruma faktörleri içerenlerinin kıvamları son derece yoğun ve cilt tarafından ise emilmeleri son derece düşük, dolayısıyla bu kozmetikler cildin yüzeyinde ince bir tabaka oluşturarak cildin nefes almasını olumsuz yönde etkilemekte, gözenekleri tıkayarak cildin salgılarının yüzeye ulaştırılmasını güçleştirmekte, cildin yağlanmasına ve sivilcelenmesine neden olarak sağlığının bozulmasına neden olabilmekteler. O nedenle yeterli çeşitlilikte ultraviyole koruma faktörü içeren koruyucu kozmetiklerin 15 faktörlü olanlarını kullanmak genellikle cilt sağlığı yönünden yeterli olabilmekte.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/kirisikliklar-icin-oneriler.html > Kırışıklıklar İçin Öneriler

En Çok Yapılan Estetik Operasyonlar

Şubat 24th, 2010 by admin

Kadınlar en fazla liposuction ve meme büyütme; erkekler ise saç ekimi ile burun estetiği yaptırıyor

Ülkemizde en sık yapılan ameliyatlar arasında liposuction vc meme büyütme ilk sırayı almaktadır. Bayanların kadınsı özgüvenin tekrar kazanımı konusunda bu tür ameliyatlara yatkınlıkları bulunmaktadır. Ameliyat sonrası estetik sonucu hemen görebildikleri için de meme estetiğinin ayrı bir önemi var tabi. Kısacası meme estetiği, özellikle de protez ile meme büyütme ameliyatları toplumumuzda mutlu kadınlar yaratmaktadır. Erkek hastalarımız ise ülkemizde en sık saç ekimi ve burun estetiği ile ilgileniyorlar ancak liposuction, yüz-boyun germe ve karın germe gibi estetik girişimleri dc yaptıranların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Liposuction kilo verme ameliyatı değildir, vücuda kontur verme girişimidir. Liposuction kesinlikle kilo verme amaçlı yaptırılmamahdır. Vücudun bölgesel yağ birikimlerinin vakum yardımıyla alınması vc sonuçta olması gereken konturun vücuda verilmesi işlemidir. Günümüzde bazı son teknoloji ürünü olarak piyasaya tanıtılan aletler yardımı ile bölgesel yağlanmadan kurtulmak ve görünüşü düzeltmek liposuction kadar etkili olamamaktadır. Bu tür aletlerin kullanımı zaten bilimsel açıdan kabul görmüş yöntemler değillerdir. Tecrübeli ellerde, genel veya sedasyon anestezisi altında yapılabilen liposuction derin ve yüzeysel yağlanmanın giderilmesi ile göz alıcı görünümün kazanılmasında uzun süreli ve en etkili tek yöntemdir.

Meme büyütmede kullanılan protezler kanser yapar mı? Ve bu işlem sonrası bayanlar emzirebilirler mi?

Meme büyütme ameliyatlarında çoğunlukla, en son jenerasyon jel dolgulu meme protezleri kullanılmaktadır. Bunlar Amerika ilaç dairesi onaylı (FDA onaylı) oldukça güvenli protezlerdir. Kanser yapmazlar ve mamografı görüntülenmesinde karışıklığa da neden olmazlar, sadece farklı yöntemlerin kullanılmasını gerektirebilirler. Bayanların bebek emzirmelerini ise engellemezler.

Burun estetiğinde doğal ve yüze uyumlu, aynı zamanda da fonksiyonel sonuçlar aranmalıdır.

Burun estetiği ameliyatları sadece şekil verme girişimleri olarak görülmemelidir. Bazı kişiler burunlarındaki çirkin görüntüden şikayetçi olabildikleri gibi nefes alma problemleri ile de gelebiliyorlar. Estetik ve Plastik Cerrahi nefes alma sorunu olanlarda bu problemin çözümü ile. olmayanlarda ise fonksiyonel bir bozulmaya yol açmadan kişilerin yüzlerine uyumlu, doğal görünümlü burunlar elde etmeyi amaçlar. Yani Estetik ve Plastik Cerrahi sadece şekil ile değil bumun fonksiyonel kazanımı ile dc ilgilenir. Hastaların beklentileri yanında gerçekçi bir yaklaşım burun ameliyatlarında olmazsa olmaz şartlardandır.

Hastanın ameliyata kendisini iyi hazırlaması sonuç için çok önemlidir.

Toplumumuzda özellikle son yıllarda yaygınlaşmasına rağmen Estetik ve Plastik Cerrahi girişimleri ile ilgili bilgi düzeyi yine dc istenilen düzeyde değil. Hastaların ameliyatlarını gerçekleştirecek uzman hekim tarafından karşılıklı güven esasında bilgilendirilmeleri önem taşımaktadır. Olabilecek komplikasyonların görülme şansını en aza indirmede hekimin tecrübesi ile ameliyatın yapılacağı tam teşekküllü bir ortamın yanında hastanın da uyması gereken bazı kuralların olduğunu bilmesi büyük bir etkendir. Hastalar mutlaka gerçekçi bir beklenti içinde olmalıdırlar.

Olumlu ya da olumsuz tüm sonuçlar konusunda bilgilendirilmelidirler. Bazı hastalar anormal istekler ile tarafımıza başvuruyorlar. Estetik ameliyat olmayı uzun süredir planlayan bazı hastalarımız bize ellerinde ünlü kişilerin resimleri ile gelebiliyorlar. Ya da komşu etkisinde çok kalınan toplumumuzda hastaya en uygun yöntemden hekimin kararını uzaklaştırmaya çalışan kişiler dc az değil. Son zamanlarda ise internet veya basın organlarında bilimsel olmayan, kanıtlanmamış, altında kimsenin imzasının bulunmadığı girişimler ile kafasını karıştıran hasta sayısı ise gün geçtikçe artmaktadır.

Estetik cerrahi ameliyatları her hasta için ayrı planlama gerektiren, ancak tecrübeli ellerde başarının kaçınılmaz olduğu, gerçek beklentilerin ötesine geçilmemesi uygun girişimlerdir. Gerçek ve bilimsel olmayan istekler ile gelen hastaları ameliyat etmemek taraflar için şarta dönüşmektedir.

Kaynak:
http://www.plastikcerrahi.net/en-cok-yapilan-estetik-operasyonlar.html > En Çok Yapılan Estetik Operasyonlar

Calvin Klein Truth

Şubat 24th, 2010 by admin

Truth Calvin Klein For Women Edp 100 ML

Doğanın zengin aromasını kadının teniyle buluşturmak, o aromanın dayanılmaz tazeliğini ve duygusallığını kadının ruhuna yansıtabilmek, Calvin Klein Truth Woman ile hayat buluyor artık.

Truth Calvin Klein

Truth Calvin Klein

Ağaçsı kokuları, kadının teniyle harmanlayıp zengin bir koku ve benzersiz bir deneyim yaratmayı hedefleyen Truth Woman, barındırdığı zengin aromatik öğelerle bunu hak ediyor.

Kadının içsel duygularını, taze çiçek kokularıyla betimleyen parfüm, doğanın başa çıkılmaz cazibesini de kadına eklemeyi unutmuyor. Truth Woman böylelikle karşımıza klasikten dinamiğe ve moderne doğru yol kateden bir deneyim olarak çıkıyor. Şişesindeki narin, kırılgan ve bir o kadar da sert çizgiler kadının ruh halini yansıtıyor.

Rengi ile de dinginliği fazlasıyla betimleyebiliyor Truth Woman. Calvin Klein bu özel deneyimi, 205, 95 TL yerine 137, 79 + KDV fiyatıyla sunuyor.

Kaynak:
Calvin Klein Truth

Terazi Boğa Uyumu

Şubat 24th, 2010 by admin

TERAZİ-BOĞA Burç Uyumu ve İlişkisi

Terazi insanının boğa ile olan birlikteliğinde en büyük yanılgısı, onun kararlılığını dengeli olmakla karıştırmasıdır. Boğa her konuda bir fikre ve bir karara sahiptir. Terazi çok geçmeden boğanın bu tutumlarının sebebinin onun kişiliğin de olan inatçılık huyunun olduğunu anlayacaktır. Eğer boğa burcu insanı bu inatçılık huyunu dizginleyemez ise teraziyle olan beraberliği çıkmaza girebilir. Terazi kırılgandır. Her zaman kendi adına karar verilmesinden hoşlanmayacaktır. Boğanın en kötü alışkanlığı ise hayatı planlar ve yaşar. Hiçbir şeyi akışına bırakmaz. Bu yüzden biraz zor insanlardır

Terazi Boğa Burç Uyumu ve İlişkisi

Terazi Boğa Burç Uyumu ve İlişkisi

.

Maalesef terazi ve boğa çifti sosyal hayatta da pek yan yana duramazlar çünkü boğaların çok sosyal oldukları söylenemez. Boğalar iş toplantıları dışında herhangi bir etkinliğe katılmazlar. Bu durum terazinin hiçte hoşuna gitmeyecek çünkü terazi sosyaldir, yeni insanlarla tanışmayı sever.

Bir boğayla dışarı çıkmak terazinin yapabileceği en komik hata olur. Boğa için varsa yoksa iş. Terazi konuşmak ister, boğada susmak ister. Terazi ile boğanın en çok anlaşabileceği konu maddi konulardır ve seks hayatlarıdır. Boğa cinsellikte lakabı kadar heybetlidir. Asla acele etmez ve hayatta hiçbir şeyin tadını çıkarmadığı kadar seksin tadını çıkarır. Terazi ve boğa birlikteliğinin yürümesi sadece bunlarla ilintili değil. Aslında olumsuz gibi görünen bu ilişkide derin hisler vardır. İkisi de kolay vazgeçebilen insanlar değillerdir. Denemekten vazgeçmezler. İçlerinde küçücük bir sevgi kırıntısı varsa bile peşinden koşarlar. Terazi ve boğanın birlikteliği aşktan daha kötü bir şeydir. Alışkanlık.

Kaynak:
Terazi Boğa Uyumu

Kappa Ayakkabı Modelleri

Şubat 23rd, 2010 by admin

Kappa Ayakkabı Modelleri

Kappa Ayakkabı Modelleri

Kappa Ayakkabı Modelleri

Kappanın bir çok ayyakabı modeli mevcuttur. Bot, spor ayyakabı, futbol ayakkabıları ve basketbol ayyakkabıları gibi bir çok modeli mevcuttur. Tanıdık ünlü simalar dahi kappa markasını tercih etmektedir. Kappa futbol ayakkabılarını özellikle ünlü futbolcularda görebilmeniz mümkündür.

Kappa ilk yıllarında spor türü ayakkabılar üretmeyi tercih etti. Fakat son yıllarda kappa botları kappa giyim mağazalarında görebilir olduk. Özellikle bayanların bu botları tercih ettiğini görebilirsiniz. Bayanların kappa botları tercih etmelerinin nedeni ise şirin ve kaliteli olmasından kaynaklanır. Ayrıca kappa futbol ayakkabılarıda mevcuttur. Bu futbol ayakkabıları çim sahalarda futbolcuya artı puan kazandırmaktadır. Futbolcular için giydikleri ayakkabılar önemlidir. Çünkü çim sahlarda kalitesiz ayakkabı giyenlerin bir çoğu futbol oynamada zorluk çekmektedir. Bu nedenle kappa futbol ayakkabıları profesyonel ve amatör futbolcular tarafından tercih edilmektedir.

Kappa firması sadece ayakkabı üretmemektedir. Aynı zaman da kappanın bir çok giyim ürünüde bulunur. Bu giyim ürünleri polar, t-shirt ve çeşitli giysilerdir. Bir kappa mağazasına gittiğinizde sadece ayakkabılar ile karşılaşmayabilirsiniz. Aynı zaman da kappa sponsor olduğu spor klüplerinin giyim ürünlerinide mağazasından satışa sunmaktadır.

Kaynak:
Kappa Ayakkabı Modelleri

« Previous Entries